Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
| Author Name |
|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu, gerçekte siyasal yapı ve biçim alanında üç önemli değişime dayanmaktadır. "Ümmetten millete", "monarşiden cumhuriyete" ve "teokrasiden lâikliğe" geçiş, Yeni Türkiye'nin siyasal iktidar yapısının başlıca niteliklerini oluşturmuştur. Ulusal bağımsızlık savaşı süreci içinde örtülü bir biçimde beliren lâik cumhuriyete yöneliş amacı, savaşın ardından belirli aşamalardan geçilerek siyasal yapı ve biçim düzeyinde gerçekleştirilmiştir. Ulusal Bağımsızlık Savaşı sürecinde, birleştirici olunabilmesi için, "saltanat ve hilâfete" karşıt yöneliş açıkça ortaya konamamış hatta 5 Eylül 1336 tarihli "Nisab-ı Müzakere Kanununun" birinci maddesinde, savaşın amacı "hilâfet ve saltanatı kurtarmak " olarak gösterilmiştir. Bu amacın görüntüsü ardında, savaşa "ulusallık" niteliği verilmesi dahi, gerçekte, görüntüdeki amaçla Çelişki yaratmış ve gerçek yönelişi belirlemiştir. Nitekim, savaşın başany'a bitimi yönelişin açıkça ortaya konulmasını ve giderek "lâik cumhuriyeti" biçimine ulaşılmasını sonuçlamıştır.
Lâiklik, siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkilerin belirli bir biçimlenme şekli olarak gözükmektedir. Diğer bir deyişle, bir siyasal iktidar düzeni modelinin ana niteliklerindendir. Osmanlıdan "Yeni Türkiye" düzenine geçişde "iâik siyasal iktidar" modeli benimsenmiştir. Böyle bir siyasal modelin salt yasal yapı değişiklikleriyle gerçekleştirilebihp, gerçekleştirilemeyeceği; lâikliğin belirli bir topIumsal yapının doğal bir sonucu olarak doğup doğmadığı ve bu toplumsal yapıya ulaşamamış toplumlarda ilkenin kabulünün, lâik düzenin kurulmuş olması anlamına gelip gelmeyeceği elbetteki üzerinde durulması gereken sorunlardır. Bu yazımız çerçevesinde ise, laik siyasal yapı modelinin gereklerinin yerine getirilmesi açısından bazı sorunlar üzerinde durmak istiyoruz.
FULL TEXT (PDF):
- 1-4
71-117