Journal Name:
- Beytulhikme An International Journal of Philosophy
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
İnsanın anlamına ve insanı anlamaya dair hemen hemen her dönem yeni çalışma/ çalışmalar yapılmaktadır. Geçecek zamanla da yeni çalışmaların ekleneceği muhakkaktır. Yeni ve farklı çalışmaların yapılma gereğinin duyulmasının sebepleri arasında elde edilen verilerle beraber yaklaşım ve bakış tarzındaki farklılıkların da olduğu bir gerçektir. Burada tanıtmaya çalışacağımız kitabın da amacı insanı incelemek, onun varlığına ve var oluşuna ilişkin temel meselelere kapsamlı bir izah getirmektir. Bir diğer ifadeyle insanı ele alırken ontolojik bir bütünlük içerisinde ele almaktır. Bu eserle güdülen temel iddia ise insanın anlamının ancak varlığın anlamı-nın kavranmasıyla birlikte orta-ya çıkacağıdır. Dolaysıyla külli bir tarzda varlık anlaşılmadan ve varlığa dair köklü bir bakış orta-ya konulmadan insanın gereği gibi tasavvur edilip anlaşılması mümkün görülmemektedir.
İnsan nedir? Niçin vardır? Nasıl bir varlığa sahiptir?, İnsanın kai-nat içerisindeki yeri ve konumu nedir? İnsanı ölümden sonra ne tür bir var oluş beklemektedir? tarzın-daki soruları Osmanlı mütefek-kir ve alimi Kemalpaşazade’nin (1469-1534) düşüncesi bağlamın-da değerlendirmektedir.müstakil bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır.
Giriş kısmında, müellif, varlığın bir cüz’ü olan insanın gereği gibi kav-ranabilmesi için evvela varlığa dair köklü bir bilgi ve bilinç edinilmesi gerektiğinin önemi üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda edinilmesi gere-kenlerin neler ve nasıl olması gerektiğini müstakil birer bölüm halinde sıralamaktadır.
Birinci Bölüm olan Varlık: Kavram ve Gerçeklik başlığı altında, bir bi-na için temel ne anlam ve önem ifade ediyorsa kavramlar arasında da bazı-ları aynı anlam ve önemi ifade etmektedir. Böylece diğer kavramlar da temel kavramlar üzerinden varlıklarını sürdürmektedir.
Daha sonra, Neden onlar temel kavramdır da diğerleri değil? sorusuna, bu kavramların başka kavramlara ihtiyaç duymayacak açıklık ve kendinden anlaşılır olmalarıyla beraber ve genel ve kapsayıcı kavramlar olduğuna dair örnekler vererek açıklık getirmeye çalışmaktadır. Varlığın bu temelliği mantıksal ve epistemolojik olmasıyla beraber bir gerçeklik olarak da Var-lık’ın, bütün mevcudatın temeli olduğuna dayandırmaktadır.
Daha sonra Kemalpaşazade’nin zihni varlık, harici varlık gibi ayırıma gittiğini belirtip bu iki varlık çeşidini yansımalarını da göz önüne alarak örnekler sunmaktadır. Bunların varlık dünyaları farklı olduğu gibi varlık dereceleri de farklıdır. Asil olarak ele alındığında kendi içerisinde asıllık ve asillik olarak ikiye ayırılıp: Harici varlığın asıllığını, bir soyutluk olan zihindeki varlığın kökeni ve temeli olmasından ileri geldiğini söylerken harici varlığın asilliğini ise, bu varlığın var olma bakımından zihni varlığa göre daha sahici ve köklü olmasından kaynaklandığını belirtmektedir. Zihni varlığı ise bir yandan asıl varlık sayesinde oluştuğunu ve başkasına bağlı olarak hâsıl olan bu varlığın gerçekliğindeki düşüklüğü ve eksikliği ifade etmeden dolayı zihni varlık gölge varlık olarak ifade edilmektedir. Zihindeki varlığın bir varlığı olmakla birlikte, mutlaka dışarıda bir gerçek-liğinin bulunduğu anlamına gelmez ama varsayılabilir. Buradan yola çıka-rak zihni varlıkları kendi içerisinde “zihnin icat ettikleri” ve “tecrit ettikleri” şeklinde ikiye ayırmaktadır. Bu açıklamalardan sonra herhangi bir mef-humun varlıkla ilişkisi düşünüldüğünde: Zorunlu, İmkânsız, Mümkün gibi durumlarından biriyle ifade edilmesi gerektiğini belirtmektedir
FULL TEXT (PDF):
- 1
221-227