Paratiroid kanser olgusu
1. Shane E. Parathyroid carcinoma. J Clin Endocrinol
Metab 2001; 86: 485-493.
2. Obara T, Fujimoto Y. Diagnosis and treatment of
patients with parathyroid carcinoma: an update and
review. World J Surg 1991; 15: 738-744.
3. Vetto JT, Brennan MF, Woodruf J, Burt M. Parathyroid
carcinoma: Diagnosis and clinical history. Surgery
1993; 114: 882-892.
4. Jackson CE, Norum RA, Boyd SB, et al. Hereditary
hyperparathyroidism and multiple ossifying jaw
fibromas: a clinically and genetically distinct syndrome.
Surgery 1990; 108: 1006-1012; discussion 1012-1013.
5. Shaha AR, Shah JP. Parathyroid carcinoma: a diagnostic
and therapeutic challenge. Cancer 1999; 86: 378-380.
6. Crescenzo DG, Shabahang M, Gravin D, Evans SR.
Intrathyroidal parathyroid cancer presenting as a left
neck mass. Thyroid 1998; 8: 597-599.
7. Cheah WK, Rauff A, Lee KO, Tan W. Parathyroid
carcinoma: A case series. Ann Acad Med Singapore
2005; 34: 443-446.
8. Koea JB, Shaw JH. Parathyroid cancer: Biology and
management. Surg Oncol 1999; 8: 155-165.
9. Thompson SD, Prichard AJ. The management of
parathyroid carcinoma. Curr Opin Otolaryngol Head
Neck Surg 2004; 12: 93-97.
10. Dionisi S, Minisola S, Pepe J, et al. Concurrent
parathyroid adenomas and carcinoma in the setting of
multiple endocrine neoplasia type 1: Presentation as
hypercalcemic crisis. Mayo Clin Proc 2002; 77: 866-869.
11. Kirkby-Bott J, Lewis P, Harmer CL, Smellie WJ. One
stage treatment of parathyroid cancer. Eur J Surg Oncol
2005; 31: 78-83.
12. Eslamy HK, Ziessman HA. Parathyroid scintigraphy in
patients with primary hyperparathyroidism: 99mTc
sestamibi SPECT and SPECT/CT. Radiographics 2008;
28: 1461-1476.
13. Lavely WC, Goetze S, Friedman KP, et al. Comparison
of SPECT/CT, SPECT, and planar imaging with
single- and dual-phase (99m)Tc-sestamibi parathyroid
scintigraphy. J Nucl Med 2007; 48: 1084-1089.
14. Civelek AC, Ozalp E, Donovan P, Udelsman R.
Prospective evaluation of delayed technetium-
99m sestamibi SPECT scintigraphy for preoperative
localization of primary hyperparathyroidism. Surgery
2002; 131: 149-157.
15. Nichols KJ, Tomas MB, Tronco GG, et al. Preoperative
parathyroid scintigraphic lesion localization: Accuracy
of various types of readings. Radiology 2008; 248:
221-232.
16. Hosking DJ, Cowley A, Bucknall CA. Rehydration in the
treatment of severe hypercalcaemia. Q J Med 1981; 50:
473-481.
17. Bilezikian JP. Management of hypercalcemia. J Clin
Endocrinol Metab 1993; 77: 1445-1449.
18. Deftos LJ, First BP. Calcitonin as a drug. Ann Intern
Med 1981; 95: 192-197.
19. Ljunghall S. Use of clodronate and calcitonin in
hypercalcemia due to malignancy. Recent results.
Cancer Res 1989; 116: 140-145.
20. Chevallier B, Peyron R, Basuyau JP, et al. Human
calcitonin in neoplastic hypercalcemia. Results of a
prospective randomized trial. Presse Med 1988; 17:
2375-2377.
21. Dumon JC, Magritte A, Body JJ. Nasal human calcitonin
for tumor-induced hypercalcemia. Calcif Tissue Int
1992; 51: 18-19.
22. Chiofalo MG, Scognamiglio F, Losito S, et al. Clinical
considerations and literature review. World J Surg
Oncol 2005; 23: 3-39.
23. Snell SB, Gaar EE, Stevens SP, Flynn MB. Parathyroid
cancer, a continued diagnostic and therapeutic
dilemma: report of four cases and review of the
literature. Am Surg 2003; 69: 711-716.
24. Tohme JF, Bilezikian JP. Hypocalcemic emergencies.
Endocrinol Metab Clin North Am 1993; 22: 363-375.
25. Shane E. Clinical review 122: Parathyroid carcinoma. J
Clin Endocrinol Metab 2002; 86: 485-493.
