Oral liken planus: olgu sunumu

Makalenin İngilizce İsmi: 
Oral lichen planus: a case report
Makale İçerik Bilgileri
Makale Dili: 
Türkçe
Anahtar Kelimeler: 
Ağız mukozası
liken planus
oral
oral hijyen
topikal kortikosteroid
Türkçe Özet: 

ÖZET
Oral liken planus nispeten sık görülen kronik inflamatuvar bir hastalıktır. Elli
altı yaşında erkek hastada oral retiküler liken planus yanak mukozasında
çift taraflı olarak görüldü. Tedavisi topikal kortikosteroid ile yapıldı. Bu olgu
sunumunun amacı, oral liken planusun klinik özelliklerini tartışmaktır.

Key Words: 
Mouth mucosa
lichen planus
oral
oral hygien
topical corticosteroid
İngilizce Özet: 

Oral lichen planus is a relatively common chronic inflammatory disorder.
Oral reticular lichen planus was bilaterally observed in buccal mucosa in
a 56-year-old male patient. Its treatment was performed with topical corticosteroid. The aim of this case report is to discuss the clinical characteristics of oral lichen planus.

Yazar Bilgileri
1. Yazar
Yazar Adı: 
Hasan Ayberk Altuğ
2. Yazar
Yazar Adı: 
Metin Şençimen
3. Yazar
Yazar Adı: 
Kemal Murat Okçu
Makale Künye Bilgisi
Makalenin Yayımlandığı Dergi: 
Gülhane Tıp Dergisi
Makale Yayın Yılı: 
2010
Cilt/Sayı: 
52
Sayı: 
2
Sayfa Aralığı: 
140-142
Referanslar: 

Kaynaklar
1. Sonis TS, Faizo CR, Fang L. Oral Medicine. 2nd ed.
Philadelphia: WB Saunders Co, 1995: 364-365.
2. Fang M, Zhang W, Chen Y, He Z. Malignant
transformation of oral lichen planus: a retrospective
study of 23 cases. Quint Int 2009; 40: 235-242.
3. Cawson RA, Odell EW, Porter S. Disease of the oral
mucosa: Non-infective stomatitis. In: Cawson RA,
Odell EW, Porter S (eds). Cawson’s Essentials of
Oral Pathology and Oral Medicine. 7th ed. London:
Churchill Livingstone, 2002: 197-199.
4. Gedik R, Arıcı S, Hah Marufi. Lichen planus: Case
report. J Cumhuriyet University Dental Faculty 2000; 3:
44-46.
5. Eisen D, Carrozzo M, Bagan Sebastian JV, Thongprasom
K. Number V oral lichen planus: clinical features and
management. Oral Dis 2005; 11: 338-349.
6. Van der Hem PS, Egges M, van der Wal JE, Roodenburg
JL. CO2 laser evaporation of oral lichen planus. Int J
Oral Maxillofac Surg 2008; 37: 630-633.
7. Silverman S Jr, Gorsky M, Lozada-Nur F. A prospective
follow-up study of 570 patients with oral lichen planus:
persistence, remission, and malignant association. Oral
Surg Oral Med Oral Pathol 1985; 60: 30-34.
8. Bilen N. Problems in eroziv lichen planus treatment. T
Klin J Int Med Sci 2005; 1: 156-160.
9. Rodstrom PO, Jontell M, Mattsson U, Holmberg E.
Cancer and oral lichen planus in a Swedish population.
Oral Oncol 2004; 40: 131–138.
10. Scully C, Carrozo M. Oral mucosal disease: Lichen
Planus. Br J Oral Maxillofac Surg 2008; 46: 15-21.
11. Thongprasom K, Luengvisut P, Wongwatanakij A,
Boonjatturus C. Clinical evaluation in treatment of oral
lichen planus with topical fluocinolone acetonide: a
2-year follow-up. J Oral Pathol Med 2003; 32: 315-322.
12. Nolan A, Badminton J, Maguire J, Seymour RA. The
efficacy of topical hyaluronic acid in the management
of oral lichen planus. J Oral Pathol Med 2009; 38:
299-303.
13. Altınyazar C, Şaşmaz R, Aksoy D, Çelebi CR, Sakman
M, Eskioğlu F. Ulcerative oral lichen planus treated by
topical siclosporin-A. T Klin Dermatol 1996; 6: 40-42.
14. Scully C, Eisen D, Carrozzo M. Management of oral
lichen planus. Am J Clin Dermatol 2000; 1: 287-306.
15. Lundstrom IM. Incidence of diabetus mellitus in
patients with oral lichen planus. Int J Oral Surg 1983;
12: 147-152.
16. Soto Araya M, Rojas Alcayaga G, Esguep A. Association
between psychological disorders and the presence of
Oral lichen planus, Burning mouth syndrome and
Recurrent aphthous stomatitis. Med Oral 2004; 9: 1-7.
17. Pakfetrat A, Javadzadeh-Bolouri A, Basir-Shabestari S,
Falaki F. Oral Lichen Planus: a retrospective study of
420 Iranian patients. Med Oral Patol Oral Cir Bucal
2009; 14: E315-E318.
18. Neumann-Jensen B, Holmstrup P, Pindborg JJ. Smoking
habits of 611 patients with oral lichen planus. Oral Surg
Oral Med Oral Pathol 1977; 43: 410-415.
19. Eisen D. The evaluation of cutaneous, genital, scalp,
nail, esophageal, and ocular involvement in patients
with oral lichen planus. Oral Surg Oral Med Oral Pathol
Oral Radiol Endod 1999; 88: 431-436.
20. Lozada-Nur F, Miranda C, Maliksi R. Double-blind
clinical trial of 0.05% clobetasol propionate (corrected
from proprionate) ointment in orabase and 0.05%
fluocinonide ointment in orabase in the treatment of
patients with oral vesiculoerosive diseases. Oral Surg
Oral Med Oral Pathol 1994; 77: 598-604.
21. Conrotto D, Carbone M, Carrozzo M, et al. Cyclosporin
vs. clobetasol in the topical management of atrophic
and erosive oral lichen planus: a double-blind,
randomized controlled trial. Br J Dermatol 2006; 154:
139-145.

