Sağlıklı genç erkeklerde pozitif ve negatif duygu düzeylerinin elektrokardiyografik P dalga değişkenliği ile ilişkisi Murat Erdem (*), Cemil Çelik (*), Adem Balıkcı (*)
Kaynaklar
1. Kent LK, Shapiro PA. Depression and related
psychological factors in heart disease. Harv Rev
Psychiatry 2009; 17: 377-388.
2. Gençöz T. Pozitif ve negatif duygu ölçeği: Geçerlik ve
güvenirlik çalışması. Türk Psikoloji Dergisi 2000; 15:
19-26.
3. Yu BH, Dimsdale JE, Mills PJ. Psychological states and
lymphocyte beta-adrenergic receptor responsiveness.
Neuropsychopharmacology 1999; 21: 147-152.
Şekil 2. Pozitif duygu düzeyi yüksek ve düşük olan grupların P-dalga
değişkenliği değerleri
p dispersiyon
pozitif nitelik
düşük yüksek
50.00
40.00
30.00
20.00
10.00
n=32
25.6±11.3
n=34
25.9±12.1
t=0.09
p>0.05Cilt 52 • Sayı 2 Duygu düzeyleri ve P dalga değişkenliği • 103
4. Hughes JW, Sherwood A, Blumenthal JA, Suarez EC,
Hinderliter AL. Hostility, social support, and adrenergic
receptor responsiveness among African-American and
white men and women. Psychosom Med 2003; 65:
582-587.
5. Jain S, Dimsdale JE, Roesch SC, Mills PJ. Ethnicity, social
class and hostility: Effects on in vivo beta-adrenergic
receptor responsiveness. Biol Psychol 2004; 65: 89-100.
6. Sherwood A, Hughes JW, Kuhn C, Hinderliter AL.
Hostility is related to blunted beta-adrenergic receptor
responsiveness among middle-aged women. Psychosom
Med 2004; 66: 507-513.
7. Maddock RJ, Carter CS, Magliozzi JR, Gietzen DW.
Evidence that decreased function of lymphocyte
beta adrenoreceptors reflects regulatory and adaptive
processes in panic disorder with agoraphobia. Am J
Psychiatry 1993; 150: 1219-1225.
8. Pandey GN, Janicak PG, Davis JM. Decreased betaadrenergic receptors in the leukocytes of depressed
patients. Psychiatry Res 1987; 22: 265-273.
9. Lambert GW, Kaye DM, Lefkovits J, et al. Increased
central nervous system monoamine neurotransmitter
turnover and its association with sympathetic nervous
activity in treated heart failure patients. Circulation
1995; 92: 1813-1818.
10. Iyer VS, Canty JM. Regional desensitization of beta
adrenergic receptor signaling in swine with chronic
hibernating myocardium. Circ Res 2005; 97: 789-795.
11. Leineweber K, Rohe P, Beilfuss A, et al. G-protein
coupled receptor kinase activity in human heart failure:
Effects of beta-adrenoceptor blockade. Cardiovasc Res
2005; 66: 512-519.
12. Uyarel H, Uzunlar B, Unal Dayi S, Tartan Z, Samur
H, Kasikcioglu H. Anxiety and P wave dispersion in
a healthy young population. Cardiology 2005; 104:
162-168.
13. Erdem M, Sarıçam E, Çelik C, Isılak Z, Aparcı A, Uz
O. Sağlıklı genç erkeklerde sürekli öfke düzeyi ve öfke
tarzının P dalga değişkenliği üzerine etkisi. Hipokrat
Kardiyoloji 2008; 42: 65-69.
14. Yeragani VK, Pohl R, Berger R, Balon R, Ramesh C, Glitz
D. Decreased heart rate variability in panic disorder
patients: A study of power spectral analysis of heart
rate. Psychiatry Res 1993; 46: 89-103.
15. Yeragani VK, Pohl R, Jampala VC, et al. Increased
QT variability in patients with panic disorder and
depression. Psychiatry Res 2000; 93: 225-235.