26. Chow E, Tsang RW, Brierley JD, Filice S. Parathyroid
carcinoma–the Princess Margaret Hospital experience.
Int J Radiat Oncol Biol Phys 1998; 41: 569-572.
27. Anderson B, Samaan N, Vassilopoulou-Sellin R,
Ordonez N, Hickey R. Parathyroid carcinoma: Features
and difficulties in diagnosis and difficulties in diagnosis
and management. Surgery 1983; 94: 906-915.
28. Hundahl SA, Fleming ID, Fremgen AM, Menck HR.
Two hundred eighty-six cases of parathyroid carcinoma
treated in the U.S. between 1985-1995: A National
Cancer Data Base Report. The American College of
Surgeons Commission on Cancer and the American
Cancer Society. Cancer 1999; 86: 538-544.
Giriş
Paratiroid kanserleri tüm primer hiperparatiroidi
vakalarının sadece %1-3’ünü oluşturur (1). Hastalarda
tanı esnasında genellikle kemik hastalığı, böbrek hastalığı ve hiperkalsemik kriz gibi ciddi klinik durumlar gözlenebilirken, bazı hastalarda ise herhangi bir
semptom bulunmaz. Tanıyı operasyon öncesi veya
esnasında koymak çoğunlukla zor olur ve yetersiz cerrahi müdahale sonrasında nüksler, lokal invazyonlar,
organ (karaciğer, akciğer) metastazları ve hiperkalsemik krize bağlı ölümler görülebilir (2,3). Boyun bölgesine radyasyon uygulamaları, bazı sporadik ve ailesel
tümörler etiyolojide suçlanmakla birlikte, paratiroid
karsinomlarının kesin etiyolojisi bilinmemektedir
(4). Bu yazıda seyrek rastlanan bir durum olarak paratiroid kanseri olgumuzu sunmayı ve güncel literatürü
gözden geçirmeyi amaçladık.
Olgu Sunumu
Otuz yedi yaşında erkek hasta son iki aydır artan
halsizlik, yorgunluk, kas ağrıları, kabızlık, çok su içme
ve sık idrara çıkma şikayetleri ile başvurdu. Yapılan
tetkiklerinde serum total kalsiyum (Ca): 17.24 mg/dL,
(normali: 8.5-10.5 mg/dL), serum fosfor: 1.69 mg/dl
olarak saptandı. Bunun üzerine ayırıcı tanı amacıyla
ölçülen PTH: 1690.3 pg/dL olarak bulundu. Fizik muayenede boyun sol ön alt kesimde yaklaşık 4x2 cm
ebatlarında mobilize olmayan, sert kıvamda nodüler
lezyon palpe edildi. Boyun ultrasonografisinde tiroid
sol lob alt polünde yerleşik, 37x21 mm boyutlarında
ve paratiroid adenomuyla uyumlu olabilecek lobüle
yapıda lezyon izlendi. Technetium-99m-sestamibi incelemede tiroid sol alt polündeki lezyonun paratiroid
adenomuyla uyumlu olduğu belirlendi. Olgunun öz
geçmişinde birçok defa ürolitiyazis hikayesi ve bu nedenle operasyon geçirmiş olduğu öğrenildi. Cerrahi
planlanan hastanın hiperkalsemisinin kontrol altı-
na alınması amacıyla hidrasyon, cilt altı kalsitonin
ve parenteral bifosfonat (Zoledronik asid: Zometa® ampul) tedavileri uygulandı. 150-200 ml/saat hızında izotonik %0.9 ile hidrasyon, cilt altına ilk 2 gün
günde dört defa olmak üzere 4 IU/kg dozunda kalsitonin verilmesine rağmen serum kalsiyum düzeylerinin yüksek seyretmesi üzerine Zoledronik asid 4
mg damar içine %5 dekstroz içerisinde infüzyon olarak uygulandı ve Ca düzeyi 10.96 seviyesine geriledi.
Hastada multipl endokrin neoplazi araştırması da yapıldı ve başka endokrin patoloji saptanmadı. Olgu paratiroid adenomuna bağlı primer hiperparatiroidizm
ön tanısıyla operasyona alındı. Operasyonda tiroid
sol alt polüne yerleşik, tiroid bezine yapışık paratiroid
adenomuyla uyumlu görünüm izlendi. İntraoperatif
patoloji konsültasyonu alındı ve “frozen” incelemede lezyonun malign olduğunun saptanması üzerine,
olguya paratiroidektomi ve tiroid sol lobektomi uygulandı. Ameliyat sonrası yapılan histopatolojik incelemede lezyonun 2.2 cm boyutunda ve paratiroid
kanseri ile uyumlu olduğu görüldü (Tablo I, Şekil 1,2).
