Journal Name:
- Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dergisi
| Author Name | University of Author | Faculty of Author |
|---|---|---|
Bookmark/Search this post with
Abstract (Original Language):
A- OLAY NEDİR? ÇÖZÜM NEDİR?
Olay kelimesi; Osmanlı Türkçesindeki Arapça kökenli "hâdise, vak'a " kelimelerinin yeni Türkçesidir: sonradan olan veya oluşturulan anlamlarına gelir. Olaylar; sosyal nitelikli olabildikleri gibi, fiziksel, kimyasal, ruhsal, coğrafik ve benzeri niteliklerde de olabilirler (Çelikkaya,1998,s.20-27). Çözüm (tahlil) ise, bu olayların analiz ve sentezlerini ifade eder. Başka bir ifade ile olayların sebep ve sonuçları hakkında oluşturulan görüş, inanış veya davranış şekillendir, denilebilir. Dolayısıyla çözüm davranıştan da bir olay çeşidi olmaktadır. İşte bizler de bu çalışmamızda bu konu üzerinde yani çözüm olayı ve çeşitleri üzerinde durmayı tercih ettik. Şöyle ki:
B- İNSANIN PSİKOLOJİK YAPISI:
İnsanoğlu; yapısındaki duygu ve merak gereği, daima kendisiyle ve çevresiyle ilgilenmiş, kendisini ve çevresini tanımak, olayları çözmek istemiş ve istemektedir. Zihnini boşlukta bırakamamaktadır. Zihnin boşlukta kalması onu huzursuz etmektedir. Bu nedenle olaylar karşısında tepkisiz bir insanı görmek mümkün olmadığı gibi, düşünmek bile mümkün değildir. Olayların akademik çözüm yaklaşımlarının yanında günlük olaylar hakkında, bilinçli veya bilinçsiz yargıda bulunmayan kimse gösterilebilir mi? Veya çevremize bir göz atmak bile bu gerçeğin şahidi olmaya yeterlidir, inancındayız. İlim ve teknolojinin ilerlemesinde de yine bu gerçeğin rolü büyüktür. Yani insanoğlunun doymak bilmeyen duygulu ve meraklı yapısıdır. Öyle ki, her öğrenilen bilgi, yeni bilgiler kazanmaya, çözüm yollan bulmaya merak uyandırmakta; her alt eğitim de bir üst eğitime kapı açmaktadır, denilebilir, örneğin, insanoğlu dünyayı öğrense bu sefer de fezayı öğrenmek ister; Ay'da ne var ki... Venüs de ne var ki...? Şeklinde kendi kendine sormaya ve önce zihninde (hipotez olarak), sonra da gücü nispetindeki araştırmalarıyla (deney ve tecrübeleriyle) sorunu çözmeye çalışır. Ekonomik malda bir doyum noktası bulunduğu halde, öğrenmede yani eğitimde ise bir doyum noktası bulunmamaktadır. (Başaran, 1984,s 143- 150; Çelikkaya, 1997.s190-197).
- 10