Giriş
Liken planus (LP) nispeten sık görülen cilt ve mukoza membranlarının kronik inflamatuvar bir hastalığı-
dır. Bu hastalık ilk defa 1869 yılında tanımlanmıştır
(1). Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir (Kadın/erkek: 2/1). Bu hastalıktan, orta yaş ve
üstü bireyler daha çok etkilenmektedir (2-5).
Ağız içinde görülen oral liken planus (OLP), tek ba-
şına oluşabildiği gibi deri lezyonları ile birlikte de bulunabilir. Oral liken planus üç çeşit klinik formda gö-
rülebilir: retiküler, eritematöz (atrofik) ve eroziv (ülsere, büllöz). Bu kronik inflamatuvar hastalık, en sık
yanak mukozasında, dil sırtında ve daha seyrek olarak diş etinde görülür. Daha çok bilateral ve simetrik
olarak izlenir. Genellikle asemptomatiktir. Retiküler
tipte, papüller veya plaklar arasında uzanan beyaz
çizgiler şeklinde ağsı bir görüntü vardır. Hasta genellikle lezyonun varlığından habersizdir. Eritematöz tip
küçük, beyaz papüller veya plaklar şeklinde görülür.
Bu lezyon, diş etinde deskuamatif gingivite neden
olur. Eroziv tip ise, yırtılmış büllöz lezyonlar şeklinde izlenir. Bu hastalarda yemek yerken ağrı oluşabilir (3,5-7). Ayrıca, bu lezyonlardan anogenital bölge,
konjunktiva, özefagus ve larenks gibi ekstraoral mukozal bölgeler de etkilenebilir (8).
OLP, malign transformasyon gösterebilmektedir
(2,9). Klinik tanıda, displazi ve malignite ayırıcı tanısı
için biyopsi tavsiye edilmektedir (5,10). OLP’un tedavisinde, topikal kortikosteroidler (11), topikal hiyaluronik asid (12), CO2
lazer (6), topikal siklosporin-A
(13) kullanılmaktadır.
Bu olgu sunumunun amacı, retiküler OLP’un klinik
özelliklerini sunmaktır.
Olgu Sunumu
Elli altı yaşında retiküler OLP’u olan erkek hasta
Diyarbakır Asker Hastanesine başvurdu. Hastanın
alınan anamnezinde yaklaşık 6-7 aydır yanaklarında
yanma şikayeti ve sistemik olarak diyabetes mellitusu
* Kara Harp Okulu Reviri Diş Servisi
** GATA Diş Hekimliği Bilimleri Merkezi Ağız, Diş Çene Hastalıkları ve
Cerrahisi Anabilim Dalı
Bu olgu sunuumu, Türk Oral ve Maksillofasiyal Cerrahi Derneğinin 16.
Uluslararası Kongresinde (03-08 Kasım 2009, Ürgüp, Nevşehir) poster bildiri
olarak sunulmuştur
Ayrı basım isteği: Hasan Ayberk Altuğ, GATA Diş Hekimliği Bilimleri Merkezi
Ağız, Diş Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı, Etlik-06018, Ankara
E-mail: aybork@yahoo.com
Makalenin geliş tarihi: 08.01.2010 • Kabul tarihi: 12.05.2010Cilt 52 • Sayı 2 Oral liken planus • 141
olduğu öğrenildi. Yapılan ağız içi muayenesinde, çift
taraflı tüm yanak mukozasını kaplayan beyaz renkli, balık ağını andıran lezyon tespit edildi (Şekil 1).
Ayrıca hastanın sağ alt 2. büyük azı ve sol üst 1. bü-