16. Yavuzkır M, Atmaca M, Dağlı N. P-Wave dispersion in
panic disorder. Psychosom Med 2007; 69: 344-347.
17. First MB, Spitzer RL, Gibbon M, Williams JBW.
Structured Clinical Interview for DSM-IV Axis I
Disorders (SCID-I), Clinical Version. Washington D.C.:
American Psychiatric Press Inc, 1997.
18. Çorapçıoğlu A, Aydemir Ö, Yıldız M, Danacı AE, Köroğlu
E. SCID’in Türkiye İçin Uyarlama ve Güvenirlilik
çalışması. Ankara: Hekimler Yayın Birliği, 1999.
19. Spitzer RL, Williams JBW, Gibbon M. Structured clinical
interview for DSM-III-R. Washington DC: American
Psychiatric Pres, 1987.
20. Sorias S, Saygılı R, Elbi H. DSM-III R yapılandırılmış
klinik görüşmesi Türkçe versiyonu. İzmir: Ege
Üniversitesi Basımevi, 1990.
21. Watson D, Clark LA, Tellegen A. Development and
validation of Brief measures of positive and negative
affect: the PANAS scales. J Pers Soc Psychol 1988; 54:
1063-1070.
22. Nabi H, Hall M, Koskenvuo M, et al. Psychological
and somatic symptoms of anxiety and risk of coronary
heart disease: the health and social support prospective
cohort study. Biol Psychiatry 2010; 67: 378-385.
23. Versteeg H, Pedersen SS, Erdman RA, van Nierop JW,
de Jaegere P, van Domburg RT. Negative and positive
affect are independently associated with patientreported health status following percutaneous coronary
intervention. Qual Life Res 2009; 18: 953-960.
24. Yu BH, Kang EH, Ziegler MG. Mood states, sympathetic
activity, and in vivo b-adrenerjik receptor function in a
normal population. Depress Anxiety 2008; 25: 559-564.
25. Dilaveris PE, Gialafos EJ, Andrikopoulos GK, et al.
Clinical and electrocardiographic predictors of recurrent
atrial fibrillation. Pacing Clin Electrophysiol 2000; 23:
352-358.
26. Aytemir K, Ozer N, Atalar E, Sade E, Aksöyek S, Ovünç
K. P wave dispersion on 12-lead electrocardiography in
patients with paroxysmal atrial fibrillation. Pacing Clin
Electrophysiol 2000; 23: 1109-1112.
Giriş
Çeşitli psikososyal değişkenler kardiyovasküler sistem hastalıkları için risk etkeni olarak tanımlanmış-
tır. Bu bağlamda anksiyete, depresyon, kişilik özellikleri ve duygulanım gibi durumlarla kardiyovasküler
hastalıklar arasında ilişki olduğu gösterilmiştir (1).
Risk etkenlerinden olan pozitif duygu hayattan alı-
nan aktif haz ve keyif olarak tanımlanırken, negatif
duygu ise kişinin kaygı, korku, kızgınlık gibi hoş olmayan duygularının aktive olması biçiminde tanımlanmaktadır (2).
Sempatik sinir sistemi hem duygudurum hem de
kardiyovasküler hastalıklar ile doğrudan ilişkilidir.
Sempatik sinir sisteminden norepinefrin salınımı
kalp atım hızı ve kasılması üzerinde etki gösterir. Öte
yandan, stres, hostilite ve gerginlik gibi olumsuz duygulanımlar gösteren sağlıklı insanlarda lenfosit beta
adrenerjik reseptörlerinin sayısı ve duyarlılığında
azalma olur (3-6). Klinik örneklemlerde ise anksiyete
bozukluğu ya da depresyon olgularında beta adrenerjik reseptörlerin duyarlılığında azalma olduğu görülmüştür (7,8). Bu değişiklikler sonrasında noradrenerjik sistemin aktive olduğu ve bunun kardiyovasküler
hastalıklar için risk yarattığı belirtilmektedir (9-11).