Ameliyat sonrası PTH düzeyi 26.98 pg/dL’ye geriledi.
Bu dönemde aç kemik sendromu gelişti ve hipokalsemi semptomları ile birlikte Ca 7.86 mg/dL düzeyine
geriledi, PTH ise 231.3 pg/dL’ye yükseldi. Hastaya ilk
olarak kalsiyum 15 mg/kg dozunda intravenöz olarak
24 saatte verildikten sonra, günlük 3 g/gün elemental
kalsiyum verildi. Kalsiyum tedavisinin 4. gününde Ca
düzeyi 9.27 mg/dL’ye yükselirken, PTH düzeyi 88.73
pg/dL’ye geriledi. Metastaz yönünden yapılan incelemede herhangi bir metastaza rastlanmadı. Hastanın
halen takipleri devam etmektedir.
Tartışma
Primer hiperparatiroidi sebepleri paratiroid adenomları (vakaların %85’inden fazla), hiperplaziler
(%5-10) ve karsinomlar (%3’den az) olarak bilinmektedir (5,6).
Paratiroid kanseri etiyolojisi tam olarak bilinmemektedir. Bazı sporadik vakalarda boyuna uygulanan radyasyon sorumlu tutulmaktadır (7). Koea ve
ark. 358 hastayı içeren bir çalışmada %1.9 oranında
otozomal dominant geçişli ailevi hiperparatiroidizm
olguları bildirmişlerdir (8). Ayrıca multipl endokrin
neoplazi (MEN) I ve 2A’da, son dönem böbrek yetmezliğine bağlı gelişen sekonder ya da tersiyer hiperparatiroidizmde paratiroid kanseri görülebildiği bildirilmiştir (9-11).
Karsinomların tanısını koymak çok önemli olmakla birlikte, operasyon öncesi veya esnasında, hatta
operasyon sonrasında histopatolojik incelemeyle
bile benign-malign ayrımı zor yapılabilmektedir.
1920’den itibaren 400 paratiroid kanser vakasının incelendiği bir derlemede hasta yaşı 50’den küçük, ileri düzeyde artmış kalsiyum ve PTH düzeyleri, kemik
ile ilgili ciddi semptomlar, böbrek hastalığı (böbrek
taşları, nefrokalsinozis) ve tümör invazyonuna bağlı
laringeal sinir tutulumu gibi durumların varlığında
paratiroid karsinom olasılığı artmaktadır (1,2).
Operasyon öncesi yapılan görüntüleme testleri ile
karsinomu görüntülemek ve çevre dokuya invazyon
yapıp yapmadığını değerlendirmek mümkün olabilmektedir. Bu amaçla boyun ultrasonografisi, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme
(MRI), technetium-99m-sestamibi sintigrafi ve pozitron emisyon tomografisi (PET) kullanılabilir (12-15).
Ameliyat öncesi paratiroid kanseri düşünülen hastalarda iğne hattına tümör hücrelerinin ekilmesi riski
nedeniyle tanı amaçlı ince iğne aspirasyon biyopsisi
önerilmez (7). Operasyon sırasında yapılan “frozen
section” inceleme genellikle güvenilir bilgi vermez.
Histopatolojik incelemede tanı kriterleri 1973 yılında Schantz ve Castleman’ın 70 hastalık bir seride
değerlendirmesiyle ortaya koydukları kriterlere göre yapılmaktadır. Buna göre kapsüler ya da vasküler invazyon olması, fibröz bant varlığı, trabeküler patern
görülmesi ve mitotoik şekillerin varlığı paratiroid
kanseri için tanı koydurucudur (9).
Paratiroid karsinomunun temel tedavisi cerrahidir.
Cerrahi öncesinde hiperkalsemik durumun düzeltilmesi gerekmektedir. Serum kalsiyum konsantrasyonunun >14 mg/dL olması durumunda semptom varlığına bakılmaksızın hiperkalsemi tedavi edilmelidir.
Tedaviye izotonik salin infüzyonu ile başlanmalıdır.
Salin infüzyonu, damar içi sıvı hacmini genişleterek
böbrek yoluyla kalsiyum atılımını artırır. 200-300 ml/
saat olarak başlanıp, idrar çıkışına göre 100-150 ml/
saat hızında idame sağlanmalıdır (16). Bifosfonatlar
osteoklastik aktiviteyi inhibe ederek kemikten kalsiyum salınımını azaltır. Bu amaçla pamidronate,
zoledronic asid, ibandronate, clodronate ve etidronate kullanılmakla birlikte, uygulanım kolaylığı (15
dakika) ve etki süresinin uzunluğu (32-43 gün arası)
nedeniyle son yıllarda zoledronic asid tercih edilmektedir. Kalsitonin osteoklast matürasyonunu engelleyerek etkili olan bir ilaçtır. Kalsiyum düzeyinde 6 saat
içerisinde 1-2 mg/dL’lik azalma sağlayabilir, fakat
48 saatten sonra etkisine tolerans gelişmektedir (17-
20). Güvenli ve etkili bir ajandır. Cilt altı veya kas
içine enjeksiyon olmak üzere, 6-12 saatte bir 4 IU/kg
dozunda başlanıp, 6-8 IU/kg’a kadar titre edilebilir.
