Miyelodisplastik sendrom olgularında sitogenetik analiz sonuçlarının hasta prognozuna etkisi

Makalenin İngilizce İsmi: 
The effect of cytogenetic analysis results on prognosis in cases with myelodysplastic syndrome
Makale İçerik Bilgileri
Makale Dili: 
Türkçe
Türkçe Özet: 

Sitogenetik incelemeler miyelodisplastik sendromlu hastaların tanısında ve
prognozunun değerlendirilmesinde önemli role sahiptir ve tedavi seçiminde
ve tedaviye cevabın değerlendirilmesinde de önemli bir faktördür. Bu çalış-
manın amacı, 2004 ile 2009 yılları arasında izlediğimiz miyelodisplastik sendromlu olgulardaki klasik sitogenetik inceleme sonuçlarını retrospektif olarak
değerlendirmektir. Çalışmaya 49’u erkek, yaş ortalaması 54.53±21.23 yıl
(aritmetik ortalama±standart sapma), yaş dağılımı 20-85 yıl olan toplam 68
olgu dahil edildi. Dört olguda uygun metafaz elde edilemedi. Miyelodisplastik
sendrom tanısı alan ve sitogenetik analiz sonucu verilen 64 olgunun sekizinde (%12.50) sitogenetik anomali gözlenmiştir. Çalışmamızda en sık gözlenen
anormallik Y kromozomu yokluğu olup, %6.25 sıklıktaydı. Olgularımızın sitogenetik sonuçları Uluslararası Prognostik Skorlama Sistemi risk kategorilerine
göre incelendiğinde 58 olgu iyi risk, dört olgu orta risk, iki olgu ise kötü risk
kategorisine girdi. Kötü risk ve orta risk kategorisine sahip olgulardan ikisi
daha sonra akut miyelositer lösemiye transforme oldu. Sonuç olarak, miyelodisplastik sendromlu olgularda sitogenetik incelemeler hem hastalığın prognozunun belirlenmesinde, hem de tedavi yönünden risk değerlendirmesi yapılmasında önemli bir role sahiptir. Ancak kromozomal incelemeler ile birlikte
moleküler tekniklerin de rutin kullanıma girebilmesi, bu hastalara yaklaşımda
hekime çok daha fazla yol gösterici olabilecektir.

İngilizce Özet: 

Cytogenetic analysis has a significant role in establishing diagnosis and prognostic evaluation of patients with myelodysplastic syndrome and is an important factor in selecting treatment type and evaluation of treatment response.
The aim of this study was to evaluate retrospectively classical cytogenetic
analysis results in patients with myelodysplastic syndrome followed between
2004 and 2009. Sixty eight patients with a mean age of 54.53±21.23 years
(mean±standard deviation), range between 20-85 years and 49 of them as
male were enrolled in the study. No metaphase was observed in 4 cases.
Cytogenetic abnormalities were detected in 8 out of 64 (12.5%) patients diagnosed to have myelodysplastic syndrome and given cytogenetic analysis
result. The most frequent abnormality observed in our study was loss of Y
chromosome (-Y) with a rate of 6.25%. Fifty eight patients were in good risk
group, 4 patients were in intermediate risk group and 2 patients were in poor
risk group on the basis of cytogenetic results classified according to the risk
categories of International Prognostic Scoring System. Two of the patients
in poor and intermediate prognostic risk groups later transformed to acute
myeloid leukemia. As a conclusion, cytogenetic investigations have a significant role in both prognostic evaluation and defining risk factors with regard to
treatment in patients with myelodysplastic syndrome. However future routine
use of molecular techniques together with classical chromosomal analyses
will guide physicians in approaching this patient group

Yazar Bilgileri
1. Yazar
Yazar Adı: 
Şefik Güran
Yazar Anabilim Dalı: 
Tıbbi Biyoloji
2. Yazar
Yazar Adı: 
Cengiz Beyan
3. Yazar
Yazar Adı: 
Yusuf Tunca
Yazar Anabilim Dalı: 
Tıbbi Genetik
4. Yazar
Yazar Adı: 
Salih Kozan
Yazar Anabilim Dalı: 
Tıbbi Genetik
5. Yazar
Yazar Adı: 
Deniz Torun
Yazar Anabilim Dalı: 
Tıbbi Genetik
6. Yazar
Yazar Adı: 
Davut Gül
Yazar Anabilim Dalı: 
Tıbbi Genetik
7. Yazar
Yazar Adı: 
Muhterem Bahçe
Yazar Anabilim Dalı: 
Tıbbi Genetik
8. Yazar
Yazar Adı: 
Kürşat Kaptan
9. Yazar
Yazar Adı: 
Ali Uğur UraL
Makale Künye Bilgisi
Makalenin Yayımlandığı Dergi: 
Gülhane Tıp Dergisi
Makale Yayın Yılı: 
2011
Cilt/Sayı: 
53
Sayı: 
2
Sayfa Aralığı: 
104-106
Referanslar: 

