NINETEENTH CENTURY İZMİR HOUSES AS ‘MODERN’: FORMAL AND CONCEPTUAL OVERLAPPINGS
Journal Name:
- Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi
Keywords (Original Language):
| Author Name |
|---|
Abstract (2. Language):
Examination of the formal characteristics of an architectural product is not
adequate when one is face-to-face with modernity. Especially products
of alternative modernities require one to see through the concepts
that are distinctive in the field of housing. These are commodification,
standardization, mass production, pervasiveness, and reflectivity.
Evaluation of existing building stock within the constructed framework
in line with these concepts helps both to identify and to depict ‘alternative
modernities’ and to acquire original innovation peculiar to a specific
history and geography.
This article focuses on the building typology that appeared in the last
quarter of the nineteenth century in İzmir. While identifying the local
factors and characteristics that shaped ‘the house’, it argues that the
nineteenth Century İzmir house can be categorized as ‘modern’.
Current academic literature includes the nineteenth century İzmir houses
in the category of vernacular architecture peculiar to a region, such as Chios
Houses or Rum Houses. A typical İzmir house has two floors, organized
around two axis, of which one is narrow and the other is large. The upper
floor is symmetrical, only having the oriel (cumba) as an additional feature.
These row houses, consisting of three parts, the main part, the courtyard
and the service part, were produced in the city as an alternative version on
a theme depending on the certain physical and social factors. Increasing
housing demand, the construction experience obtained from large scale
public investigations, the stylistic interaction from suburban mansions, the
use of mass produced and/or imported building materials, the existing
construction methods, can all be considered among these factors, which
are also related to priviledged location and status of İzmir in the Empire
geography. Although it is possible to note that these houses resemble the
terraced houses of the same period in England when the plan organization
and building layout is considered, İzmir houses are applications of original
solutions to specific problems and unique conditions of the period from
1875 and 1911, and deserve to be labeled as ‘modern’.
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Dünyanın değişik coğrafyalarında, Batı’yla eş zamanlı ve Batı’daki
gibi tarihin farklı anlarına yayılmış, birbirinden farklı modernleşme
biçimlerinin var olabileceğini bugün artık hepimiz biliyoruz (1). Biçimsel
kategorilerle algılamayı çoktan bırakmış olmamıza karşın modern
mimarlığın yapılı çevreye uyarlamaları konusunda çok büyük ilerlemeler
sağladığımız söylenemez (Baydar, 2000). Özellikle yapılı çevrenin
büyük bir bölümünü oluşturan ve modern mimarlık tartışmalarının
odağında yer alan konut konusunda tarihsel ilerlemeci bir çerçevenin
dışına çok az çalışmanın çıkabildiğini görüyoruz. Örneğin “alternatif”
ya da “öteki” konut repertuarımız daha çok kadın çalışmaları, evsellik,
kısmen de yöresellik alanlarıyla sınırlı kalmakta (2). Oysa elimizde, geniş
bir coğrafyaya ve en az iki yüzyıllık bir geçmişe yayılmış, etnik köken,
toplumsal sınıf ya da cinsiyet gruplarına ait ve yorumlanmayı bekleyen
geniş bir yapı stoku mevcut. Bu stoku oluşturan yapı örüntülerinden
biri de XIX. yüzyılda İzmir’de biçimlenen yeni bir konut türü. Makalede,
modern konutun temel niteliklerini taşıyan, ancak biçimsel olarak
geleneksel konut türlerini çağrıştıran bir tür “öteki konut” olarak XIX.
yüzyıl İzmir konutu ele alınmaktadır. Ondokuzuncu yüzyılın son
çeyreğinde, İzmir’de karşımıza çıkan ve hızla tüm kente yayılan bu yeni
konut örüntüsünün ilk örnekleri şehrin yeni semtlerinden Punta’da inşa
edilmişti. Tıpkı Londra’daki sıra evler ya da Paris’teki apartman blokları
gibi, kentin etnik, sınıfsal ve coğrafi her türlü katmanında hâkimiyet
kuran bu konut türünün Anadolu ve belki de İmparatorluk sınırları içinde
karşımıza çıkan ilk modern konut örnekleri arasında sayılması gerektiği
düşüncesi, bu yazının ana tartışma eksenini oluşturmaktadır.
Ondokuzuncu yüzyılda İzmir’de üretilen bu konutlar genellikle
“geleneksel konut” kategorilerinden birine dâhil edilirler. İzmir kenti
konut tarihi yazınında önemli yeri olan çalışmalar değerlendirildiğinde
bu koşullanma açıkça gözlemlenebilir. Geleneksel Konut, Rum Evi, Batı Anadolu Konutu, Sakız Tipi Ev, Geçiş ya da Etkileşim Konutu
(geleneksel Türk ve Rum konutları arası) gibi adlar verilmektedir
(3). Oysa söz konusu konutlar ne kentte XIX. yüzyılın ortasına değin
uygulanan Batı Anadolu konut geleneğine, ne de yazında zaman zaman
gayri müslim (Rum, Ermeni) konutu diye sınıflandırılan yığma taş konut
geleneğine bir benzeşim sergilemektedirler. Buna karşılık geleneksel
konut repertuarımızdaki kategorilerinden biriyle eşleştirilmektedirler (4).
