DOUBLE-SIDES SWORDS: HEMODIALYSIS CATHETERS
Journal Name:
- Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi
| Author Name |
|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Vasküler ulaşım yolu klasik anlamda hemodiyaliz hastasının ve tedavisinin Asil Topuğu olarak tanımlanır. SDBYli hastalarda AV fistül ya da AV greft ile uygun vasküler giriş sağlanabilmektedir. Ancak, hemodiyaliz gereksinimi olan akut böbrek yetmezlikti ya da kalıcı vasküler yollardan birinin sağlanamadığı SDBY'li olgularda kullanılan geçici hemodiyaliz kateterleri, hemodiyaliz uygulamasının önemli araçlarındandır.
Klinikte bu amaçla iki farklı kateter kullanılmaktadır:
1.
Geçic
i ya da akut kateterler,
2.
Kroni
k ya da tünelli (keçeli) kateterler.
Hemodiyaliz kateterleri hasta için hayati öneme sahip, kısa zaman içinde damar yolu sağlayabilen ve sonraki kullanımlar için de yararlanılabilen gereçler olmakla birlikte, kullanım esnasında gözlenebilen komplikasyonlar nedeniyle iki ucu keskin bıçağa benzetilmektedir, sakıncalarına rağmen onlarsız olunamayacağı da bir gerçektir.
ABD verilerine göre 1996 yılında kronik hemodiyaliz programına alınan hastaların %18.9'unda tünelli kateterler kullanılmıştır. Diyalizin ikinci ayından sonra hala tünelli kateterlerle hemodiyalize devam eden hasta oranı ise %12.9 dur ve geçmişe kıyasla bu oran giderek artmaktadır (1).
Geçici amaçlı en sık kullanılan hemodiyaliz kateterleri çift lümenli kateterlerdir. Resirkülasyonu en aza indirmek amacıyla diyalizere gidecek kan proksimale açılan lümenden alınır, diyalizerden dönen kan ise distal uca açılan lümenden hastaya geri verilir.
Perkütan yerleştirilecek venöz kateterler için sıklıkla tercih edilen yerler subklavian, internal juguler ve femoral venlerdir. Femoral kateterizasyon genellikle bir haftadan kısa süreli kullanımlar için uygulanmaktadır. Subklavian kateter uygulaması, bu vende oluşabilecek stenoz riski ve aynı kolda daha sonra açılacak olan sürekli vasküler erişim yolunda venöz dönüş problemleri yaratma riski nedeniyle, daha az tercih
edilir olmuştur (2). Daha yüksek enfeksiyon riskine karşın internal juguler kateterizasyon giderek yaygınlaşmaktadır (3).
Katerdeki akım hızını belirleyen majör etken genişliktir. Kateter uzunluğu ile akım arasında ters orantılı bir ilişki söz konusudur. Gerçekte genişlikteki %19'luk bir artış, boydaki iki kat artışı kompanze edebilir. Yakın geçmişte, yerleştirme kolaylığı nedeniyle kateterler için çoğunlukla küçük çaplı olanlar (10-12 F) tercih edilirdi. Bunlar ortalama 200-250 mi/ dk'lık kan akımı sağlamaktadır. Son zamanlarda geçici kateterler daha geniş çaplı (14 F) üretilmekte ve daha hızlı kan akımı elde etmek mümkün olabilmektedir. Sağ atrium perforasyonundan kaçınmak için kısa kateterler kullanılmaktadır. Bunların uçları vena kava superior proksimaline yerleşirler. Bu kateter ucu yerleşimi, vena kava superior distali ve sağ atrium yerleşimindeki kadar yüksek kan akımı sağlayamaz. Kateter yerleştirilirken amaç yeterli kan akımının sağlanması olmalı, yerleştirme güçlüğü ikincil sorun olarak algılanmalıdır. The National Kidney Foundation-Dialysis Outcomes Quality Initiative (NKF-DOQI) rehberinde yeterli ekstra-korporeal kan akımı 300 ml/dk olarak açıklanmıştır (3). Bu optimal değil, olması gereken minimum kan akım hızıdır.
FULL TEXT (PDF):
- 4
184-190