1. Bennett JM, Catovsky D, Daniel MT, et al. Proposals for
the classification of the myelodysplastic syndromes. Br
J Haematol 1982; 51: 189-199.
2. Myelodysplastic syndromes. NCCN Clinical Practice
Guidelines in Oncology. Available from: http://www.
nccn.org/professionals/physician_gls/PDF/mds.pdf,
V.2.2010.
3. Greenberg P, Cox C, LeBeau MM, et al. International
scoring system for evaluating prognosis in
myelodysplastic syndromes. Blood 1997; 89: 2079-2088.
4. Yunis JJ. New chromosome techniques in the study of
human neoplasia. Human Pathol 1981; 1: 540-549.
5. Seabright M. Improvement of tyripsin method for
banding chromosomes. Lancet 1973; 1: 1249.
6. Shaffer LG, Tommerup N. ISCN 2005 An International
System for Human Cytogenetic Nomenclature. 1st
Publication, New York: Carger Publication, 2005: 1-120.
7. Steensma DP, List AF. Genetic testing in the
myelodysplastic syndromes: molecular insights into
hematologic diversity. Mayo Clin Proc 2005; 80:
681-698.
8. Haase D, Germing U, Schanz J, et al. New insights into
the prognostic impact of the karyotype in MDS and
correlation with subtypes: evidence from a core dataset
of 2124 patients. Blood 2007; 110: 4385-4395.
9. Pozdnyakova O, Miron PM, Tang G, et al. Cytogenetic
abnormalities in a series of 1,029 patients with primary
myelodysplastic syndromes: a report from the US
with a focus on some undefined single chromosomal
abnormalities. Cancer 2008; 113: 3331-3340.
10. Bacher U, Haferlach T, Kern W, Weiss T, Schnittger
S, Haferlach C. The impact of cytomorphology,
cytogenetics, molecular genetics, and
immunophenotyping in a comprehensive diagnostic
workup of myelodysplastic syndromes. Cancer 2009;
115: 4524-4532.
11. Bernasconi P, Alessandrino EP, Boni M, et al. Karyotype
in myelodysplastic syndromes: relations to morphology,
clinical evolution, and survival. Am J Hematol 1994;
46: 270-277.
12. Wong AK, Fang B, Zhang L, Guo X, Lee S, Schreck R.
Loss of the Y chromosome: an age-related or clonal
phenomenon in acute myelogenous leukemia/
myelodysplastic syndrome? Arch Pathol Lab Med 2008;
132: 1329-1332.
13. Le Beau MM, Larson RA. Cytogenetics in myelodysplastic
syndromes. Available from: www.UpToDate.com,
version 17.3, 2009.
14. Yılmaz Z, Sahin FI, Kizilkilic E, Karakus S, Boga C,
Ozdogu H. Conventional and molecular cytogenetic
findings of myelodysplastic syndrome patients. Clin
Exp Med 2005; 5: 55-59.

