Hastanemizde 2007 yılında tanı alan tüberkülozlu asker hastaların tedavi sonuçlarının retrospektif olarak son altı yıllık veriler ile birlikte değerlendirilmesi

Makalenin İngilizce İsmi: 
Retrospective evaluation of treatment results of the military patients diagnosed to have tuberculosis at our hospital in 2007 in comparison with the last six years’ data
Makale İçerik Bilgileri
Makale Dili: 
Türkçe
Anahtar Kelimeler: 
Asker hasta
tüberküloz
Türkçe Özet: 

Bu çalışmada hastanemizde 2007 yılında tüberküloz tanısı konulan 168 asker
olgunun tedavi sonuçlarını geriye dönük olarak sunmak ve geçmiş yılların verileri ile karşılaştırmak amaçlandı. Tüm hastalara bakteriyolojik inceleme yapıldı.
Tanı konulan hastalar, Dünya Sağlık Örgütü Tüberküloz Tanı ve Tedavi Rehberi
önerileri doğrultusunda uygun antitüberküloz tedavi başlanarak 6-12 ay boyunca
takip edildiler ve bu süre sonunda tedavi sonuçları değerlendirildi. Bunların 162’si
(%96.4) yeni, 6’sı (%3.6) eski olgu idi. Yeni olguların 127’si (%78.4) akciğer
tüberkülozu, 35’i (%21.6) ise akciğer dışı tüberkülozdu. Akciğer dışı tüberkü-
loz tanısı konan olguların 45’i (%97.8) plevra tüberkülozu, 1’i (%2.2) tüberküloz
peritonit olarak saptandı. Akciğer dışı tüberküloz tanısı konulan olguların 87’si
(%68.5) yayma (+), 40’ı (%31.5) ise yayma (-) olarak saptandı. Akciğer dışı
tüberküloz tanısı konan 35 olgunun 31’inin (%88.6) tedavi tamamlama, 4’ünün
(%11.4) nakil olduğu tespit edildi. Toplam tedavi başarısı (kür-tedavi tamamlama) %89.9 olarak hesaplandı. Kür oranının yüksek olması ülkemizde tüberküloz
kontrolü açısından ümit vericidir. Kesin tanı ile tedavi başlanıp, tedavinin gözetimli
olarak uygulanması tüm ülke genelinde tüberküloz savaşında başarı elde edilmesini sağlayacaktır.

Key Words: 
Military patient
tuberculosis
İngilizce Özet: 

In this study it was aimed to retrospectively present the treatment results of 168
military patients diagnosed to have tuberculosis at our hospital in 2007 and to
compare these with those data in the previous years. Bacteriological examination was performed in all the cases. In the patients the appropriate treatment
was begun according to the World Health Organization Diagnosis and Treatment
Guidelines for Tuberculosis, they were followed during the next 6-12 months,
and treatment results were assessed at the end of this period. Of the patients,
162 (96.4%) were newly diagnosed and 6 (3.6%) were previously diagnosed.
Of the newly diagnosed patients, 127 (78.4%) had pulmonary tuberculosis
and 35 (21.6%) had extrapulmonary tuberculosis. Of the patients diagnosed to
have ekstrapulmonary tuberculosis, 45 (97.8%) had pleural tuberculosis and
one (2.2%) had tuberculosis peritonitis, and 87 (68.5%) and 40 (31.5%) were
smear positive and negative, respectively. Thirty one (88.6%) and 4 (11.4%)
of 35 patients diagnosed to have extrapulmonary tuberculosis completed the
treatment and were transferred out, respectively. The total treatment success
(cure/completion of the treatment) was 89.9%. High cure rates are encouraging
regarding tuberculosis control in our country. Treatment after certain diagnosis
and therapy under observation would provide successful results in tuberculosis
control in countrywide.