Çalışmalarda kardiyovasküler sistem fizyolojisinin
bir göstergesi olan elektrokardiyografi (EKG) değişiklikleri ile duygudurum arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırmalar sağlıklı bireylerde anksiyete ve
öfke düzeyinin arttığı durumlarda EKG’de P-dalga dispersiyonunun (Pd) arttığını göstermektedir (12,13).
Klinik örneklemde gerçekleştirilen çalışmalarda ise
panik bozukluk hastalarının kalp hızı değişkenliğinde
(14,15) ve Pd’de artma (16) olduğu tespit edilmiştir.
Ancak, sağlıklı popülasyonda pozitif duygu ve negatif duygu ile EKG arasındaki ilişki çalışılmamıştır. Bu
çalışmada sağlıklı genç erkeklerde atriyal fibrilasyon
gelişimi ile ilişkili olduğu bilinen Pd’nin pozitif ve
negatif duygu düzeyleri ile ilişkili olup olmadığının
tespit edilmesi amaçlanmıştır.
* GATF Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
** GATF Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Kardiyoloji Servisi
*** GATF Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Ayrı basım isteği: Dr. Cemil Çelik, GATF Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim
Dalı, Etlik-06018, Ankara
E-mail: drcemilcelik@yahoo.com
Makalenin geliş tarihi: 01.02.2010 • Kabul tarihi: 19.04.2010Cilt 52 • Sayı 2 Duygu düzeyleri ve P dalga değişkenliği • 101
Gereç ve Yöntem
Denekler: Çalışmaya katılmayı kabul eden 20-
31 yaş arası, fiziksel yönden sağlıklı, uygulanan
DSM-IV Eksen I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış
Klinik Görüşme Formu (SCID I) ve DSM-III-R Kişilik
Değerlendirme Formu (SCID II) sonrası eksen I ve II
tanısı almamış olan 66 erkek olgu alınmıştır. Çalışma
için etik kurul onayı alınmış olup, katılımcılar çalış-
ma hakkında bilgilendirilmiştir.
Ölçüm araçları
Sosyodemografik Veri Formu: Çalışmanın amacına dö-
nük olarak deneklerin sosyodemografik özellikleri ve
yaşam öykülerine ilişkin soruları içeren, birinci araş-
tırmacı tarafından geliştirilen bir form kullanılmıştır.
DSM-IV Eksen I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış
Klinik Görüşme Formu (Structured Clinical Interview for
DSM-IV Axis I Disorders) (SCID-I): First ve ark. tarafından, DSM-IV Eksen I tanılarının konması için geliştirilen yapılandırılmış klinik görüşme formudur (17).
Geçerlik ve güvenirliği Çorapçıoğlu ve ark. tarafından
yapılmış olan Türkçe çevirisi kullanılmıştır (18).
DSM-III-R Kişilik Değerlendirme Formu (SCID II): Yarı
yapılandırılmış, klinisyen tarafından uygulanan bir
testtir (19). İkinci eksende tanımlanan kişilik bozukluk tanıları için kullanılmaktadır. Türkçe versiyonu
Sorias ve ark. tarafından geliştirilmiştir (20).
Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ): 10 pozitif ve
10 negatif duygu maddesi içeren, her bir maddesi 1
(çok az ya da hiç) ile 5 (çok fazla) arasında değerlendirilen bu ölçek Watson ve ark. tarafından 1988 yılında
geliştirilmiştir (21). Ölçekte deneklerin son bir haftalık dönemdeki duygu düzeyleri değerlendirilmektedir. Bu ölçekte her bir duygu için alınabilecek puanlar
10-50 arasında değişmektedir. Ölçekteki pozitif ve negatif duygu düzeylerinin Beck Depresyon Envanteri
ile korelasyonu -.35 ve .56, Durumluk ve Sürekli
Kaygı Envanterinin durumluk kaygı puanı ile korelasyonu ise -.35 ve .51 olarak saptanmıştır. Ölçeğin
Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması Gençöz ve ark.
tarafından yapılmıştır (1).
