Journal Name:
- İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi
| Author Name |
|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
Tabiatın yarattığı ve güzelliği anlayışı sebebiyle diğer yaratıklardan çok daha ayrı niteliklere sahip olan insan, varolduğundan bu yana içinde bulunduğu ortama iki amaçla bakmıştır: Bunlardan biri, bulunduğu ortamdan ve çevreden varlığını devam ettirebilmek için yararlanmak; ikincisi de, ortamın veya çevrenin güzelliğinde bir tatmin bulmak. Bu temel amaçlara uygun şekilde, insanoğlu, daima çevresiyle ilişki kurmuş, yaşadığı ortam ve ona bitişik alanları kendince düzenlemeye ve güzelleştirmeye çalışmıştır. Ancak çoğu kez, bir taraftan bilgisizlik, bir taraftan hırs yüzünden, içinde yaşadığı ortamı, daha geniş anlamı ile tabiatı tahrip eden ve çirkinleştiren insan, bu hatasından sıyrılma yollarını çok geç, ancak 19. yüz yılın başından itibaren idrak etmeye başlamıştır. 19. yüz yılın sonunda ve özellikle de 20. asrın başında, insan ve çevre ilişkilerinde yeni bir felsefe, yeni bir anlayış ortaya çıkmıştır. Gittikçe artan nüfus ve teknolojik gelişmelerin fiziki çevre üzerindeki etkilerinin bir takım palyatif tedbirlerle durdurulamıyacağı anlaşılmış, insanın bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamak için çevre niteliklerini geliştirmek üzere en isabetli yolları bulmak yönünde ciddi ve ahenkli çalışmalar yapılması gereği ortaya çıkmıştır. Bu gerek, mutlak şekilde modern toplumların yaşama felsefelerine ithal edilmelidir. Fiziki çevre ile ilgilenen kimselerin günlük çalışmalarını da etkisi altına almalıdır. Yani, bir başka ifade ile büyük şehirleşmeler, endüstriyel kalkınma ve değişimler, tarım ve ormancılık sektörlerindeki eğilimler ve artan boş zamanı değerlendirmek hususundaki gelişmeler ile hava, su, toprak, toprak örtüsü, fauna, kırsal ve sahil kesimlerin güzellik değeri gibi fiziki çevre elemanları arasında ilişkiler, yaratıcı ve dinamik bir şekilde ele alınmalıdır. Belki bu noktada biraz önce değinmiş olduğum 19. yüz yılda başlayan hareketlere dönmekte ve bazı bilgiler vermekte yarar olacaktır. Tabiat sevgisinin insan ruhunda zaten mevcut bulunduğu bugün, «behavioural science».
FULL TEXT (PDF):
- 2
124-128