GATA Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarında hemokültür örneklerinden izole edilen Pseudomonas aeruginosa suşlarının antibiyotik direnç durumları

Makalenin İngilizce İsmi: 
The antibiotic resistance patterns of Pseudomonas aeruginosa strains isolated from blood cultures specimens in the Medical Microbiology Laboratory of Gulhane Military Medical Academy
Makale İçerik Bilgileri
Makale Dili: 
Türkçe
Anahtar Kelimeler: 
Antimikrobiyal direnç
kan kültürü
Pseudomonas aeruginosa
Türkçe Özet: 

ÖZET
Kan dolaşımı enfeksiyonlarında güncel ampirik bir tedavi açısından izole edilen P. aeruginosa suşları için antimikrobiyal dirençlerin belirlenerek duyarlılık
profillerinin saptanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı GATF Eğitim
Hastanesinde Ocak 2008 ile Aralık 2009 tarihleri arasında kan kültüründen
izole edilen P. aeruginosa suşlarının antimikrobiyal duyarlılığını saptamaktır.
Kan kültürleri otomatize BACTEC 9240 System (Beckton Dickinson, USA) ile
çalışılmıştır. P. aeruginosa suşları konvansiyonel metodlar ve otomatize sistemler (BD Phoenix System, Beckton Dickinson, USA) ile identifiye edilmiştir.
Antimikrobiyal duyarlılık testleri “Clinical and Laboratory Standarts Institute”
(CLSI)’ın önerileri doğrultusunda Kirby-Bauer disk difüzyon metodu ve otomatize sistemler (BD Phoenix System, Beckton Dickinson, USA) ile yapılmış-
tır. Bu süre içerisinde 46 P. aeruginosa suşu saptandı. Suşların %65’i yoğun
bakım üniteleri bulunan cerrahi kliniklerden izole edilmiştir. Mikroorganizmaların antimikrobiyal direnç oranları; imipenem için %26, meropenem için %23.9,
amikasin için %10.8, gentamisin için %17.3, siproflaksosin için %39.1, seftazidim için %17.4, aztreonam için %41.3, piperasilin/tazobaktam için %15.2
ve sefotaksim için de %97.8 olarak bulunmuştur. İzole edilen P. aeruginosa
suşları için en yüksek duyarlılık oranı amikasin için tespit edilirken, en yüksek
direnç ise sefotaksim için bulunmuştur

Key Words: 
Antimicrobial resistance
hemoculture
Pseudomonas aeruginosa
İngilizce Özet: 

Determination of the susceptibility profiles of Pseudomonas aeruginosa
strains by detecting their antimicrobial resistance patterns is necessary with
regard to a current empirical antibiotic treatment in bloodstream infections.
The aim of this study was to detect the antimicrobial susceptibility pattern of
P. aeruginosa strains isolated from blood cultures between January 2008 and
December 2009 at the Training Hospital of Gülhane Military Medical Faculty.
Blood cultures were processed by automatized BACTEC 9240 System (Beckton Dickinson, USA). P. aeruginosa strains were identified by conventional
methods and automatized systems (BD Phoenix System, Beckton Dickinson,
USA). Antimicrobial susceptibility tests were performed by Kirby-Bauer disc
diffusion method and automatized systems (BD Phoenix System, Beckton
Dickinson, USA) in accordance with the recommendations of Clinical and
Laboratory Standarts Institute (CLSI). Forty six P. aeruginosa strains were
isolated during the study period. Sixty five per cent of the strains were isolated
from the surgical clinics comprising intensive care units. The antimicrobial
resistance rates of the microorganisms were found to be 26% for imipenem,
23.9% for meropenem, 10.8% for amikacin, 17.3% for gentamicin, 39.1% for
ciprofloxacin, 17.4% for ceftazidime, 41.3% for aztreonam, 15.2% for piperacillin/tazobactam and 97.8% for cefotaxime. For P. aeruginosa strains isolated
the highest antimicrobial susceptibility rate was for amikacin, whereas the
highest antimicrobial resistance rate was for cefotaxime.