Bu durum, örneklerin kısmen geçmişe ait oluşundan, kısmen geçmişin
bazı üsluplarına (yerel ya da evrensel) benzeyişinden ve kısmen de
zihnimizde oluşturduğumuz modern konut arketipleriyle örtüşmeyişinden
kaynaklanmaktadır (5). Salt biçimsel çağrışımlar üzerinden kurgulanan
bu kavrayış biçimi açık bir çelişkiyi barındırır. Bu sınıflandırma yanılgısı
büyük ölçüde mimarlık ürünlerini “kavramsal ortaklıklar” değil “görsel
benzeşimler” üzerinden tanımlamaya çalışmamızdan kaynaklanır. Oysa
kavramsal ortaklıklar üzerinden yapılacak bir değerlendirme, hem
toplumun kendine özgü koşul, gereksinim ve olanaklarının anlaşılmasına,
hem de bu toplumsal oluşumlardan türeyen özgün bilgi, üretim, mekân
ve mimarlık biçimlerini ayrıştırılmasına olanak sağlayacaktır. Böyle bir
değerlendirme aracılığı ile XIX. yüzyıl İzmir’inde modernleşmenin nasıl
içselleştirildiği, nasıl farklılaştığı ve kültürel bir ürün olarak konut yeni
türlerinin nasıl ortaya çıktığını çıkarsamak olanaklı olacaktır.
Batı merkezli modernlik okumaları modernliği Batı’nın tekeline aldığı gibi
Batı-dışı modernleşme deneyimlerini ikincil bir konuma iter. Bir çeşit bilgiiktidar
ilişkisi diye tanımlayabileceğimiz bu durum, Batı-dışı olanın Batı
ile benzerliğine odaklanmakta, Batı’yı üretilen bilginin mutlak sahibi ve
değişimin kaynağı olarak kabul etmektedir. “Batı-dışı modernlik” kavramı
ise Batı ile Batı-dışı arasındaki iktidar ilişkilerinin çerçevesini yeniden
tanımlamaktadır. Bu görüş Batı-dışı toplumların hem modernliğin ürünü
olduğunun, hem de modernliği ürettiklerinin gözlemlenmesi ile maddi bir
dayanak noktası bulmuştur. Nilüfer Göle’ye göre Batı-dışı modernliklerin
ayrıştırılabilmesinin ön şartı; bilgi üretiminde eş zamanlılık ve üretilen
bilgi ve pratiğin ilgiye değer bir yenilik tohumu taşımasıdır (Göle,
1998). Bu tanımlamanın konut dâhil her türlü maddi ve kültürel üretim
alanına uyarlanması, hem modern, hem yerel, hem de tikel niteliklerin eş
zamanlılığı ve varlığının saptanmasını gerektirir. Böyle bir değerlendirme
yalnızca bu makalenin temel savının maddi içeriğinin değil bunun yanı sıra
olgusal (dayandığı neden ve yol açtığı sonuçlar) içeriğinin de sınanmasına
olanak sağlayacaktır. Bu durumda uygulanması gereken yöntem, konutun
endüstrileşmiş Avrupa kentlerinde gündeme getirdiği modern olma
durumlarının yani evrensel olguların varlığının saptanmasıdır. Biçimsel
değerlendirme, zorunlu olmamakla birlikte, olgusal saptamalar eşliğinde
anlam kazanır. Bir başka deyişle, olgusal sorgulama, biçimsel benzerlik
ya da farklılıkların anlamlandırılabilmesi için araçsallaştırılmalıdır. Öte
yandan sonuç ürünün barındırdığı yerel öğeler ve çözüm önerdiği yerel
sorunlar da olgusal saptamaların eşliğinde yapılmalıdır. Bu ögelerin
bir arada oluşturduğu konut bilgi ve kültürünün saptanması, alternatif
modern konut dağarcığımızın genişletilmesini sağlamış olacağı gibi
aynı zamanda yazının başında ortaya atılan savın da geçerliliğini
kanıtlamış olacaktır. Özetle XIX. yüzyıl İzmir konutunun modern olduğu
düşüncesinin doğrulanabilmesi, ilk olarak, bu konut türüne ilişkin evrensel
kavramların irdelenmesi, ardı sıra biçimsel ortaklıkların saptanması
ile olanaklıdır. Bu saptamaların yerel sorunlara getirdiği öznel çözüm
önerilerinin tariflenmesi eşliğinde yapılması büyük önem taşımaktadır.
Çalışmanın bundan sonraki bölümlerinde bu açılımlar sağlanmıştır. Ancak konunun anlaşılabilirliğini sağlamak ve alt yapı oluşturmak amacı
ile öncelikle ondokuzuncu yüzyıl İzmir konutunun tanıtılmasında yarar
vardır.
FULL TEXT (PDF):
- 2
211-233