İntrakraniyal dev lipom ve epilepsi: olgu sunumu

Makalenin İngilizce İsmi: 
Intracranial giant lipoma and epilepsy: a case report
Makale İçerik Bilgileri
Makale Dili: 
Türkçe
Anahtar Kelimeler: 
Epilepsi
Kallozal agenezi
kallozal lipom
Türkçe Özet: 

ntrakraniyal lipomlar tanı konmuş beyin tümörlerinin yaklaşık %0.1’i ve
otopsi olgularının %0.08’i ile oldukça nadir görülen tümörlerdir. Santral sinir sisteminin konjenital malformasyonları içerisinde sınıflandırılan lipomlar,
intrakraniyal lezyonların %0.06-0.46’sını oluşturmaktadır. Genellikle asemptomatik olup, radyolojik incelemeler veya otopsi esnasında bulunur. İntrakraniyal lipomlar genellikle başağrısı, epileptik nöbet, psikomotor retardasyon
ve kraniyal sinir paralizisi gibi klinik bulgularla kendini gösterir. Yirmi yaşında
erkek hasta, başağrısı yakınması ile polikliniğimize müracaat etti. Hastanın
öyküsünde 12 yaşından beri kontrol altında olan epilepsi tanısı mevcuttu.
Nörolojik muayenesi ve nörofizyolojik incelemeleri normal sınırlarda olan
hastanın beyin manyetik rezonans görüntülemesinde interhemisferik bölgede tüm sekanslarda yağ ile izointens görünüm ile karakterize yaklaşık
5.5x6x8 cm boyutlarında dev lipom ile uyumlu kitle lezyonu ve kallozal agenezi izlendi. Epilepsi ile intrakraniyal lipom ve kallozal agenezi birlikteliğini literatürdeki benzer olgular ışığında vurgulamak için bu makale sunulmuştu

Key Words: 
Epilepsy
Callosal agenesis
callosal lipoma
İngilizce Özet: 

Intracranial lipomas are very rare tumors with an incidence of approximately 0.1% of diagnosed brain tumors and 0.08% of tumors found on
autopsy. Lipomas, classified in conjenital malformations of the central nervous system, constitute 0.06-0.46% of intracranial lesions. These tumors
are usually asymptomatic, and detected during radiological investigations
and autopsy. Intracranial lipomas usually present with headache, epileptic
seizures, psychomotor retardation and cranial nerve paralysis. A 20-yearold male patient admitted to our department because of headache. He had
the diagnosis of epilepsy (under control) since 12-year-old. His neurologic
examination and neurophysiologic investigations were normal. His brain
magnetic resonance imaging demonstrated a 5.5x6x8 cm sized interhemispheric mass lesion in fat intensity in all secanses and callosal agenesis.
This article was presented to emphasize the co-existence of intracranial
lipoma, callosal agenesis and epilepsy in the light of similar cases in the
literature.

Yazar Bilgileri
2. Yazar
Yazar Adı: 
Semai Bek
Yazar Anabilim Dalı: 
Nöroloji
3. Yazar
Yazar Adı: 
Tayfun Kaşıkçı
Yazar Anabilim Dalı: 
Nöroloji
4. Yazar
Yazar Adı: 
Zeki Gökçil
Yazar Anabilim Dalı: 
Nöroloji
5. Yazar
Yazar Adı: 
Zeki Odabaşı
Yazar Anabilim Dalı: 
Nöroloji
Makale Künye Bilgisi
Makalenin Yayımlandığı Dergi: 
Gülhane Tıp Dergisi
Makale Yayın Yılı: 
2009
Cilt/Sayı: 
51
Sayı: 
4
Sayfa Aralığı: 
256-258
Referanslar: 

