TRACING THE MEMOIR OF DR. ŞERAFEDDİN MAĞMUMİ FOR THE URBAN MEMORY OF AYVALIK
Journal Name:
- Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi
Keywords (Original Language):
| Author Name |
|---|
Abstract (2. Language):
Based on Dr. Mağmumi’s work, titled Bir Osmanlı Doktorunun Anıları:
Yüzyıl Önce Anadolu ve Suriye (Memoirs of an Ottoman Intellectual:
Anatolia and Syria a Century Ago), this article aims to describe the natural
and urban background and daily life in Ayvalık during 1890s considering
the memoirs of the writer, as well as contribute to the redefinition of the
lost urban memory of the city (1, 2). This memoir describes Dr. Mağmumi’s
travels from Edremit to Ayvalık, his observations about Ayvalık and
Cunda and his departure from Ayvalık and arrival to İstanbul after an
adventurous boat trip (3)(Mağmumi 2001, 134-156).
Dr. Şerafeddin Mağmumi was an Ottoman intellectual born in İstanbul in
the 1860s. He was a medical doctor during the repressive reign of Sultan
Abdulhamit II, charged with important responsibilities in the foundation
of İttihat ve Terakki (Union and Progress). He was later exiled to Paris
after 1890s and continued his studies there. Because he could not return to
İstanbul for political reasons, he settled in Cairo (Egypt) and became the
private doctor of King Faroq of Egypt. He died in 1931. During his time in
Cairo he wrote a several books (Mağmumi, 2001, 9-13; Polat, 2002, 1999).
Dr. Mağmumi’s book records his memories about Anatolia and Syria. It
was translated from Ottoman to Turkish by Cahit Kayra and published in
2001. According to Kayra (Mağmumi, 2001, 10) Dr. Şerafeddin Mağmumi
(1860?-1931) was on the staff of Bongowsky, who was in charge of the
Ottoman Health Organization to fight against the cholera epidemic.
Dr. Mağmumi set off for Bursa on the 9th of September 1894. He stayed
there until the end of November and afterwards visited the settlements
in the vicinity (Bandırma, Erdek, Balıkesir, Edremit and Burhaniye/
Kemer) and their surrounding villages. At the end of December 1894,
he arrived in Ayvalık, stayed a couple of weeks in the city and made detailed observations on Ayvalık. In his memoirs the morphology, natural,
architectural characteristics and social life of Ayvalık as well as the medical
topography are noted, which contribute to portraying the lost urban
memory of the city.
Situated at the northwest of Asia Minor, to the east of Mytilene (Lesbos),
Ayvalık was a significant commercial town during the 19th century (Figure
1). In 1890, almost the entire population of the city consisted of Greek
speaking Christians under Ottoman rule. Despite its wealth, there are few
written and visual sources and studies on the city (4). The memoir of Dr.
Mağmumi, written in 1895 and recently published in 2001, is critical as it
throws a light on the recent history of Ayvalık.
Mağmumi left Ayvalık for İstanbul on January 23, 1895, when nominated
as inspector in a health committee to make investigations on the cholera
epidemics around Adana, Adıyaman, (Kahraman) Me’raş, (Gazi) Antep,
Aleppo, Beirut and Damascus. He witnessed the misery of sick people
in these cities, in the period of decline of the Ottoman Empire and gave
detailed observations in the memoirs.
The first part of this article comprises a summary of the history of
Ayvalık, focusing on the 19th century. The second part interpretes the city
and its daily life according to Dr. Mağmumi’s memoir and the original
photographs and visual documents, most of which were unpublished
until today. The section aims to illustrate the route followed by Mağmumi
through the use of old photographs. Existing traces or buildings referred
to by Mağmumi are investigated within the urban pattern of Ayvalık and
their locations shown on a map for this purpose (Figure 2). This way,
physical image of the city is redefined, enriched by descriptions of daily life
at Ayvalık provided by Mağmumi. The third and last section provides a
short interpretation on how Dr. Mağmumi’s descriptions are reflecting on
space and daily life of Ayvalık today.