P-dalga değişkenliği analizi: Deneklerin 12 derivasyonlu elektrokardiyografileri çekilmiş ve EKG incelemeleri yapılmıştır. EKG değerlendirmesi ve biyokimyasal inceleme sonunda QT ölçümünü etkileyebilecek sinüzal tarşikardi, sinüzal bradikardi, dal blokları,
preeksitasyon sendromları, elektrolit anormallikleri
bulunan olgular çalışma dışı bırakılmıştır. EKG çekiminde kağıt hızı 50 mm/s olarak alınmıştır. P-dalgası
süresinin ölçümü dijital cetvel ile gerçekleştirilmiştir.
P dalgasının başlangıcı ile sonu arasındaki süre P dalga süresi olarak değerlendirilmiştir. P-dalga değişkenliği en uzun ve en kısa P-dalga süresi arasındaki fark
olarak tanımlanmıştır.
İstatistiksel analiz: Tanımlayıcı istatistiklerde sü-
rekli değişkenler için aritmetik ortalama ve standart
sapma değerleri hesaplanmıştır. Sonuçlar aritmetik
ortalama±standart sapma şeklinde sunulmuştur. İki
grup arasındaki karşılaştırmalarda sürekli değişkenler
için Student t testi, iki değişken arasındaki bağıntının
araştırılması için Pearson bağıntı testi kullanılmıştır.
Yanılma düzeyi olarak α=0.05 seçilmiş ve bu değere
eşit ya da küçük p değerleri için “istatistiksel olarak
anlamlı farklılığın olduğu” yorumu yapılmıştır.
Bulgular
Tablo I’de deneklerin yaş, vücut kitle indeksi (VKİ),
sol atriyum ve sol ventrikül çapları, P-dalga değişkenliği değerleri, pozitif ve negatif duygu düzeyi puanları
verilmiştir.
Tablo I. Deneklerin yaş, vücut kitle indeksi değerleri, pozitif ve
negatif duygu düzeyi ile P-dalga değişkenliği değerleri
Değişken Ortalama±standart
sapma
Yaş 22.6±2.5
Vücut kitle indeksi (kg/m
2
) 23.7±2.9
Sol atriyum çapı (cm) 3.1±0.2
Sol ventrikül diyastol sonu çapı (cm) 4.4±0.2
P dalgası değişkenliği (mm) 25.8±11.6
Pozitif duygu düzeyi 32.3±7.1
Negatif duygu düzeyi 20.8±6.2
Şekil 1’de deneklerin negatif duygu düzeyi ile
P-dalga değişkenliği arasındaki ilişki gösterilmiştir.
Şekil 2’de deneklerin pozitif duygu düzeyi ile
P-dalga değişkenliği arasındaki ilişki verilmiştir.
Şekil 1. Negatif duygu düzeyi yüksek ve düşük olan grupların P-dalga
değişkenliği değerleri
p dispersiyon
negatif nitelik
düşük yüksek
50.00
40.00
30.00
20.00
10.00
n=30
34.7±10.4
n=36
18.3±6.1
t=7.9, p<0.001102 • Haziran 2010 • Gülhane Tıp Derg Erdem ve ark.
Şekil 1 ve 2’de pozitif duygu düzeyi yüksek ya da
düşük olan iki grubun P-dalga değişkenliği değerleri
arasında anlamlı farklılık olmadığı (t=0.09, p>0.05),
fakat negatif duygu düzeyi yüksek olan grubun, dü-
şük olan gruba göre P-dalga değişkenliği değerinin
yüksek olduğu bulunmuştur (t=7.90, p<0.001).
Ayrıca, P-dalga değişkenliğinin negatif duygu düzeyi ile pozitif bağıntılı olduğu (r=0.69; p<0.001), ancak
P-dalga değişkenliğinin pozitif duygu düzeyi ile bağ-
lantısız olduğu görülmüştür (r=-0.19, p>0.05).