Yazar Bilgileri
2. Yazar
Yazar Adı: 
Faruk Çiftçi
3. Yazar
Yazar Adı: 
Dilaver Taş
4. Yazar
Yazar Adı: 
Oğuzhan Okutan
5. Yazar
Yazar Adı: 
Erdoğan Kunter
6. Yazar
Yazar Adı: 
Erkan Bozkanat
7. Yazar
Yazar Adı: 
Gülhan Ayhan
8. Yazar
Yazar Adı: 
Turgut Öztutgan
9. Yazar
Yazar Adı: 
Ömer Ayten
10. Yazar
Yazar Adı: 
Mustafa Harun Ugan
Yazar Adı: 
Mesut Bıçak
Yazar Adı: 
Ogün Sezer
Yazar Adı: 
Zafer Kartaloğlu
Makale Künye Bilgisi
Makalenin Yayımlandığı Dergi: 
Gülhane Tıp Dergisi
Makale Yayın Yılı: 
2009
Cilt/Sayı: 
51
Sayı: 
2
Sayfa Aralığı: 
80-85
Referanslar: 

Kaynaklar
1. Uçan ES. Küresel bir sorun olarak tüberküloz. T Klin J
Thorax Dis 2003; 1: 31-35.
2. Iseman MD. Klinisyenler için tüberküloz. Özkara Ş
(Çev). Nobel Tıp Kitabevi: İstanbul 2002: 97-128.
3. Global Tuberculosis Control. WHO Report 2008.
4. Özkara Ş, Kılıçaslan Z, Öztürk F ve ark. Bölge verileriyle
Türkiye’de tüberküloz. Toraks Dergisi 2002; 3: 178-187.
5. Karagöz T, Arda H, Erboran T ve ark. İstanbul
Dispanserleri çalışmalarının yeni akciğer tüberkülozlu
olguların tanı-tedavi ve takip işlemleri açısından
değerlendirilmesi. Tüberküloz ve Toraks Dergisi 2000;
48: 128-135.
6. Çiçek A, Özkan S, Aktaş Z, Çağlar A. Ankara il
merkezindeki dispanserlerin 3 yıllık TB olgularının
değerlendirilmesi. Toraks Dergisi 2003; 4 (Ek-1): 6.
7. Öztürk F, Polat D, Çalışır H ve ark. Ümraniye Verem
Savaş Dispanseri 1996-1997-1998 yılları çalışma raporu.
Toraks Derneği 3. Yıllık Kongresi 2000; Bildiri Özetleri
SS-16: 24.
8. Kolsuz M, Ersoy S, Demircan N ve ark. Eskişehir Verem
Savaş Dispanseri’nde takip edilen hastaların beş yıllık
aralarla tanı ve tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi.
Solunum Hastalıkları 2003; 14: 125-131.
9. Karşı R, Kabasakal E. Samsun Verem Savaş Dispanseri’nde
1997-2000 yılları arasında tedaviye alınan yeni
tüberküloz olgularının değerlendirilmesi. Toraks Dergisi
2003; 4 (Ek-1): 123.
10. Aktaş E, Görgüner M, Sağlam L ve ark. Erzurum
Verem Savaş Dispanseri’nde kayıtlı aktif tüberkülozlu
hastalarının değerlendirilmesi (ön rapor). Tüberküloz
ve Toraks Dergisi 1998; 46: 63-68.
11. Deveci F, Muz MH, Kıraç H. Elazığ Verem Savaş
Dispanseri’nde 1997 ve 1998 yıllarında izlenen 272
tüberkülozlu olgunun değerlendirilmesi. Solunum
Hastalıkları 2000; 11: 188-195.Cilt 51 • Sayı 2 Tüberkülozlu hastalarda tedavi sonuçları • 85
12. Orman A, Ünlü M, Cirit M. Afyon Verem Savaş
Dispanseri’nde 1990-2000 yılları arasında izlenen 627
tüberküloz olgusunun değerlendirilmesi. Solunum
Hastalıkları 2002; 13: 271-276.
13. Akkaya A, Şahin Ü, Turgut E, Ünlü M. Isparta ve Burdur
bölgelerindeki verem savaş dispanserlerine kayıtlı
tüberkülozlu olguların araştırılması. Tüberküloz ve
Toraks Dergisi 1998; 46: 362-368.
14. Kılıçaslan Z, Öztürk F, Sarımurat N, et al. Microscopic
examination and treatment outcomes of new pulmonary
tuberculosis cases in İstanbul dispensaries between 1998
and 2000. Int J Tuberc Lung Dis 2003; 7: 1059-1063.