Kaynaklar
1. Baesa SS, Higgins MJ, Ventureyra EC. Dorsal brain
stem lipomas: case report. Neurosurgery 1996; 38:
1031-1035.
2. Truwit CL, Barkovich AJ. Pathogenesis of intracranial
lipoma: an MR study in 42 patients. AJR 1990; 155:
855-864.
3. Rubio G, Garcia Guijo C, Mallada JJ. MR and CT
diagnosis of intracranial lipoma. AJR 1991; 157: 887.
4. Wilberger JE Jr, Abla A, Rothfus W. Lipoma of the septum
pellucidum: case report. J Comput Assist Tomogr 1987;
11: 79-82.
5. Zettner A, Netsky M. Lipoma of the corpus callosum. J
Neuropathol Exp Neurol 1960; 119: 305-319.
6. Verga P. Lipoma ed osteolipomi della pia madre. Tumori
1929; 15: 321-357.
7. List C,Holt J,Everett M. Lipoma of the corpus callosum.
A clinicopathologic study. AJNR 1946; 55: 125-134.
8. Leinbrock LG, Deans WR, Block S, Shuman RM,
Skultety FM. Cerebellopontine angle lipoma: a review.
Neurosurgery 1983; 12: 697-699.
9. Kazner E, Stochdorph O, Wende S. Intracranial lipoma:
diagnostic and therapeutic considerations. J Neurosurg
1980; 52: 234-245.
10. Maiuri F, Corriero G, Gallicchio B, Simonetti L. Lipoma of
the ambient cistern causing obstructive hydrocephalus.
J Neurosurg Sci 1987; 31: 53-58.
11. Friedman RB, Segal R, Latchaw RE. Computerized
tomographic and magnetic resonance imaging of
intracranial lipoma. J Neurosurg 1986; 65: 407-410.
12. Paterman SB, Steiner RE, Bydder GM. Magnetic
resonance imaging of intracranial tumors in children
and adolescents. AJNR 1984; 5: 703-709.
13. Doll A, Abu Eid M, Kehrli P, et al. Aspects of FLAIR, 3DCISS and diffusion-weighted MR imaging of intracranial
epidermoid cysts. J Neuroradiol 2000; 27: 101-106.
14. Rokitansky C Lehrbuch der pathologischen Anatomie
1856; p 468.
15. Britt PM, Bindal AK, Balko MG, Yeh HS. Lipoma of
the cerebral cortex: case report. Acta Neurochir (Wien)
1993; 121: 88–92.
16. Gastaut H, Regis H, Gastaut JL, Yermenos E, Low MD.
Lipomas of the corpus callosum and epilepsy. Neurology
1980; 30: 132–138.
17. Loddenkemper T, Morris HH 3rd, Diehl B, Lachhwani
DK. Intracranial lipomas and epilepsy. J Neurol 2006;
253: 590–593.
18. Tahmouresie A, Kroll G, Shucart W. Lipoma of the
corpus callosum. Surg Neurol 1979; 11: 31–34

