Journal Name:
- Sufi Araştırmaları Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Günümüz dinleri arasında Hinduizm, mistik eğilimin en güçlü olduğu ve bünyesinde farklı mistik görüşleri barındıran bir din olarak dikkati çeker. M. Eliade'nin hocası S. N. Dasgupta, Hint mistik ekollerini Veda ilahileri, Upanişadlar, Budist Vinaja metinleri, Bhagavad-gita ve Yoga sutralardan kaynaklanan beş farklı okul olarak tanımlar. Bunlardan Veda ilahilerinde ortaya konan kurban mistisizmi, günümüzde büyük oranda önemini yitirmiştir. Vinaja-Pitaka metinlerine dayanan nirvana odaklı mistik düşünce ise, Budizm'in farklı kültürlerde yayılmasının doğal bir sonucu olarak kendi içinde çeşitlenmiş ve hepsinden önemlisi, ayrı bir dinsel gele-neğin/geleneklerin mistik eğilimleri haline gelmiştir.
Diğer Hint mistik okulları da Şankara'nın Advaita ve Ramanuja'nın Dvaita felsefelerine bağlı olarak, farklılıkları kadar ortak noktaları da fazla olan iki ekole indirgenmiştir. Dolayısıyla biz, bugün için iki farklı Hint mistik düşüncesinden söz edebiliriz. Bunlar, ruhun bedendeki halini tutsaklık olarak tanımlama ve bir an önce bundan kurtulmak gerektiği konusunda hemfikirdir. Aynı şekilde onlara göre nihai kurtuluş, ruhun, zaman ve mekânla ilgili sınırlamaları aşması ve nedensellik zincirinin kırılması demektir. Bununla birlikte, Tanrı ve ruhun mahiyetleri, ikisi arasındaki ilişki, kurtuluş yolu ve yapısı gibi temel konularda ise adı geçen iki ekol arasında önemli görüş farklılıkları söz konusudur. Örneğin, Advaita düşüncesinde kurtuluş, hiçbir zaman Tanrıya duyulan muhabbet sonucunda O'nda fena bulma olarak anlaşılmamıştır. Çünkü orada insanları, dini emir ve yasaklara uyup uymadıklarına göre karşılık veren bir Zât (Tanrı) fikri yoktur. Burada amaç, sonsuz varlık (Brahman) ile zaman, mekân ve maddeye bağlı varlık (Atman) arasındaki özdeşliğin kavranılması-dır. Bu da daimi tefekkür sonucu elde edilen sezgisel bilgi ile mümkündür.
Ramanuja'ya göre ise, varlıklar, fenomenler âlemi, sonsuz ruhlar âlemi ve bu ikisinin kaynağı ve rabbi olan Tanrı olmak üzere üç kısma ayrılır. Bu Tanrı, Upanişadların Evrensel Ruh olarak tanımladığı Brahman'dan farklıdır. Çünkü o, bütün sonsuz özlerin (bireysel ruhların) toplamı olduğu için ruhlar kategorisinde yer alır. Hâlbuki Ramanuja'ya göre nihai kurtuluş, ruhun kendi ölümsüzlüğünü idrâk etmesinden daha fazla bir şeydir. Çünkü Tanrı, sadece âlemin ruhu değil, zaman ve mekân sınırlamalarının ötesinde bir Zât'tır. Yani insani özelliklere sahip bir varlıktır. Bu nedenle ona gösterilecek sevgi ve hürmet, her türlü eylemin önünde yer alır. Hatta bu, eylemlerin Tanrı tarafından makbul oluşunun da ön şartıdır.
Advaita ekolü, gerek soyut ve tanımlanması zor Tanrı ve maya algısı gerekse sezgisel bilginin elde edilebilmesi için önerdiği mistik yolun uygulama zorluğundan ötürü Hint toplumunda genel kabul görmemiş, daha ziyade elit bir grubun kurtuluş yolu olarak kalmıştır. Buna karşılık Ramanuja düşüncesinden kaynaklanan mistik anlayış ise, özellikle insanların her türlü eylemine karşılık veren insan biçimli Tanrı algısı ve önerdiği bhakti (Tanrıya karşı muhabbet ve samimiyet) yolunun kolay ve etkili olmasından ötürü Hindular arasında daha yaygınlaşmıştır. Şüphesiz bunda Gita'nın ve Yoga Sutranın, Upanişadların aksine her sınıftan Hindu tarafından okunabilir ve öğrenilebilir oluşunun da payı büyüktür. Üstelik bu, bilhassa Tanrı anlayışı ve ona kavuşmak için önerdiği yol bakımından İslam'daki sufi düşünceyle büyük ölçüde örtüşen bir anlayıştır. İslam tasavvufunda etkili olan Hint mistik düşüncesi de daha ziyade budur.
Aşağıda yorumsal bir çeviriyle tercümesini sunduğumuz yazıda Beyruni, büyük ölçüde bu geleneğin mistik görüşlerini ele almakta ve onu Antik Yunan ve İslam'daki benzer görüşlerle karşılaştırmaktadır.
FULL TEXT (PDF):
- 6
101-115