yük azı dişlerinde düzensiz yapılmış yanakta iritasyona neden olan amalgam restorasyonlar görüldü.
OLP’un oluşturabileceği en önemli komplikasyon,
oral skuamoz hücreli karsinoma dönüşebilmesidir
(5). Pakfetrat ve ark. en çok retiküler form OLP ile
karşılaştıklarını ve malign transformasyon oranının
%0.07 olduğunu bildirmişlerdir (17). Bizim vakamızda da retiküler tipte OLP teşhisi kondu.
Fang ve ark. OLP’un malign transformasyonu üzerine yaptıkları çalışmada, oranı %1.1, yaş ortalamasını
52 ve en sık malign transformasyonun dilde görüldüğünü ortaya koymuşlardır (2). Bu çalışmada, ağrı
olan ve alkol/sigara kullanan yaşlı hastalarda malign
transformasyon görüldüğü belirtilmiştir. Neumann
ve ark. 611 hasta üzerinde yaptıkları çalışmalarında
sigara kullanan kişilerde retiküler ve atrofik OLP’u,
kullanmayan kişilere göre daha az gördüklerini iddia
etmişlerdir (18). Bizim hastamız da uzun yıllardır sigara içmekteydi.
OLP’u olan hastaların, yaklaşık %15’inde deri lezyonları da görülmektedir. Bu lezyonlar oral lezyonlardan birkaç ay sonra oluşabilir. Kafa derisi ve tırnaklarda görülen LP’a OLP’un eşlik etmesi çok seyrektir.
Ayrıca bu lezyonlar, daha az sıklıkla olmakla birlikte
genital bölge, özafagus ve gözde de görülmektedir
(19).
OLP’un tedavisinde lezyonun tipi, hastanın şikayetleri, alışkanlıkları ve yaşı rol oynamaktadır. Retiküler
lezyonlar genellikle asemptomatik seyreder. Atrofik
ve ülseratif lezyonlar rahatsız edici semptomlarından
dolayı tedavi edilmelidir. Keskin dolgu veya protez
kenarları gibi mekanik travma yaratan faktörler dikkatle incelenmelidir (5). Bu vaka raporunda retikü-
ler form teşhis edilmesine rağmen, hastanın mukozasında yanma şikayetleri olması nedeniyle tedavisi
gerçekleştirilmiştir.
OLP’un tedavisinde en çok kullanılan madde topikal kortikosteroiddir. Bu amaçla kullanılan kortikosteroidler arasında fluocinolone acetonide, fluocinonide ve süperpotent halogen kortikosteroidlerden
olan klobetazol bulunmaktadır (20). Bu ilaçların oral
mukozada atrofi ve kandidiyazis oluşması gibi yan etkileri olabilir. Oral florayı bozmamak için klobetazol
gibi güçlü etkili kortikosteroid ile başlanıp, triamsinolon gibi orta etkili bir kortikosteroid ile devam etmek daha iyi olabilir. Oral floraya olumsuz etkisi ve
adrenal süpresyona neden olma ihtimaline karşı, klobetazolun iki haftadan fazla kullanılmamasına dikkat
edilmelidir (5).
Nolan ve ark. OLP’un tedavisinde %0.2’lik topikal
hiyaluronik asid jel kullanmışlar, hastaların bu uygulamadan fayda gördüklerini bildirmişlerdir (12). Van
der Hem ve ark. CO2
lazer uygulamasının başarılı olduğunu savunmuşlardır (6). OLP’un tedavisinde kullanılan bir başka grup ise, kalsinörin inhibitörlerinden