Giriş
Santral sinir sisteminin konjenital malformasyonları içerisinde sınıflandırılan lipomlar, intrakraniyal lezyonların %0.06-0.46’sını oluşturmaktadır
(1). En sık orta hatta yerleşim göstermekte ve özellikle korpus kallozum disgenezisi olmak üzere sıklıkla konjenital anomalilere eşlik etmektedir (2,3).
İntrakraniyal lipomlar genellikle asemptomatik olup,
radyolojik incelemeler veya otopsi esnasında saptanır. Semptomatik olanlarda başağrısı, epileptik nöbet,
psikomotor retardasyon, kraniyal sinir paralizileri gö-
rülmektedir. Burada bayılma ve başağrısı yakınması
ile polikliniğimize müracaat eden ve etiyolojik araş-
tırma sırasında intrakraniyal dev lipom tespit edilen
bir olgu nadir görülmesi nedeniyle sunulmuştur.
Olgu Sunumu
Yirmi yaşında erkek hasta, her gün akşam saatlerinde artan baş ağrısı yakınması ile polikliniğimize mü-
racaat etti. Hastanın öyküsünde çocukluk çağlarında
başlayan, 12 yaşına kadar ortalama ayda 1-2 kez olan,
epileptik nöbeti vardı. Nöbet semiyolojisi jeneralize
tonik-klonik örnekte epilepsi ile uyumluydu. Son
8 yıldır valproik asid 1000 mg/gün tedavisi ile tam
nöbet kontrolünün sağlandığı anlaşıldı. Nörolojik
muayenesi normal sınırlarda olan hastanın bilgisayarlı beyin tomografisinde hipodens kitle lezyonu
(Şekil 1), beyin manyetik rezonans görüntülemesinde
(MRG) supratentoriyal serilerde; inferiyorda 3. ventrikül tavanı düzeyinden başlayıp, süperiyora doğru interhemisferik fissür boyunca verteks düzeyinde interhemisferik fissür anterosüperiyoruna kadar uzanan,
her iki yan ventrikülün frontal hornu ve korpuslarını
laterale yaylandıran ve komprese eden, tüm sekanslarda yağ ile izointens görünüm ile karakterize yakla-
şık 5.5x6x8 cm boyutlarında lipom ile uyumlu kitle
lezyonu izlendi. Korpus kallozum izlenmedi (korpus
kallozum agenezisi) (Şekil 2,3,4). Hastanın yapılan
elektroensefalografi (EEG), uyarılmış potansiyeller
*GATF Nöroloji Anabilim Dalı
Ayrı basım isteği: Dr. Mehmet Yücel, GATF Nöroloji Anabilim Dalı Etlik-06018,
Ankara
E-mail: drmehmetyucel@yahoo.com.tr
Makalenin geliş tarihi: 04.01.2009 • Kabul tarihi: 09.02.2009Cilt 51 • Sayı 4 İntrakraniyal dev lipom ve epilepsi • 257
(duyusal, görsel, işitsel, motor uyarılmış potansiyeller
ve işitsel olaya ilişkin potansiyelleri (SEP-VEP-BAEPMEP-P300), sağ hemisfer testi ve bellek testinde patolojik bulgu saptanmadı. Hastanın başağrısı etiyolojisine yönelik yapılan araştırmalarda tespit edilen intrakraniyal lipom tedavisi için Beyin Cerrahisi Kliniği ile
görüşüldü, ancak cerrahiye uygun olmadığına karar
verildi. Başağrısına yönelik verilen parasetamol 1500
mg + kafein 195 mg/gün tedavisinden fayda gördü.
Tartışma
İntrakraniyal lipomlar literatürde daha çok olgu
sunumları şeklinde tanımlanmıştır. Bugüne kadar
bildirilen çalışmalar içerisinde en genişi Truwit ve
Barkovich’in 42 olguyu içeren çalışmasıdır (2). Truwit
ve Barkovich’in çalışmasında olguların %45’inde perikallozal-interhemisferik, %25’inde kuadrigeminal/
süperiyor serebellar sistern, %14’ünde suprasellar/interpedinküler sistern, %9’unda serebellopontin köşe
ve %5’inde silvian sistern yerleşimli lipom saptanmıştır. Olguların yaklaşık %28’inde lipoma eşlik eden
konjenital anomali saptanmamıştır (2).
İntrakraniyal lipomların patogenezi hakkında pek
çok hipotez öne sürülmüştür. İntrakraniyal lipomun,
leptomeninkslerde bulunan yağ hücrelerinin proliferasyonu, nöral hücrelerin katabolik bir ürünü olan yağ
depozisyonu veya nöral tüpün kapanması esnasında
mezodermal elemanların inklüzyonu sonucu geli-
şebileceğini öne süren çalışmalar vardır (4,5). İlk kez
1929’da Verga tarafından tanımlanan hipoteze göre
lipomlar intrauterin yaşamda sisternleri oluşturan meninks primitivanın tam olarak rezorbe edilememesi
sonucunda gelişmektedir (6). İntrakraniyal lipomların