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Onsekizinci ve 19. yüzyıllar boyunca Ayvalık (Kydonia), Osmanlı
İmparatorluğu sınırları içinde önemli bir Rum yerleşmesidir. 1890 yılında
21.666’ya ulaşan nüfusun tamamını Rumlar oluşturur. 1880’lerden itibaren
zeytin ve yan ürünlerine dayalı üretimin gelişmesine koşut, bir kıyı kenti
olan Ayvalık önemli bir ticaret merkezine dönüşür. Ekonomik alandaki
bu başarı, kentte zengin bir kültür ortamının yaratılmasını sağlamıştır. Bu
zengin kültürel ortam, 19. yüzyılda gündelik yaşamdan, kentsel dokuyu
oluşturan yapı çeşitliliğine kadar pek çok ayrıntıda izlenir.
Bu zenginliğe rağmen Ayvalık hakkındaki yazılı ve görsel kaynaklarla,
güncel çalışmalar sınırlıdır. Kentle ilgili yeni ve önemli Türkçe
kaynaklardan biri, Osmanlı aydını Dr. Şerafeddin Mağmumi’nin (1860?-
1931) “Bir Osmanlı Aydınının Anıları: Yüzyıl Önce Anadolu ve Suriye” adlı
anı kitabıdır. Eserin bir bölümünde Dr. Mağmumi Edremit’ten Ayvalık’a
gelişini, Ayvalık ve Cunda ile ilgili gözlemlerini ve Ayvalık’tan ayrılarak
maceralı bir vapur yolculuğu ile İstanbul’a dönüşünü anlatır.
Bu çalışma Dr. Mağmumi’nin Ayvalık’la ilgili yaptığı gözlemlerden yola
çıkarak, 1895 yılında Ayvalık’taki doğal ve kentsel çevre ile gündelik
yaşamı tasvir etmeyi, böylece mübadele ile kesintiye uğrayan kentsel
hafızanın tanımlanmasına katkıda bulunmayı amaçlar.
Dr. Şerafettin Mağmumi 1860’lı yıllarda İstanbul’da doğmuş; II
Abdülhamit’in baskıcı döneminde bir süre doktorluk yapmışve İttihat ve
Terakki Partisi’nin kuruluşunda önemli görevler almıştır. 1890’lı yılların
sonunda Paris’e kaçar ve çalışmalarına bir süre orada devam eder. Daha
sonra siyasi nedenlerle İstanbul’a dönemediği için Kahire’ye yerleşerek,
Mısır Kralı Faruk’un özel doktoru olarak yaşamını sürdürür. 1931 yılında
vefat eden Dr. Mağmumi, Kahire’de kaldığı dönem boyunca çeşitli eserler
verir.
Dr. Mağmumi’nin çalışmaları arasında Anadolu ve Suriye’ye ilişkin
anılarını içeren ve bu çalışmaya kaynak olan eser, Cahit Kayra tarafından
Osmanlıcadan Türkçeye çevrilmiş ve 2001 yılında yayınlanmıştır. Kayra’ya
göre Dr. Mağmumi Osmanlı Devleti’nin sağlık işlerini yürütmek üzere
paşa rütbesi ile görevlendirdiği Bongowsky’nin kadrosunda, ülkeyi saran
kolera salgını ile savaşmak üzere çalışır. 1894 yılı sonunda aldığı çağrı
üstüne, ertesi gün Bursa’ya gitmek üzere yola çıkar. Kasım ayının sonuna
kadar Bursa’da kalan Dr. Mağmumi, Aralık ayında Bandırma, Erdek,
Balıkesir, Edremit ve Burhaniye (Kemer) ile köylerine gider. 1894 yılı
Aralık ayı sonunda Ayvalık’a geçen Mağmumi, burada birkaç hafta kalır.
Bu sırada kolera salgını konusunda Adana, Beyrut ve Şam’da incelemeler
yapacak olan heyetin müfettişliğine atanan Mağmumi, İstanbul’a dönmesi
için bir telgraf alır. Bu telgraftan iki gün sonra gelecek vapurla İstanbul’a
dönmek üzere, hazırlık yapar ve Ocak ayının 11. günü (1895) Ayvalık’tan
ayrılır.