Giriş
Miyelodisplastik sendromlar (MDS) kronik sitopeniler ve anormal hücresel olgunlaşma ile karakterize bir çok heterojen hematolojik durumu içerir.
MDS’li olgularda enfeksiyon, kanama ve anemi gibi
bulguların yanı sıra, standart tedavilere dirençli
akut miyeloblastik lösemi (AML) gelişimi de gözlenebilir. MDS’li olgular 1982’de yayınlanan FransızAmerikan ve İngiliz (FAB) sınıflamasına göre veya
2008’de yayınlanan Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
sınıflamasına göre tedavi ve yaklaşımları farklı çeşitli
alt gruplarda incelenmektedir (1,2). Sitogenetik incelemeler MDS’li hastaların tanısında ve prognozunun
değerlendirilmesinde önemli role sahiptir ve tedavi
seçiminde ve tedaviye cevabın değerlendirilmesinde
de önemli bir faktördür. Uluslararası Prognostik
Skorlama Sistemi (IPSS) MDS’li hastalarda gözlenen
sitogenetik anormallikleri üç risk kategorisine ayırır.
Normal karyotip, sadece –Y, del(5q), del(20q) iyi
prognoz katogorisinde, kompleks yapıda anomaliler
(3 veya daha fazla anomali birlikte ise) ile 7. kromozom anomalileri kötü prognoz kategorisinde, diğer
tüm kromozomal anomaliler ise orta prognoz kategorisinde değerlendirilir (3).
Bu çalışmanın amacı 2004 ile 2009 yılları arasında
izlediğimiz MDS’li olgulardaki sitogenetik inceleme
sonuçlarını retrospektif olarak değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem
Bu çalışma 2004 ile 2009 yılları arasında GATF
Hematoloji Bilim Dalı’na sitopenileri nedeni ile mü-
racaat eden ve MDS tanısı konularak GATF Tıbbi
Genetik Bilim Dalı’ndan sitogenetik araştırma yapılması istenen olgularda retrospektif olarak ger-
çekleştirildi. Çalışmaya 49’u erkek, yaş ortalaması
54.53±21.23 yıl (aritmetik ortalama±standart sapma),
yaş dağılımı 20-85 yaş olan toplam 68 olgu dahil edildi. FAB sınıflamasına göre olguların tamamı MDS’li
olup, 2008 yılında yayınlanan WHO sınıflamasınagöre ise 66 olgu MDS’li ve 2 olgu ise miyelodisplastik
sendrom/miyeloproliferatif neoplazmlı (MDS/MPN)
idi (Tablo I). Dört olguda takip periyodunda AML’ye
transformasyon gelişti (Tablo II).
Sitogenetik incelemeler tüm olgularda GTGbandlama tekniği ile klasik kromozomal inceleme
olarak gerçekleştirildi (4,5). Dört olguda uygun metafaz elde edilemedi. Olgularda analiz sonuçları ISCN
kataloğuna göre değerlendirildi (6).
Bulgular
Altmış sekiz MDS’li olgunun sekizinde sitogenetik anomali gözlenmiş olup, bu sonuçlar Tablo II’de
gösterilmiştir. Çalışmaya 49’u erkek, yaş ortalaması
54.53±21.23 yıl (aritmetik ortalama±standart sapma),
yaş dağılımı 20-85 yaş olan toplam 68 olgu dahil edilmiştir. MDS tanısı alan ve sitogenetik analiz sonucu
elde edilen 64 olgunun 8’inde (%12.50) sitogenetik
anomali gözlenmiştir. Çalışmamızda en sık gözlenen
anormallik Y kromozomu yokluğu olup, %6.25 sıklıktadır. Olgularımızın sitogenetik sonuçları IPSS risk kategorilerine göre incelendiğinde, 58 olgu iyi risk (tüm
normal karyotip çıkan olgular ve Tablo II’de Olgu no
2 ve 3), dört olgu (Olgu no 1, 5, 7, 8) ise orta risk kategorisindedir. İki olgu taşıdıkları kromozom anomalilerinin ikiden fazla ve kompleks olması nedeni ile
kötü risk kategorisindedir (Olgu no 4 ve 6). Olgu no
4’ün daha sonraki hastalık evresi bilinmemektedir.
MDS RAEB-2 tanısı alan kötü prognostik kritere sahip
olgu ve orta risk kategorisine sahip bir olgu (Olgu no
6 ve 7) AML’ye transforme olmuştur (Tablo II). Olgu
no 6 hastalığın ileri evresinde tekrar sitogenetik analize alınmış ve benzer sonuç elde edilmiştir. Bu olgu
ilk tanı evresinden 2 yıl, AML gelişmesinden yaklaşık
6 ay sonra kaybedilmiştir. Olgu no 7’de sitogenetik
analiz yapıldıldıktan hemen sonra AML’ye transformasyon gelişmiş ve olgu iki ay içinde sitogenetik analiz yapılmadan kaybedilmiştir. MDS tanısı ile takip
edilen 2 olguda normal karyotip tespit edildiği halde
AML’ye transformasyon gözlenmiştir. Olgulardan birisinde takip yapılamamış, bir olgu da AML gelişmesinden 1 ay sonra kaybedilmiştir. Bu olguya ikinci kez