15. Duç G, Alataş F, Metintaş M ve ark. 1995-2002 yılları
arasında tespit edilen akciğer tüberkülozlu olguların
genel değerlendirilmesi. Toraks Dergisi 2003; 4 (Ek-1):
166.
16. Arpaz S, Keskin S, Budin D ve ark. Dünya Sağlık Örgütü
indikatörlerine göre neredeyiz? Toraks Dergisi 2003; 4
(Ek-1): 7.
17. Çiftçi F, Bozkanat E, Kartaloğlu Z ve ark. Tüberkülozlu
er-erbaş hastaların 2002 yılı tedavi sonuçları. Toraks
Dergisi 2004; 5: 189-195.
18. Çiftçi F, Bozkanat E, İlvan A ve ark. Referans özelliği olan
bir askeri hastanede tüberkülozlu asker hastaların 2003
yılı tedavi sonuçları. Toraks Dergisi 2006; 7: 45-50.
19. Çiftçi F, Kutlu A, Sezer O, Bozkanat E, Kartaloğlu Z.
Tüberkülozlu asker hastaların 2004 yılı tedavi sonuçları.
TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni 2008; 8: 27-40
20. Çiftçi F, Kutlu A, Bozkanat E, Sezer O, Kartaloğlu Z.
Tüberkülozlu asker olguların 2005 yılı tedavi sonuçları.
Solunum 2008; 10: 107-114.
21. Kaya H, Çiftçi F, Sezer O, Bozkanat E, Taş D, Kartaloğlu
Z. The year of 2006 treatment results. Eur Respir J 2008;
32 (Suppl 52): 412s, P2346.
22. TC Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı
Epidemiyoloji Şube Müdürlüğü. PPD (tüberkülin)
araştırması 1996; 3-6.
23. Özkara Ş, Aktaş Z, Özkan S, Ecevit H. Türkiye’de
tüberkülozun kontrolü için başvuru kitabı. TC Sağlık
Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı, Ankara 2003.
24. Çiftçi F, Tozkoparan E, Deniz Ö, et al. The incidence
of tuberculosis in an armed forces: a good reflection of
the whole population. Int J Tuberc Lung Dis 2004; 8:
965-968.
25. Çiftçi F, Tozkoparan E, Deniz Ö ve ark. Türk Silahlı
Kuvvetlerinde tüberküloz insidansı. Toraks Dergisi
2003; 4 (Ek-1): 123.
26. Uğtur YŞ, Öztop A, Oğuz VA, Çakmak R. 50
ekstrapulmoner tüberküloz olgusu. Solunum Hastalıkları
1999; 10: 362-366.
27. Kolsuz M, Ersoy S, Demircan N ve ark. EskişehirDeliklitaş Verem Savaş Dispanseri’nde izlenen akciğer
dışı tüberküloz olgularının değerlendirilmesi. Toraks
Dergisi 2003; 4: 25-32.
28. Rieder HL, Snider DE, Cauthen GM. Extrapulmonary
tuberculosis in the United States. Am Rev Respir Dis
1990; 141: 347-351.
29. Farer LS, Lowel AM, Meador MP. Extrapulmonary
tuberculosis in the United States. Am J Epidemiol 1979;
109: 205-217.
30. Öztop A, Ünsal İ, Özgü A ve ark. Doksan beş erişkin
akciğer dışı tüberküloz olgusu. Solunum Hastalıkları
2004; 15: 34-42.
31. Tavusbay N, Aksel N, Çakan A ve ark. Ekstrapulmoner
tüberkülozlu olgularımız. Solunum Hastalıkları 2000;
11: 294-298.
32. Arpaz S, Keskin S, Sezgin N, Budin D. Doğrudan
gözetimli tedavi uygulamalarında üç yıllık sonuçlar.
Toraks Dergisi 2005; 6: 228-234.
33. Ugan MH, Çiftçi F, Kartaloğlu Z, Bozkanat E, Sezer O,
Çalışkan T. Akciğer tüberkülozlu asker hastaların yakın
temaslılarının incelenmesi. TAF Prev Med Bull 2008; 7:
199-204.
34. Ciftci F, Koksalan OK, Kaya H, Bozkanat E, Sezer O,
Kartaloğlu Z. DNA fingerprinting of mycobacterium
tuberculosis strains in soldier patients by spoligotyping
method. Eur Respir J 2008; 32 (Suppl 52): 528s, E3044.

