Buradasınız

Anlamlı Dil Unsurlarının Diziminde Görülen Bazı Evrensel Dilbilgisi Kuralları

Journal Name:

Publication Year:

Abstract (Original Language): 
Öncelikle, bu yazıda ortaya koyulacak kuralların deneme niteliğinde olduğu bilinmelidir. Birçok dilden yeteri kadar örnek vermedikçe, ortaya koyacağımız evrensel dilbilgisi kurallarını istisnalarından arındırmak oldukça güç olacaktır. Başlıktan da anlaşılacağı gibi yazının esas konusunu söz dizimi ve ekler oluşturmaktadır. Böyle bir tercihin sebebi, önceki çalışmaların dilbilgisinin bu alanına önemli düzenlemeler getirmesidir. Bu yazıda bazı evrensel dilbilgisi kuralları teklif edilmiştir. Kuralların birçoğu akıl yürütmeye ve çıkarım yapmaya dayalıdır. Yani, “Bir dilde x varsa, her zaman y de vardır” şeklinde olan kurallardır. Eğer bir açıklama yapılmamışsa bu kuralın tam tersinin (Bir dilde y varsa, her zaman x de vardır) geçerli olmadığını belirtmeliyiz. Bir kuralın tam tersinin de geçerli olduğunda bu durum tetrakorik tabloda (ek. 1)0 olarak gösterilmiştir. Böyle bir sonuç elde ettiğimizde, bilim yöntemi açısından iki sebepten ötürü herhangi bir sakınca yoktur. İlki, temel bilim yöntemi kitaplarında en alt basamakta bulunan kurallar bu şekildedir. İkincisi, dilin ayırt edici özelliklerini dolaylı bir şekilde ortaya koyan bu kurallar aslında çıkarım yapmaya dayalıdırlar. Yani direkt değil imalıdırlar. Bu kuralların birçoğu, dilleri dilbilgisi açısından mukayese ederken oluşturulmuştur. Burada söylenecek ifadeler de bu anlayışa dayanmaktadır. Mesela, bildiğimiz anlamda evrensel bir dilbilgisi kuralı şu şekildedir: Bir dilin olumlu cümlelerindeki asıl söz dizimi fiil-özne-nesne şeklinde ise, bağımlı ilgi hali her zaman tamlanan isimden sonra gelir. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz; bütün dillerde özne-fiil yapıları, farklı kelime türleri ve ilgi bildiren yapılar mevcuttur. Tabiî ki, bunlara başkalarını da ekleyebiliriz. Farklı yapıdaki dillerde bu olayları açıklarken kullanacağımız ölçütlerden biri de anlamdır. Değişik dillerde bu yapıları karşılıklı incelememizi sağlayacak şekil benzerlikleri büyük ihtimalle mevcuttur. Ancak, böyle bir işe odaklanmak - zor olmasından dolayı - deneysel değeri olan ve dilci olmayan kişilerin de ilgisini çekecek belirli varsayımlara ulaşmamıza engel olabilirdi. Bununla birlikte, “isim” kavramının farklı dillerdeki anlamlarının ne derecede birbirine yakın olduğu, anlam açısından yapılan incelemeler neticesinde elde edilen verilerle anlaşılacaktır. Mesela, isim kavramı bir dilde “çocuk”, “burun” ve “ev” gibi kelimeleri içerirken ikinci bir dilde “yemek”, “içmek”, “vermek” gibi kelimeleri içeriyorsa böyle bir denklik anlamsal sebeplerden dolayı derhal reddedilecektir. Diller kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde incelendiğinden öne sürülecek ifadelerin geçerliliğinin yüksek olduğu söylenebilir. Ayrıca, mesela ilgi bildiren yapılardaki kelime dizimiyle (tamlayan-tamlanan) alakalı söylediklerimize itiraz edilecek olursa, kuralın hangi durumlarda geçerli olduğu/olmadığı iyice anlaşılmalıdır.
63-86