Histopatolojik incelemede LP tanısı kondu.
Tedavisinde hastaya oral hijyen eğitimi verildi.
Düzensiz yapılmış, aşınmış dolguları tedavi esnasında değiştirildi. Topikal kortikosteroid olarak triamsinolon asetonat uygulandı. Topikal kortikosteroidi
sürdükten sonra ilacın lezyon yüzeyinde bir süre kalabilmesi için en az 1 saat hiçbir şey yiyip içmemesi
tavsiye edildi. Her iki taraf bukkal mukozadaki lezyonların iyileştiği gözlendi (Şekil 2). Hastamızın 1 yıl
sonraki kontrolünde nüks saptanmadı.
Şekil 1. Tedavi öncesi çift taraflı yanak mukozasında oral liken planus
Şekil 2. Tedavi sonrası yanak mukozasının görüntüsü
Tartışma
OLP ağız mukozasında çoğunlukla yanak mukozasını etkilemektedir (7). Bu olgu sunumunda yanak
mukozasında teşhis edilen OLP’un klinik özellikleri
ve tedavisinden bahsedilmektedir. OLP, T hücre aracılı otoimmün bir hastalık olmakla birlikte, etiyolojisi
tam olarak bilinmemektedir. Bazı çalışmalar, OLP’un
diyabet, karaciğer hastalıkları (Hepatit C) bulunan ki-
şilerde görüldüğünü ileri sürmektedir (5,14,15). Yine
bir başka çalışmaya göre, OLP’u olan hastalarda yüksek anksiyete, derin depresyon ve psişik hastalıklar
olduğu rapor edilmiştir (16).142 • Haziran 2010 • Gülhane Tıp Derg Altuğ ve ark.
olan siklosporin ve takrolimus gibi immünosüpresif
ilaçlardır. Conrotto ve ark. siklosporin ile klobetazolü
karşılaştırmışlar, siklosporinin etkisinin klobetazole
göre daha az olduğunu bildirmişlerdir (21).
Biz vakamızda, topikal kortikosteroidin bir aylık
kullanımını, oral hijyenin sağlanması ve taşkın dolguların yenilenmesi ile OLP’un iyileştiğini, hastanın
şikayetinin kalmadığını tespit ettik. Yapmış olduğumuz taramalarda, literatürlere göre sık görülen retiküler tip LP’un malignite gibi ciddi sonuçlar doğurma
ihtimaline rağmen, Türkçe makalelerde yeterince yer
almadığı görüldü. Özellikle Pakfetrat ve ark.nın yayı-
nında en sık retiküler tip OLP’la karşılaşıldığı, dolayısıyla bu vakalardan sonra malign transformasyon
oranının %0.07 olması, bu lezyonun dikkatli olarak
değerlendirilmesinin önemini artırmaktadır (17).
Hatta malignite oranı Fang ve ark.nın çalışmasında
%1.1’i bulmaktadır (2). Bu nedenle vaka raporumuzda LP hakkında bilinenleri yeni literatür bilgileri ışı-
ğında düzenledik.
Sonuç olarak, sistemik hastalıklar ile ilişkili olarak
seyredebilen OLP’un ilk muayene esnasında tespiti ve
tedavisi özellikle malignite açısından önem taşımaktadır. Oral hijyenin sağlanması, hazırlayıcı faktörlerin
ortadan kaldırılması ve genellikle sistemik kullanıma
gerek kalmadan topikal kortikosteroidler kullanılarak
OLP’un tedavisi mümkün olmaktadır.

Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.