Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi Psikoloji Çalışmaları Dergisi
| Author Name | University of Author |
|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Berlin Andlaşması (1878) sonucunda, sağ kalmayı başarmış ve Anava-tan'a göç edememiş olan Türkler, o güne kadar sahibi oldukları Rumeli'de, birden kendilerini "azınlık" statüsünde bulmuşlardır. Bulgaristan Türklerinin kaybedilen savaşların sonucunda imzalanmış olan andlaşmalara, Bulgaristan yönetiminin aksine, son derece saygılı oldukları, kendilerinden önce Bulgarların Osmanlı Devleti'ne yaptıkları şekilde, silâha sarılıp, komitacılık faaliyetine hiç girişmedikleri bilinmektedir. Şayet tercihlerini o yönde yapmış olsalardı, onu da mutlaka yaparlardı. Ancak, Rumeli'de geride kalan Türkler'in, ecdatlarının kanlarıyla sulanmış olan kendi öz topraklarını, bağlarını, bahçelerini ve nesillerin birikimi olan mal ve mülklerini terketmeyip, yazılı andlaşmaların kendilerine tanıdığı kapsamlı haklarını kullanarak, hayatlarını baba ocağında kendi işlerinde, güçlerinde geçirmek istedikleri, tercihlerini bu yönde yaptıkları anlaşılmaktadır. Anayurtlarının hududun hemen öbür yanında oluşunun da onlara manevî bir güvence verdiği muhakkaktır. Ancak, azınlık haklarını güvence altına alan bütün andlaşmalara rağmen, Bulgaristan İdaresi'nin onlara 114 yıl süresince yönelteceği hak, hukuk ve insanlığa aykın davramşlann vüs'atini herhalde o günler de pek tahmin edememişlerdir.
FULL TEXT (PDF):
- 1
59-64