sitogenetik analiz uygulanamamıştır.
Tartışma
Klonal kromozomal anormallikler MDS’li olguların
%40-70’inde gösterilebilir (3,7-10). Karyotipik deği-
şiklikler daha ciddi hastalığı olan olgularda daha fazla
olup, bir seride RAEB’li olguların %76’sında ve transformasyonda aşırı blastlı refrakter anemili (RAEB-T) olguların ise %100’ünde bildirilmiştir (11). Klasik sitogenetik inceleme ile bizim tüm olgularımızda tespit edebildiğimiz kromozomal anormallik oranı %11.8 idi. On
RAEB’li olgumuzda ise iki olguda (%20.0) kromozomal
anormallik gösterildi. Olgularımızda sitogenetik anomali oranının göreceli olarak düşük olması, olgularımı-
zın büyük oranda RA grubunda olması ile açıklanabilirYüz seksen sekiz MDS’li olguyu içeren bir çalışmada tespit edilen en yaygın anormallikler del(5q) ve
monozomi 7 veya del(7q) olup, sırasıyla %12 ve %6
sıklıktadır (11). 1.029 olguyu içeren bir başka çalış-
mada da %44 olguda anormal karyotip gözlenmiş
olup, en sık anormallikler sırasıyla %18, %6, %4 ve
%3 olmak üzere kompleks karyotipi, del(5q), trizomi
8 ve del(20q)’dur (9). Bizim çalışmamızda ise en sık
anormallik Y kromozomu yokluğu olup, %5.9 sıklıktadır (sadece erkek MDS’li olgularda hesaplandığında
%8.2). Y kromozomu yokluğu ile MDS ilişkisi, her iki
fenomen de ileri yaş ile ilişkili olduğundan tartışmalıdır (12). Bizim Y kromozomu kaybı tespit etmiş olduğumuz olguların hepsi ileri yaşlı olgulardı (76, 78,
81 ve 85 yaş).
Normal karyotipli olgular akut miyeloblastik lö-
semiye dönüşüm yönünden daha düşük riske sahiptir. Bir çalışmada normal karyotipli 58 hastanın
hiçbirisinde lösemik dönüşüm gözlenmemiştir (11).
Özellikle kompleks anormallikler olmak üzere anormal karyotipli olgularda AML gelişimi daha yüksek
sıklıkta gözlenmektedir (3,8,11). AML dönüşümü
gözlenen dört olgumuzdan ikisinde MDS ön tanısı
ile incelenirken kromozomal anormallik tespit edilmiştir. Lösemik transformasyon riski MDS alt grupları ile de ilişkilidir. RA ve RARS’lı olgularda %5-15 iken
RAEB ve RAEB-T’li olgularda %40-50 olarak bildirilmiştir (13). Bizim çalışmamızda ise 57 RA ve RARS’lı
olgudan birisinde AML’ye dönüşüm gözlenirken, 10
RAEB’li olgudan 3’ünde AML’ye dönüşüm gelişmişti
(p=0.020).
Yılmaz ve ark. 26 MDS’li hastaya ait sitogenetik
anormallikleri yayınlamışlardır (14). Bu çalışmada
hem klasik sitogenetik analiz, hem de floresan in situ
hibridizasyon (FISH) metodları uygulanmış olup, 5q
ve 7q için lokusa özgü problar kullanılmıştır. Klasik
sitogenetik inceleme ile 26 hastadan sadece dördünde anormal karyotip gösterilir iken, ilave teknikler ile
normal karyotip bulunmuş olan üç olguda del(5q),
iki olguda del(7q) ve bir olguda da monozomi (7) varlığı saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada klasik
kromozomal inceleme ile anormallik saptanma oranı
%15.4 iken, moleküler sitogenetik tekniklerin ilavesi ile bu oran %38.5 olmuştur. Bu sonuçlar MDS’li
hastalarda tanı ve takipte her iki metodun da önemli
olduğunu göstermektedir. Klasik sitogenetik ve FISH
birlikte kullanılabildiği zaman, klinik olarak önemli
sitogenetik anormallikleri saptayabilmek mümkün
olmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları bizim olguları-
mızda kromozomal anormallik gösterebilme oranı-
mızın niye düşük olduğunu, niçin AML’ye transforme olan dört olgumuzdan sadece ikisinde kromozomal anormallik saptayabildiğimizi açıklayabilir.
Sonuç olarak, MDS’li olgularda sitogenetik incelemeler hem hastalığın prognozunun belirlenmesinde,
hem de tedavi yönünden risk değerlendirmesi yapılmasında önemli bir role sahiptir. Klasik kromozomal
incelemeler ile birlikte lokusa özgü problarla gerçekleştirilen FISH incelemeleri gibi moleküler tekniklerin
de rutin kullanıma girebilmesi, bu hastalara yaklaşımda hekime çok daha fazla yol gösterici olabilecektir.

Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.