Tartışma
Bu çalışmanın sonuçları sağlıklı genç erkeklerde negatif duygu düzeyi ile P-dalga değişkenliği arasında
ilişki olduğunu göstermektedir. Bu ilişkinin yüksek
negatif duygu düzeyi olan grupta daha belirgin olduğu saptanmıştır. Öte yandan pozitif duygu düzeyi
ile Pd değerleri arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığı
görülmüştür.
Pozitif duygu, negatif duygudan bağımsız bir de-
ğişkendir. Yüksek pozitif duygu enerjik olma, tam
konsantrasyon, zevk almayı içerirken, düşük pozitif
duygu üzüntü ve letarjiyi yansıtmaktadır (1). Pozitif
duygu ile EKG bulguları arasındaki bağlantı daha
önce çalışılmamıştır. Ayrıca, koroner arter hastalıklarının gelişimi ile ilişkisi de açık değildir. Nabi ve ark.
pozitif duygunun gelecekteki koroner hastalıklar için
bir gösterge olmadığını bildirmişlerdir (22). Versteeg
ve ark. ise yüksek pozitif duygunun koroner hastalıkların olumlu gidişinde önemli etken olduğunu rapor
etmişlerdir (23). Bu çalışmada atriyal fibrilasyon (AF)
için risk etkeni olduğu kabul edilen P-dalga değişkenliği ile yüksek veya düşük pozitif duygu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur.
Çalışmalarda koroner hastalıklar için bir risk etkeni
olarak negatif duygu üzerine odaklanılmıştır. Negatif
duygu anksiyete, çökkünlük, irritabilite, öfke durumlarını içermektedir. Anksiyete ve öfke gibi yüksek negatif duygu düzeyleri sempatik aktivitede artışa neden olmaktadır (24). Bu duyguların sempatik aktivite
üzerine etkisi otomatik kardiyovasküler aktivitenin
bir göstergesi olan EKG kullanılarak ölçülebilir. Bu
bağlamda, çalışmalarda durumsal ve sürekli anksiyete
ile P-dalga değişkenliği arasında bağıntı olduğu gösterilmiştir (13-16). Benzer şekilde, başka bir çalışmada
sağlıklı genç erkeklerde sürekli öfke düzeyi ve öfke
tarzının P-dalga değişkenliği üzerine etkisi araştırılmış; öfke ile P-dalga değişkenliği arasında ilişki oldu-
ğu saptanmıştır (12). Bu çalışmada da negatif duygu
düzeyi ile P-dalga değişkenliği arasında ilişki olduğu
bulunmuştur.
Uzamış P dalga süresi ve artmış P-dalga dispersiyonunun AF riski ile ilişkili olduğu gösterilmiştir (25).
Yapılan çalışmalarda paroksismal AF’li hastalarda en
uzun P-dalga süresinin ve P-dalga değişkenliğinin sağ-
lıklı kontrol grubuna göre yüksek olduğu ve P-dalga
süresinin paroksismal AF için bağımsız olarak etkili
olduğu saptanmıştır (25,26). P-dalga değişkenliğinin
normal kişilerde uyarı yayılma hızında değişiklikleri
tetikleyen otonomik tonüsten etkilendiği bildirilmiş-
tir. Anksiyete ve öfke gibi olumsuz duyguların yüksek
düzeyleri sempatik aktivitede artışa neden olmakta,
buna bağlı olarak kardiyak reaktivite artışı ortaya
çıkmakta ve bu durum da emosyonel kökenli AF’nin
meydana gelmesine zemin oluşturmaktadır (12,24).
Çalışmanın sonucunda negatif duygu düzeyi yüksek
bireylerin düşük olanlara göre AF’ye yatkınlığının
daha fazla olduğu söylenebilir.
Örneklemin genç bireylerden oluşması, verilerin
tüm yaş gruplarına genellenmesi konusunda sınırlı-
lık olabileceğini düşündürmektedir. Yüksek negatif
duygu düzeyi olan ve P-dalga değişkenliği saptanan
olguların AF’ye yatkın oldukları varsayımının doğ-
rulanması için uzun süreli izlemlerin gerekli olduğu
düşünülmektedir.
Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.