Giriş
Tüberküloz (TB), insanlık tarihi kadar eski bir enfeksiyon hastalığıdır. Tarih boyunca sosyal ve siyasi olaylar hastalığın gelişimine yön vermiştir. Sanayi devrimi,
kötü yaşam koşulları, göçler, yetersiz sağlık politikaları, hastaların takibindeki ihmal ve son 20 yıldır HIV
enfeksiyonu hastalığın yayılmasına neden olmuştur.
Son 120 yıldır etken mikroorganizma bilinmekte, son
60 yıldır da etkin antitüberküloz tedavi yapılabilmektedir. Ancak TB dünyada halen en yaygın ve ölüme en
çok yol açan enfeksiyon hastalığıdır (1,2).
DSÖ 2008 raporuna göre, 2006 yılında tahmin
edilen yeni TB olgularının sayısı 9.2 milyon, insidans 139/100000’dir. Olgular toplumların gelişmiş-
lik düzeyi ile ters orantılı bir dağılım göstermektedir.
Hindistan, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Nijerya
hasta sayısı en çok olan ülkelerdir. Aynı raporda
Türkiye’de TB insidansının 25-29/100000 arasında
olduğu tahmin edilmektedir (3).
DSÖ, 1993 yılında TB savaşında küresel ve bölgesel
başarı için %70 olgu yakalama, %85 kür hedefini belirlemiştir. Ülkemiz son iki yıldır bu hedefin içinde
yer almaktadır. Olaya kurumsal olarak baktığımızda,
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olarak TB tedavisinde
son beş yıldır giderek artan ve %90’ların üzerine çı-
kan kür oranlarını en azından bu seviyede tutmak en
önemli hedefimizi oluşturmaktadır.
Ülkemizde üniversiteler ve verem savaş dispanserleri (VSD) işbirliği ile son yıllarda il, bölge ve Türkiye
temelinde, TB olgu serileri yayınlanmaya başlamıştır
(4-21). Böylece ülkedeki TB sorununun boyutları ve
tedavi sonuçlarının etkinliği daha iyi anlaşılmaya
başlanmıştır.
Bu çalışmada, TB için bir risk grubu olarak kabul
edilen asker topluluğunun %70’inin bakıldığı hastanemizde, 2007 yılında TB tanısı konulan asker
olgu serisi sunulmuş ve geçmiş yıllardaki verilerle
karşılaştırılmıştır.
* GATF Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisi
** GATF Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisi
Mikrobiyoloji Laboratuvarı
Ayrı basım isteği: Dr. Hatice Kaya, GATF Haydarpaşa Eğitim Hastanesi
Göğüs Hastalıkları Servisi, Çamlıca Yerleşkesi, Acıbadem, Üsküdar-81020,
İstanbul
E-mail: drhaticekaya@yahoo.com
Makalenin geliş tarihi: 30.11.2008 • Kabul tarihi: 27.05.2009Cilt 51 • Sayı 2 Tüberkülozlu hastalarda tedavi sonuçları • 81
Gereç ve Yöntem
Bu çalışma, İstanbul’daki bir askeri hastanede 1
Ocak 2007 ile 31 Aralık 2007 tarihleri arasında TB
tanısı konulan asker olguların verilerinin retrospektif olarak incelenmesiyle yapıldı. Hastanenin özelliği
TSK’indeki TB hastalarının yaklaşık %70’inin tanı ve
başlangıç tedavilerinin yapıldığı bir merkez olması-
dır. Askerlerin ülkenin her tarafından geldiği düşü-
nülürse, hasta popülasyonunun tüm ülke genç erkek
nüfusunu temsil edebileceği anlaşılır.
Tanı: Çalışmaya dahil edilen hastaların tanıları klinik, radyolojik, bakteriyolojik ve/veya histopatolojik
uygunluk ile konuldu. Tüm hastalardan tedavi öncesi
en az üç bakteriyolojik örnek (balgam ve/veya açlık
mide suyu) alındı. Plörezili hastaların hepsine plevra
biyopsisi uygulandı. Histopatolojik veya bakteriyolojik tanı konulamayan plörezili hastalarda, klinik kanaat ve plevra sıvısındaki adenozin deaminaz yüksekliği yardımıyla tanı konuldu.