İntranazal formu bu amaçla kullanıldığında etkinliği
yoktur (21).
Normokalsemi sağlanan hastalara önerilen cerrahi
tedavi, paratiroid bezinin en blok olarak aynı taraftaki tiroid lobuyla birlikte çıkarılmasıdır. Bu sırada
şüpheli lenf bezi ya da çevre dokuya invazyon varsa
temizlenmesine çalışılır. Nervus rekürrens tutulumu
olan olgularda bu sinir rezeke edilmelidir (1,22).
Benign hastalık sebebiyle paratiroidektomi yapılan
ve daha sonrasında paratiroid kanseri saptanan hastaların %50’sinden fazlasında rekürrens görüldüğü
gözlenmiştir. Operasyon öncesi ya da operasyon sı-
rasında paratiroid kanseri düşünülerek en blok geniş
rezeksiyon uygulanan hastalarda ise rekürrens %10-
33 oranındadır (23).
Cerrahi sonrası dikkatli kalsiyum takibi yapılmalıdır. Hiperparatiroidiye bağlı gelişen kemik tutulumu sebebiyle “aç kemik sendromu” bu hastalarda
sık görülmektedir (9). Paratiroidektomi sonrasında
geçici hipokalsemiler gözlenebilmektedir, fakat eğer
bu durum uzun sürüyorsa aç kemik sendromundan
şüphelenilmelidir. Bu durum daha çok operasyon öncesi dönemde artmış PTH sebebiyle kronik kemik rezorpsiyonu oluşmuş kişilerde gelişir. Bu dönemde tetaniler gelişmekte ve serum Ca düzeyi 7.5 mg/dL’nin
altında ise parenteral, tetani olmaksızın serum Ca
düzeyi düşük ve uyuşmalar mevcut ise oral kalsiyum
replasmanı yapılmalıdır (24).
Paratiroid kanseri yavaş seyirli bir hastalıktır. Lokal
rekürrens ve metastaz gelişen hastalarda prognoz kö-
tüdür. Metastazlar başta akciğer (%40) olmak üzere,
sıklıkla kemik ve karaciğeredir (23).
Ameliyat sonrası kalsiyum seviyesi düşmeyen ya
da takiplerde kalsiyum yüksekliği saptanan olgularda
lokal rekürrens veya metastaz düşünülmelidir. Lokal
rekürrens gelişen hastalarda öncelikle cerrahi müdahale düşünülmelidir (25). Akciğer metastazlarına yapılan rezeksiyonun sağkalıma katkısı olduğu bildirilmiştir (8).
Paratiroid kanseri radyosensitif bir tümör olmamakla birlikte, özellikle rezeksiyonun tam olarak yapılamadığı durumlarda radyoterapinin tümör büyü-
mesini önleyebildiği belirtilmektedir (26).
Paratiroid kanseri az görülen bir hastalık olduğu için
kesinleşmiş bir kemoterapi protokolü bulunmamakla
birlikte, tedavide dakarbazin, nitrogen mustard, siklofosfamid, aktinomisin D, adriomisin ve 5-fluorourasil denenebileceği bildirilmektedir, ancak sağkalıma
katkısı olup olmadığı açık değildir (27).
Paratiroid kanserinin prognozu değişkendir. Erken
tanı ve kanser odağının bütün olarak çıkarılması
prognozu belirgin olarak iyileştirir. Operasyon ile
nüksün arasında geçen zaman ortalama 3 yıl olmakla
birlikte, 20 yıla kadar uzayan vakalar bilinmektedir.
Hastalardaki 5 yıllık sürvi %40-86, 10 yıllık sürvi ise
yaklaşık %49 olarak bildirilmiştir (28).
Bizim olgumuz yeni tanı konmuş bir vaka olarak,
tam rezeksiyon yapılabilmiş bir olgudur. Operasyon
sonrası serum kalsiyum, PTH değerlerinin normale
düşmesi ve technetium-99m-sestamibi taramasında
tutulum görülmemesi nedeniyle tam kür olarak dü-
şünülmektedir. Ancak uzun dönem takiplerimizde
rekürrens gelişip gelişmeyeceği bilinmemektedir.
Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.