Dr. Mağmumi’nin anıları Ayvalık’taki sağlık koşullarından çok, kentin
morfolojik özelliklerine, yapı türleri ve kullanımlarına; gündelik hayattan,
üretim ve ticaret hayatına kadar farklı konulardaki tanımları içerir. Yazar
bir yandan kentteki büyük ve sayıca çok kiliseleri, Mısır mimarisi tarzında
olduğunu düşündüğü okulları, kaldığı Burgala hanını anlatırken; bir
yandan da gündelik hayata katıldığı gazino ve kahveleri, bu mekânlardaki
insanların eğlence biçimlerini, içilen içkileri, kadın ve erkeklerin davranış
kalıplarını ve giyimlerini anlatır. Ondokuzuncu yüzyılda zengin bir kent
olan Ayvalık’taki zeytinyağı, sabun ve deri üretimini, kentin nasıl bir bolluk içinde olduğunu ve fiyatların ne kadar düşük olduğunu gün be gün
aktarır.
Çalışmanın ilk bölümü Dr. Mağmumi ile birlikte Ayvalık’ın 19. yüzyıldaki
tarihine ilişkin kısa bir tanım içerir. İkinci bölüm, Mağmumi’nin gözüyle
kenti ve ketteki sosyal yaşamı aktarırken, onun betimlemeleri daha önce
yayınlanmamış eski fotoğraflarla görselleştirilir. Makalenin ortaya çıkış
amacını oluşturan bu bölümde, Mağmumi’nin kentte izlediği rota, yaptığı
göndermelerdeki izler ve yapılar,araştırılarak döneme ait fotoğraflarla
ilişkilendirilmiş ve kentteki konumları belirlenerek bu amaçla hazırlanan
bir harita üzerinde işlenmiştir. Böylece Ayvalık’ın 1985’deki kentsel resmi
yeniden tanımlanmış ve bu resim Mağmumi’nin günlük hayata ilişkin
betimlemeleri ile zenginleştirilmeye çalışılmıştır.
Çalışmanın son bölümünde Mağmumi’nin betimlemelerinin bugünkü
Ayvalık’ta, mekâna ve gündelik yaşama yansımalarına ilişkin yorumlar yer
alır. Ayvalık’taki kentsel dokunun geniş çapta korunmuş olduğu ve hatta
kentsel işlevlerin de aynı konumlarda devam ettiği; dolayısı ile kentsel
hafızanın izlerinin, yaşanan büyük travmaya -mübadele- rağmen, fiziksel
mekânda devam ettiği saptanmıştır.
Mağmumi’nin aktardığı gazino ve kahvelerle, bunların kuzeyindeki çarşı
ve gümrüğü içeren bölgede sadece işlevler değil, sokaklar da mübadele
öncesindeki isimlerini sürdürmektedirler. Kent meydanının güneyindeki
depolar bölgesi, buradaki işlevler kent dışına taşındığı için boşalmıştır.
Ancak tüm bozulmuşluklarına rağmen yapılar sürekliklerini korurlar.
Kilise, hastane ve okul gibi yapıların bir kısmı işlevleri devam ettiği sürece
korunmuş, merkezden uzak olup işlev değiştiren ya da boş kalanlar ise
maalesef yitirilmişlerdir. Bu korunmuşluğun yanısıra, kentsel hafıza
açısından büyük kayıplar da vardır. Bunlar arasında en önemlileri, Sakarya
tepesinde yer alan konumu ve büyüklüğüyle kentsel referans olan Prophet
İlias Kilisesi, 1890’larda Ayvalık’taki sosyal hayatın önemli parçası olan
Ayvalık Akademisi ve kent siluetinin önemli elemanları olan, yükseklikleri
nedeniyle depremlerden en çok zarar gören tuğla fabrika bacaları
sayılabilir.
Ayvalık’taki kentsel doku Dr. Mağmumi’nin sunduğu izler ve bilgilerle
ilişkilendirildiğinde, kentin 19. yüzyıl sonundaki resmi ve soysal yaşamı
yeniden tasvir edilebilmektedir. Mağmumi’nin izinden giderek yeniden
keşfedilen, kentin 19. yüzyılına göndermeler yapan araştırmada sunulan
izler ve yapılar korunarak, kentin geleceğe yönelik kentsel hafızası
tanımlanıp canlandırılırsa, bu çalışma amacına ulaşmış olacaktır.
FULL TEXT (PDF):
- 2
53-80