Tedavi ve takip: Hastaların tedavileri DSÖ TB Tanı
ve Tedavi Rehberi önerileri doğrultusunda planlandı.
Yeni olgulara izoniyazid (H), rifampisin (R), ethambutol (E) veya streptomisin (S) ile pirazinamidden (Z)
oluşan dörtlü tedavi başlanırken, eski olgulara H,R,Z,E
ve S’den oluşan beşli tedavi başlandı.
Yayma (+) her hastada bakteriyolojik konversiyon
süresi saptandı. Bunun için tedavinin 15. gününden
itibaren bir hafta arayla bakteriyolojik örnekler alındı. Birbirini takiben saptanan iki negatif sonuç, yayma konversiyonu olarak kabul edildi. Bakteriyolojik
olarak yayma konversiyonu olan ve belirgin klinikradyolojik düzelme saptanan hastalar taburcu edildiler. Tüm olgularda hastanede yatış süresi hesaplandı.
Temaslı taraması için hastaların askerlik yaptığı
birliklerin bulunduğu yerleşim yerlerindeki en yakın
VSD’lerine ihbarda bulunuldu.
Taburcu edilen hastaların tedavileri, altı aya tamamlanacak ve oturdukları yerlere en yakın VSD’nce
olarak takip edilecek şekilde planlandı. Altı aylık antitüberküloz tedaviyi tamamlayan tüm hastalar tekrar hastaneye yatırılarak kür, tedavi tamamlama ve
tedavi başarısızlığı oranları saptandı. Akciğer TB’lu
(ATB) ve plevra tüberkülozlu yeni olgularda 6, eski
olgularda 8, diğer organ TB olguları için 9-12 aylık
tedavi sonunda klinik ve/veya bakteriyolojik düzelme
gözlenen hastaların tedavileri sonlandırıldı.
Her olguda yaş, hastanede yatış süresi, tanı, tanı
koyma yöntemi, BCG skar sayısı, meslek, eğitim durumu, temas varlığı, sigara içme durumu saptandı.
Ayrıca tedavi sonunda hastalara doğrudan gözetimli
tedavinin (DGT) nasıl uygulandığı soruldu.
Her hastada sol deltoid kas üzerindeki aşı skar
varlığı saptandı. Asker popülasyondaki BCG aşısı-
nın TB açısından koruyucuğu hesaplanırken, Sağlık
Bakanlığı’nın 1996 yılında ülke çapında 7 değişik
merkezde toplam 38.724 acemi asker üzerinde yaptığı
tüberkülin cilt taraması sırasında saptadığı %93.6’lık
BCG skar varlığı (evrendeki aşılılık oranı) esas alındı
(22). Buna göre formülasyon şu şekilde düzenlendi:
BCG koruyuculuğu oranı (%)=[(İncelediğimiz evrende olması gereken aşılı oranı–Olgu serimizde saptanan aşılı oranı)/İncelediğimiz evrende olması gereken
aşılı oranı]x 100.
Tanımlar: Bu çalışmada kullanılan kavramlar, T.C.
Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı’nın
2003’de yayınladığı “Türkiye’de tüberkülozun kontrolü için başvuru kitabındaki” tanımlara uygun
olarak belirtilmiştir (23). Buna göre akciğer tüberkü-
lozu: akciğer parankimini tutan TB, akciğer dışı tü-
berküloz (ADTB): akciğer parankimi dışındaki (plevra
dahil) organlardan alınan örneklerde aside rezistan
basil (ARB) gösterilebilen ya da tüberkülozla uyumlu
histolojik ve klinik bulgusu olan hastalar, akciğer ve
akciğer dışı tüberküloz: her iki tutulumun da olduğu
belirtilerek akciğer tüberkülozu bölümünde sayılırlar.