Yazar Bilgileri
1. Yazar
Yazar Adı: 
Mustafa Güney
2. Yazar
Yazar Adı: 
Orhan Bedir
Yazar Anabilim Dalı: 
Mikrobiyoloji
3. Yazar
Yazar Adı: 
Abdullah Kılıç
Yazar Anabilim Dalı: 
Mikrobiyoloji
4. Yazar
Yazar Adı: 
Ahmet Celal Başustaoğlu
Yazar Anabilim Dalı: 
Mikrobiyoloji
Makale Künye Bilgisi
Makalenin Yayımlandığı Dergi: 
Gülhane Tıp Dergisi
Makale Yayın Yılı: 
2011
Cilt/Sayı: 
53
Sayı: 
2
Sayfa Aralığı: 
119-122
Referanslar: 

1. Kalem F, Gündem NS, Feyzioğlu B, Arslan U, Tuncer
İ. Çeşitli klinik örneklerden izole edilen Pseudomonas
aeruginosa suşlarında antibiyotik direnci. ANKEM
Dergisi 2008; 22: 123-126.
2. Vitkauskien A, Skrodenien E, Dambrauskien A, Macas
A, Sakalauskas R. Pseudomonas aeruginosa bacteremia:
Resistance to antibiotics, risk factors, and patient
mortality. Medicina 2010; 46: 490-495.
3. Coşar M, Tuncer İ, Arslan U. Kan kültürlerinde üreyen
Pseudomonas aeruginosa suşlarının antibiyotik direnç
profili. İnfeksiyon Dergisi 2009; 23: 47-504. Lister PD, Wolter DJ, Hanson ND. Antibacterial-resistant
Pseudomonas aeruginosa: Clinical ımpact and complex
regulation of chromosomally encoded resistance
mechanisms. Clin Microbiol Rev 2009; 22: 582-610.
5. Gad GF, El-Domany RA, Sahar Z, Ashour HM.
Characterization of Pseudomonas aeruginosa isolated
from clinical and environmental samples in Minia,
Egypt: Prevalence, antibiogram and resistance
mechanisms. J Antimicrob Chemother 2007; 60:
1010-1017.
6. Rossolini GM, Mantengoli E. Treatment and control of
severe infections caused by multiresistant Pseudomonas
aeruginosa. Clin Microbiol Infect 2005; 11 (Suppl 4):
17-32.
7. Azık TE, Doğru Ü, Güriz H, Aysev AD, İnce E, Çiftçi
E. Çocuklarda Pseudomonas aeruginosa enfeksiyonları.
Çocuk Enfeksiyon Dergisi 2007; 1: 1-5.
8. Micek ST, Lloyd AE, Ritchie DJ, Reichley RM, Fraser
VJ, Kollef MH. Pseudomonas aeruginosa bloodstream
infection: importance of appropriate initial
antimicrobial treatment. Antimicrob Agents Chemother
2005; 49: 1306-1311.
9. Blondel E, Henry DA, Speert DP. Pseudomonas. In:
Murray PR, Baron EJ, Jorgensen HJ, et al. (eds). Manual
of Clinical Microbiology. 9th ed. Vol.1. Washington
DC: ASM Press, 2007: 734-749.
10. Clinical and Laboratory Standards Institute: Performance
Standards for Antimicrobial Susceptibility Testing,
Twentieth Informational Supplement, M100-S20, CLSI,
Wayne, PA 2010.
11. Dündar D, Sönmez Tamer G. Çeşitli klinik örneklerden
izole edilen Pseudomonas aeruginosa suşlarının
antimikrobiyal direnci: Üç yıllık değerlendirme.
ANKEM Dergisi 2009; 23: 17-21.
12. El Solh AA, Alhajhusain A. Update on the treatment
of Pseudomonas aeruginosa pneumonia. J Antimicrob
Chemother 2009; 64: 229-238.
13. Mehta M, Punia JN, Joshi RM. Antibiotic resistance in
Pseudomonas aeruginosa strains isolated from various
clinical specimens - A retrospective study. Indian J Med
Microbiol 2001; 19: 232.
14. Yücel M, Yavuz T, Kaya D, et al. Pseudomonas aeruginosa
izolatlarının antibiyotiklere direnç oranlarının yıllar
içinde değişimlerinin izlenmesi. ANKEM Dergisi 2006;
20: 152-155.
15. Godfrey AJ, Bryan LE. Resistance of P. aeruginosa to new
β-Lactamase-resistant β –lactams. Antimicrob Agents
Chemother 1984; 26: 485-488.
16. Gümral R, Şenses Z, Doğanay ÜD, Aydoğan H,
Başustaoğlu AC. GATA Mikrobiyoloji ve Klinik
Mikrobiyoloji Kliniğinde izole edilen Pseudomonas
aeruginosa izolatlarının antibiyotik direnç durumları.
7. Antimikrobik Kemoterapi Günleri, 8-10 Nisan 2004,
İstanbul. Kongre Özet Kitabı, 214.