Şekil 1. Bilgisayarlı beyin tomografide verteksten başlayıp 3. ventrikül
tavanına uzanım gösteren hipodens lezyon
Şekil 2. Beyin manyetik rezonans görüntüleme T1 ağırlıklı aksiyel
kesitte verteksten başlayıp, 3. ventrikül tavanına uzanan, her iki
lateral ventrikülün frontal hornu ve korpuslarını laterale yaylandıran
ve komprese eden, yağ ile izointens görünüm ile karakterize yaklaşık
5.5x6x8 cm boyutta lipom ile uyumlu hiperintens kitle lezyonu ve
korpus kallozum agenezisi
Şekil 3. Beyin manyetik rezonans görüntüleme T1 ağırlıklı sagital
kesitte korpus kallozum agenezisi, mega sisterna magna ve
intrakraniyal lipom
Şekil 4. Beyin manyetik rezonans görüntüleme T2 ağırlıklı koronal
kesitte lipomun hipointens görünümü258 • Aralık 2009 • Gülhane Tıp Derg Yücel ve ark.
sisternal yerleşim göstermeleri, en sık olarak perikallozal lokalizasyonda görülmesi ve meninks primitivanın
yağ depolayan primitif perivasküler retiküloendotelyum içermesi bu teoriyi destekleyen bulgulardır (7).
Pontoserebellar köşede yerleşim gösteren lipomlar genellikle 7. ve 8. kraniyal sinirleri çepeçevre sarmakta
ve sensorinöral tipte işitme kaybına neden olmaktadır
(8). Hidrosefaliye neden olan kuadrigeminal sistern lipomu ve nörolojik belirti veren pontoserebellar köşe
lipomları haricinde intrakraniyal lipomlar için cerrahi
tedavi endikasyonu bulunmamaktadır (9,10).
MRG tetkiklerinde intrakraniyal lipomlar T1 ağırlıklı
serilerde hiperintens olarak izlenmektedir. Bu özellikleri nedeniyle ayırıcı tanıda dermoid kist, epidermoid
tümör, teratom gibi yağ içeren kitlesel lezyonların ve
subakut hematomun düşünülmesi gerektiği bildirilmektedir (11). Dermoid kist, epidermoid tümör ve
teratom yağ dokusu yanı sıra, içerdikleri diğer doku
kalıntıları nedeniyle lipoma oranla heterojen olarak
izlenmekte ve T1, T2 relaksasyon zamanı tümör içeri-
ğine göre değişkenlik göstermektedir (12,13).
Rokitansky ilk kez korpus kallozum lipomunu 1856’da
bir otopsi olgusunda tanımlamıştır (14). O zamandan
beri korpus kallozumda lokalize yaklaşık 200 lipom olgusu tanımlanmıştır. Buna rağmen birçok vakada iliş-
kili semptom nöbet olup, sınırlı sayıda çalışma intrakraniyal lipom ve epilepsili hastalarda karakteristik EEG
bulgularını incelemiştir (15-17). Loddenkemper ve ark.
nın yaptığı çalışmada epilepsili hastaların %0.14’ünde
intrakraniyal lipom görülmüştür (18). Bu çalışma sonucunda intrakraniyal lipomların epilepsili hastalarda
yalnızca insidental olarak bulunduğu belirtilmiştir.
Gastaut ve ark. intrakraniyal korpus kallozum lipomu
ve nöbeti olan 4 hastanın 2’sinde her iki temporal bölgede nöbet aktivitesi kaydetmişlerdir (17).
İntrakraniyal lipomların cerrahi eksizyonları başarı-
lı olmamıştır. Cerrahi işlem yapılan 21 hastayı içine
alan bir derlemede hastaların 10’unun cerrahi sonrası
kaybedildiği, 1’inde ciddi nörolojik sekel geliştiği bildirilmiştir (18).
Bizim olgumuzda kronik başağrısı etiyolojisi araştı-
rılmasına yönelik yapılan görüntülemelerde intrakraniyal dev lipom tespit edilmesine rağmen, incelemeler sonucunda epilepsi ile ilişkisi tam olarak kurulamamıştır. Literatürde epilepsi ve intrakraniyal lipom
birlikteliğinin insidental olduğu görüşü yaygın olsa
da, epilepsi etiyopatogenezinde intrakraniyal lipom
olduğunu belirten yayınlar da vardır (16,17). Bizim
olgumuzda epileptik nöbetlerin erken yaşta başlaması
intrakraniyal kallozal lipom veya kallozal agenezinin
epilepsiye yol açabileceğini düşündürmektedir.
İntrakraniyal lipomlu hastalarda epilepsinin tedavisinde cerrahiden olabildiğince kaçınılması, antiepileptik ilaçlarla tedavi edilmesi önerilmektedir. Bizim
olgumuzda da farmakoterapinin çok etkin olması bu
görüşü desteklemektedir. Farmakoterapiye direnç-
li seçilmiş olgularda epileptik zon lokalizasyonunda
lezyon varsa cerrahi düşünülebilir.

Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.