Yayma pozitif ATB: en az iki balgam (açlık mide suyu,
indüklenmiş balgam, bronkoskopik lavaj da olabilir)
örneğinde yayma ile ARB gösterilen hastalar, ya da
balgam yaymasında bir kez ARB pozitif bulunan ve
radyolojik bulguları akciğer tüberkülozu ile uyumlu
olan ve bir hekim tarafından TB tedavisi kararı verilen hastalar, ya da balgam yaymasında bir kez ARB
pozitif bulunan ve kültürü de pozitif gelen hastalar,
yayma negatif ATB: balgam yaymaları negatif olan
fakat kültürde üreme olan hastalar, ya da 2 hafta ara
ile balgam örnekleri alınan ve her seferinde yayma
negatif olan, fakat radyolojik olarak TB ile uyumlu
lezyonları olan ve en az bir hafta geniş spektrumlu
antibiyotik kullanılmasına rağmen klinik yanıt alınamayan ve ayırıcı tanı olanakları olan bir hastanede
TB tedavisine karar verilen hastalar, eski olgu: daha
önce en az bir ay tedavi görmüş TB hastasıdır. Bu tanım nüks, tedavi başarısızlığından dönen, tedaviyi
terkten dönen ve kronik olguları içermektedir. Yeni
olgu: daha önce TB tedavisi görmemiş ya da bir aydan daha az süre tedavi almış hastalar, tedavi sonucu
bilinmeyen: hastanemizde tanı konulup tedavisine
başlanmış ve tedavinin idame döneminde kayıtları
ile birlikte başka bir dispansere devredilmiş olup, tedavi sonuçları bilinmeyen hastalardır. Bu çalışmada
nakil terimi ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Kür:
tedavi başlangıcında yayma pozitif olan bir olgunun
daha sonra yayma negatif hale gelmesi ve tedavi sü-
resi bitiminde de bir kez daha yayma negatifliğinin
gösterilmesi, tedavi tamamlama: başlangıçta yayma
pozitif ya da negatif olsun, tüberküloz tedavisi so-82 • Haziran 2009 • Gülhane Tıp Derg Kaya ve ark.
nunda balgam incelemesi yapılamadığı halde, klinik
ve radyolojik olarak düzelmiş olarak kabul edilip tedavinin sonlandırılması, tedavi başarısı: kür ve tedavi
tamamlama, tedavi başarısızlığı: yeni tanı konulmuş
ve tedavinin başlangıcından beş ay ya da daha sonra
alınan balgam yayma veya kültür ile basil gösterilen
olgular, ölüm: tedavi sırasında hastanın herhangi bir
nedenle ölmesidir.
Bulgular
Tüm olgular erkekti, ortalama yaş 22.2±3.6 yıl olarak bulundu. Yıl boyunca 168 olgunun TB tanısı aldı-
ğı, bunlardan 162’sinin yeni (%96.4), 6’sının (%3.6)
eski olgu olduğu saptandı. Yeni olguların tanılara
göre dağılımı ve ATB olgularının yayma durumuna
göre dağılımı Tablo I’de ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Toplam 46 ADTB olgusunun 45’i (%97.8) plevra TB,
1’i (%2.2) TB peritonit idi. Tüm yeni TB olgularının
içinde yayma (+) oranı %53.7 olarak saptandı. Yayma
(-) olguların 31’i sadece kültür (+), 1’i patoloji ve kültür (+) olanlardı. Yayma, kültür ve patoloji pozitifliği
ile kesin tanı konulan ATB sayısı 119 olup, yeni ATB
olgularının %93.7’sidir. Kırk altı ADTB olgusunun
35’inde (%76.1) kesin tanı konduğu belirlendi. Altı
eski olgunun dağılımı; 5 yayma (+), 1 kültür (+) ATB
şeklindeydi. Eski olgularımızdan 1’i tedaviyi terkten
dönen olgu, 5’i nüks ATB idi.
BCG skar varlığına göre hastalar değerlendirildiğinde; toplam 168 TB olgusunun 53’ünde (%31.6) skar
gözlenmezken, 115’inde (%68.4) en az bir skar gözlendi. Gereç ve Yöntem’de belirtilen formülasyona
göre BCG aşılı asker popülasyonda BCG koruyuculuğu hesaplandığında [(93.6-68.4)/93.6]x100=%26.9
bulundu.
On iki ay boyunca takip edilen hastalar tedavi
sonuçlarına göre değerlendirildi. Yeni ve eski olguların tedavi sonuçları Tablo II’de ayrıntılı olarak
verilmiştir.
Yeni ve eski olgularda tedavi başarısızlığı
saptanmadı.
Çalışmamızın Türkiye’de yayınlanmış diğer tüberküloz olgu serileri ile karşılaştırılması Tablo III’de
sunulmuştur.