17. Üstün C. Hastane kökenli karbapenem dirençli ve
duyarlı Pseudomonas aeruginosa suşlarının çeşitli
antibiyotiklere direnç oranları. ANKEM Dergisi 2010;
24: 1-6.
18. Tunçoğlu E, Yenişehirli G, Bulut Y. Klinik örneklerden
izole edilen Pseudomonas aeruginosa suşlarında
antibiyotik direnci. ANKEM Dergisi 2009; 23: 54-58.
19. Saghir S, Faiz M, Saleem M, Younus A, Aziz H.
Characterization and anti-microbial susceptibility of
Gram-negative bacteria isolated from bloodstream
infections of cancer patients on chemotherapy in
Pakistan. Indian J Med Microbiol 2009; 27: 341-347.
20. Prabhash K, Medhekar A, Ghadyalpatil N, et al.
Bloodstream infections in cancer patients: A single
center experience of isolates and sensitivity pattern.
Indian J Cancer 2010; 47: 184-188.
21. Mitt P, Adamson V, Lõivukene K. Epidemiology of
nosocomial bloodstream infections in Estonia. J Hosp
Infect 2009; 71: 365-370.
22. Wise R, Ashby JP, Andrews JM. Combined effects of
meropenem and aminoglycosides on Pseudomonas
aeruginosa in vitro. J Antimicrob Chemother 2000; 46:
901-904.
23. Strunk RW, Gratz JC, Maserati R, et al. Comparison
of ciprofloxacin with azlocillin plus tobramycin in
the therapy of experimental Pseudomonas aeruginosa
endocarditis. Antimicrob Agents Chemother 1985; 28:
428-432

Giriş
Doğada yaygın olarak bulunan Pseudomonas aeruginosa son zamanlarda sıkça izole edilen ve çeşitli ilaç-
lara karşı geliştirdiği direnç nedeniyle önemli olan bir
bakteridir (1). P. aeruginosa’nın neden olduğu kan dolaşımı enfeksiyonu kliniği diğer gram negatif bakterilerden farksız olmakla beraber, bu tür olgularda mortalite ve morbidite oranları daha yüksektir. Özellikle
son yıllarda artan antimikrobiyal direnç oranları
nedeniyle mortalitesi %31’den %61’e çıkmıştır (2).
Aynı zamanda P. aeruginosa’nın kan kültüründe gö-
rülme sıklığı giderek artmaktadır. Hatta Gram negatif
bakteriler içinde en sık üçüncü sırada izole edilen bir
bakteri haline gelmiştir (3). Ayrıca hastane kökenli
pnömoni ve yoğun bakım sepsislerinde ikinci, üriner
sistem enfeksiyonlarında üçüncü, cerrahi yara enfeksiyonlarında dördüncü ve konumuz olan kan dolaşı-
mı enfeksiyonlarında en sık izole edilen yedinci mikroorganizmadır (4,5).
Günümüzde P. aeruginosa suşları bir çok antibiyoti-
ğe direnç göstermekte, hatta bazı durumlarda tedavi
sırasında bile duyarlılık durumu değişebilmektedir
(6,7). Bu yüzden pek çok hastanenin en önemli sorunlarından birisi de P. aeruginosa suşlarının giderek
artan direnç oranlarından dolayı tedavisinin zorluğudur (2). Yapılan çalışmalarda antimikrobiyal direnç
profilleri hastaneden hastaneye, hatta aynı hastanede klinikler arasında değişiklikler göstermektedir.
Antimikrobiyallere direnç gelişim sıklığı o hastanenin yapısı, hastaların özellikleri, hastanedeki invaziv
girişim sıklığı ve en önemlisi antibiyotik kullanım
politikasına göre değişmektedir. Bir çalışmada P.
aeruginosa‘ya bağlı gelişen kan dolaşımı enfeksiyonlarında uygun antimikrobiyal ilaçlarla başlanan tedavi rejimlerine göre, uygun olmayan antimikrobiyal
ilaçlarla başlanan tedavi rejimlerinde mortalite ciddi
oranlarda artmaktadır. Bu sebeple her bölgenin direnç
profilinin periyodik olarak belirlenmesi kültür ve antimikrobiyal duyarlılık sonuçlarının beklenemeyeceğidurumlarda doğru ampirik tedavinin planlanabilmesi
için önemlidir (1,8).
Bu çalışmanın amacı Gülhane Askeri Tıp Fakültesi
Eğitim Hastanesinde kan kültüründe üreyen P. aeruginosa suşlarının antibiyotik direnç profilini belirlemek
ve ampirik tedavi gereken durumlarda klinisyenlere
yol göstermektir.
