You are here

1980'lerde Türkiye'de Cinsellik ve Nokta Dergisi

Journal Name:

Publication Year:

Author NameUniversity of Author
Abstract (Original Language): 
1980'ler Türkiye tarihi içerisinde siyasi, iktisadi, kültürel ve diğer toplumsal alanlar açısından oldukça önemli bir yere sahip olan bir dönem olarak diğerlerinden ayrılır. Elbette geçmiş dönemlerden aktarılan bir sürekliliği de göz ardı etmeden denebilir ki 1980 yılı Türkiye açısından bir kırılmanın yılıdır ve Türkiye 1980'lere iki büyük travmayla birlikte girmiştir. 24 Ocak Kararları iktisadi alanda, 12 Eylül Darbesi ise siyasal alanda ülkenin tarihinde toplumsal bir yer kaymasının başlangıcını imliyorlardı. Neo-li-beral politikaların yedeğine aldığı yeni-sağ siyaset Batı'da bile büyük toplumsal çalkantılar ve krizlerle kendine yer bulmaya çalışırken, Türkiye bu değişimi bir askeri darbeyle birlikte çok daha derinden yaşamaya başladı: darbeyle birlikte kafası ezilip susturulmuş siyasal yaşam ve özellikle sol hareket ve 1983'te iktidara gelip ülkeyi serbest piya¬sa üzerinden dünya ekonomisine eklemlendirmeye kararlı neo-liberal olduğu söylenen ama daha çok bir kaptı-kaçtı ekonomisinin yerleşmesini sağlayan Özal hükümetleri dönemi. Nurdan Gürbilek'e göre iki farklı iktidar projesinin, iki farklı söz siyasetinin ve iki farklı kültür stratejisinin sahnesi olmuştu 1980'ler: "Bir yandan bir baskı ve yasaklar dönemiydi, diğer yandan yasaklamaktansa dönüştürmeyi, yok etmektense içermeyi, bastır-maktansa kışkırtmayı hedefleyen daha modern, daha kurucu, daha kuşatıcı denebilecek bir kültürel stratejinin kendini var etmeye çalıştığı yıllardı."1 Bu modern ve kurucu olarak tanımlanabilecek olan iktidar projesi aslında Foucault'nun bireyi bir özne olarak bir iktidar söyleminin içerisinde en ince ayrıntılarına kadar ayrıştıran, onu bir iktidar alanı olarak tanımlayıp hükmü altına alan modern disipliner devlet aygıtı tanımıyla da uyum içindeydi. Foucault'ya göre iktidar bir taraftan bilindik kaba kuvvete dayalı baskı araçla¬rını kullanırken, diğer yandan o zamana kadar konuşulmayanı konuşulur kılarak, görünür hale getirip tanımlayarak ve kışkırtarak tahakkümünü yerleştiriyordu.2 İşte tam da bu noktada Nurdan Gürbilek'in 1980'ler Türkiyesi'ni tasviri daha da açıklayıcı ve anlamlı bir hale gelmektedir. Gürbilek için 1980'ler "Bir yandan bir red, inkâr ve bastırma dönemiydi, diğer yandan insanların arzu ve iştahının hiç olmadığı kadar kışkırtıldığı bir fırsat ve vaatler dönemi. Bir yandan söz hakkı engellenmiş, susturulmuş Türkiye vardı, diğer yandan söze yeni kanallar, yeni çerçeveler sunan bir 'Konuşan Türkiye'."3 'Susturulan Türkiye' tablosu içinde basın da vardı. Yazarlarının ve çalışanlarının birçoğu kovuşturmalara uğrar, hapse atılırken, bir taraftan da ağır bir sansür altında hayatta kalmak zorundaydı basın. Lâkin bu baskı ve susturulmanın ortasında, darbeden sonraki bir iki yıl içinde yeni dergiler ve gazeteler de ortaya çıkmaya başlamıştı. Bunlardan biri de yayın hayatına 1982'de bir magazin dergisi olarak başlayan Nokta dergisiy-di. Bir süre sonra dergi siyasi bir dergi niteliği kazanmış ve Türkiye'nin en saygın yayınlarından biri olarak özellikle 1980'lere damgasını vurmuştu. Bu yazıda 1982 yılından itibaren 1980'lerin sonuna kadar olan bir süreç içerisinde Nokta dergisi cinsellik kavramı çerçevesinde değerlendirilecektir. 1980'ler, yukarıda değinildiği üzere, Türkiye açısından daha sonraki dönemleri şekillendirici ve temel yapısal ve söylemsel değişiklerin kurulduğu bir dönem olması açısından seçilmiştir. Cinsellik kavramı ise özellikle 'Konuşan Türkiye' tanımı dahilinde, Türkiye'nin 1980'ler boyunca geçirdiği kültürel ve toplumsal değişimi anlamak ve açıklamak için önemli bir araçsal işleve sahip olduğu için ele alınmıştır.
283-291