Gereç ve Yöntem
Bu çalışmada Ocak 2008 ile Aralık 2009 tarihleri
arasında GATA Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarına
gelen hemokültür örneklerinden izole edilen P. aeruginosa suşları incelenmiştir. Kan kültürleri otomatize
sistem ile (BACTEC 9240, BD Diagnostic Instrument
Systems, USA) çalışılmıştır. Aerobik kan kültürü şi-
şeleri aksi belirtilmedikçe yedi gün süre ile cihazda
takip edilmiştir. Aynı hastaya ait birden fazla kan
kültüründe aynı etken ürediğinde sadece biri değerlendirmeye alınmıştır. Üreme sinyali vermiş kültür
örnekleri %5 koyun kanlı agar ve Eosin Methylene
Blue (EMB) agara ekilmiş ve 37°C’de 24-48 saat inkü-
be edilmiştir. Kültürde üreme olan örneklerin gram
boyaması, koloni morfolojisi, aromatik koku varlığı,
kanlı agarda β hemolizi varlığı, oksidaz pozitifliği ile
P. aeruginosa düşünülen mikroorganizmaların identifikasyonu otomatize sistem (BD Phoenix System,
Beckton Dickinson, USA) ile tür düzeyinde tanımlanarak doğrulanmıştır (9). Antimikrobiyal duyarlılıkları CLSI kriterleri (10) doğrultusunda Kirby-Bauer disk
difüzyon yöntemi ve otomatize sistem (BD Phoenix
System, Beckton Dickinson, USA) ile belirlenmiştir.
Kirby-Bauer disk difüzyon yönteminde buyyon içerisine McFarland 0,5 bulanıklığındaki bakteri süspansiyonu hazırlanmıştır. Mueller-Hinton Agar plaklarına
sürüntü ekimi yapılarak, seftazidim, gentamisin, sefotaksim, aztreonam, imipenem, meropenem, siprofloksasin, amikasin, piperasilin-tazobaktama duyarlı-
lıkları test edilmiştir. Orta derecede duyarlılık gösteren suşlar dirençli kabul edilmiştir. Çalışmada P. aeruginosa ATCC 27853 kontrol suşu olarak kullanılmıştır.
Bulgular
Bu çalışmada yatan hastaların kan kültürlerinden
izole edilen 46 P. aeruginosa suşunun antibiyotik duyarlılıkları araştırılmıştır. Bu 46 hastanın 7’si Beyin
ve Sinir Cerrahisi, 7’si Plastik Cerrahi, 6’si Anestezi
ve Reanimasyon, 5’i Acil Dahiliye Yoğun Bakım, 5’i
Genel Cerrahi, 3’ü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, 3’ü
Tıbbi Onkoloji, 3’ü Kalp Damar Cerrahisi, 1’i Dahiliye,
2’si Gastroenteroloji, 1’i Göğüs Hastalıkları, 1’i
Hematoloji, 1’i Nefroloji ve son hasta da Radyasyon
Onkolojisi kliniğinden tespit edilmiştir. Bu suşların
direnç oranlarına bakıldığında amikasine %10.8,
Tartışma
P. aeruginosa birçok antimikrobiyal ilaca karşı dirençlidir. Duyarlı olanlara bile tedavi sırasında antibiyotiği inaktive eden enzimler ile (beta laktamaz)
direnç gelişebileceği gibi, dış membrandaki por proteinlerini kodlayan genlerde mutasyon ile veya dirençli
mikroorganizmalardan plazmid aracılı direnç aktarı-
mı yolu ile direnç geliştirebilir (3). Dirençli suşların
artması, birden fazla direnç paternlerinin olması ve
hastanelerdeki yoğun antibiyotik baskısı son yıllarda çoklu antibiyotik dirençli P. aeruginosa suşlarının
artmasını sağlamakta ve bu bakterilerle oluşan enfeksiyonların tedavilerinde sorun yaşanmasına neden
olmaktadır (11).
P. aeruginosa enfeksiyonlarının tedavisinde tek ilaçla
tedavi yapılabilmesine karşın, günümüzde kombine
antimikrobik tedavi tavsiye edilmektedir. Zira bu tür
tedavi hem direnç gelişme riskini azaltır, hem de elde
edilen sinerji nedeniyle tedavinin başarı sansını artırmaktadır (12). Dolayısıyla uygun antimikrobik tedavinin erken başlaması mortalite ve morbiditeyi belirgin
ölçüde azaltacaktır (13). Bu amaçla antipsödomonal
penisilinler, sefalosporinler, karbapenemler, kinolonlar ve aminoglikozidler kullanılmaktadır (14).
P. aeruginosa enfeksiyonlarında ilk tercih edilen ilaç-
lar beta laktam türü antimikrobiyal ilaçlardır. Ancak
1980’li yıllardan bu yana P. aeruginosa’nın beta laktamaz üretimine bağlı gelişen direnç nedeniyle bu antimikrobiyaller ile günümüzde yapılan tedavilerde ciddi sorunlar yaşanmaktadır (15). Bu çalışmamızda aztreonam için %41.3, sefotaksim için %97.8 oranında
dirençli bulunmuştur. Bulduğumuz bu yüksek dirençranları beta laktam antimikrobiyallerin çok fazla ve
yaygın kullanımına bağlanmıştır. Bir çalışmada ampirik tedavide piperasilin/tazobaktam yerine imipenemin kullanılmaya başlanması ile piperasilin/tazobaktam direncinin anlamlı derecede azaldığı, imipenem
direncinin ise arttığı bildirilmiştir (11). Yaptığımız
çalışmada beta laktam+beta laktamaz inhibitörlerine
karşı direnç durumu da araştırılmış ve piperasilin/tazobaktam için %15.2 oranında bir direnç oranı tespit
edilmiştir. Bu verilerin laboratuvarımızda iki yıl önce
Gümral ve ark.larının bulduğu direnç verileri (16) ile
uyumlu olduğu şeklinde değerlendirilmiştir. Ayrıca
farklı makalelerden derlenen ülkemizde yapılan direnç veri çalışmaları Tablo II’de yurt dışında yapılan
çalışmaların verileri ise Tablo III’de sunulmuştur.
Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de P.
aeruginosa’nın beta-laktamlara artan direnci nedeniyle tedavide karbapenemler ilk seçenek olarak dü-
şünülmeye başlanmıştır. Ancak son zamanlarda P.
aeruginosa izolatlarında karbapenemaz üretimindeki
artış, bu antibiyotiklere karşı direnci de beraberinde
getirmiştir. Yapılan bu çalışmada imipenem için %26
ve meropenem için de %23.9 olarak bulunmuştur.
Bulunan bu oranlar iki yıl önceki aynı laboratuvarın
yaptığı çalışmadaki imipeneme %32, meropeneme
%34’lük direnç oranları ile kıyaslandığında hafif bir
düşme bulunmasına rağmen, direnç verilerindeki bu
yüksek oran ampirik tedavi rejimlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.
Aminoglikozidler özellikle son yıllarda imipenem
gibi bir antimikrobiyal ile kombine olarak kullanılmaktadır (22). Aminoglikozitler arasında da en çok
amikasin kullanılmaktadır. Zira aminoglikozit modifiye edici enzimlerden daha az etkilendiği için grubun diğer üyelerine kıyasla daha nadir direnç geliş-
mektedir (14). Bu çalışmada izole edilen P. aeruginosa
suşlarında gentamisin için %17.3 ve amikasin için
%10.8’lik bir direnç oranı tespit edilmiştir. Bu açıdan
bakıldığında hastanemizin verileri Tablo II’deki ülkemiz ve Tablo III’deki dünyadan alınan direnç verileri
ile uyumludur.
P. aeruginosa dahil olmak üzere Gram negatif bakterilere 1980’li yılların başlarından itibaren en etkili
antimikrobiyallerden biri de kinolonlardır. En çok
kullanılan kinolonlardan biri siprofloksasindir ve tek
başlarına veya diğer ilaçlarla kombine olarak kullanı-
labilmektedir (23). Kullanımının kolay olması ve toksisitesinin düşük olması nedeniyle oldukça sık tercih
edilen florokinolonlara karşı yaptığımız çalışmada
%39.1’lik direnç oranı bulunmuştur. Direnç verilerimizin hem Türkiye’de (Tablo II), hem de dünyada
(Tablo III) yapılan bu direnç oranı çalışmaları ile benzer olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak P. aeruginosa izolatlarına karşı kullanılabilecek antimikrobiyallere karşı günümüzde artan
direnç oranları, tedavide ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle her hastane direnç verilerini
düzenli aralıklarla izlemeli ve ampirik tedavi protokollerini güncellemelidir. Ampirik tedavi protokolleri kültür antibiyogram sonucuna göre yönlendirilmeli ve tedavi sırasında bile direnç gelişebileceği göz
önünde bulundurularak kültür antibiyogram isteği
yenilenmelidir.

Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.