Tartışma
TSK bünyesinde TB takip ve tedavisi yapılan toplam
14 hastane bulunmaktadır. Merkezimiz, TSK içinde referans hastane özelliğini taşıması nedeniyle, TB
hasta sevk zincirinde son basamağı oluşturmaktadır.
TSK bünyesinde 2002 yılı içinde TB tanısı konan asker olguların %57.5’i yayma (+) ATB olup, bu olguların %64.5’i merkezimizde takip ve tedavi edilmiştir
(20,21). TSK’deki TB hastalarının yaklaşık üçte ikisinin
takibinin merkezimizde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu
Tablo I. Tüberkülozlu asker hastaların (2007 yılı yeni olgu)
tanılara göre dağılımı
Akciğer Akciğer dışı Toplam
Yayma
(+)
Yayma
(-)
Toplam Plevra Diğer Toplam
Sayı 87 40 127* 45 1** 46* 162
Akciğer (%) 68.5 31.5 100 - - - -
Akciğer dışı (%) - - - 97.8 2.2 100 -
Toplam (%) 53.7 24.7 78.4 21.6 0.6 21.6 100
*: On olguda akciğer tüberkülozu+akciğer dışı tüberküloz birlikteliği vardı. Bu olgular,
toplam satırında yüzdeler hesaplanırken akciğer tüberkülozu içinde hesaplandı
**: Akciğer dışı tüberküloz olgularının birisinde, birden fazla organ tutulumu saptandı
Tablo II. Tüberkülozlu asker hastaların (2007 yılı yeni olgu) tedavi sonuçları
Yeni olgu akciğer tüberkülozu Yeni olgu akciğer
dışı tüberküloz
Eski olgu akciğer
tüberkülozu
Tüberküloz
toplamı
Yayma (+) Yayma (-) Toplam*
Hasta sayısı 87 (%68.5)** 40 (%31.5)** 127 (%78.4) 46 (%21.6)* 6 (%100) 168 (%100)
Kür 79 (%90.8) - - - 4 (%80.0) -
Tedavi tamamlama - 36 (%90.0) - 31 (%88.6) 1 (%100) -
Tedavi başarısı 79 (%90.8) 36 (%90.0) 115 (%90.6) 31 (%88.6) 5 (%83.3) 151 (%89.9)
Tedavi başarısızlığı - - - - - -
Tedavi sonucu bilinmeyen 8 (%9.2) 4 (%10.0) 12 (%9.4) 4 (%11.4) 1 (%16.7) 17 (%10.1)
Ölüm - - - - - -
*: On olguda akciğer tüberkülozu+akciğer dışı tüberküloz birlikteliği vardı. Akciğer dışı tüberküloz olgularının birisinde birden fazla organ tutulumu saptandı
**: Akciğer tüberkülozu içindeki yüzdeleri verildiCilt 51 • Sayı 2 Tüberkülozlu hastalarda tedavi sonuçları • 83
nedenle merkezimizdeki tedavi sonuçlarının TSK’de
TB tanısı konan popülasyonun özelliklerini tama yakın yansıttığı düşünülmektedir. Ayrıca ülkemizde askerlik hizmeti zorunludur. Ülkenin her yanından genç
erişkinler silah altına alınmaktadır. Bu da bize hasta
grubumuzun tüm ülke genç erkek nüfusunu yansıtabileceğini düşündürmektedir.
Merkezimiz son altı yıldır tedavi sonuçlarını yayınlamaktadır. Altı yıllık verilerimize baktığımızda 2002
ve 2003 yıllarında 400 civarında olan hasta sayımı-
zın 2004 ve 2005 yıllarında 230’lara, 2006 ve 2007
yıllarında ise 200’ün altına düştüğü görülmektedir
(17-21). Bu durum TB kontrolünde başarılı olmaya
başladığımızın ve TB insidansında azalma eğiliminin bir göstergesidir. DSÖ raporunda da TB insidans
oranlarının, 2003 yılında zirve yaptıktan sonra yavaş
bir şekilde düşme eğilimine girmiş olduğu, bu küresel
eğilimin devam etmesi halinde TB insidansını durdurmak ve tersine çevirmek amacına hedef tarih olan
2015’ten daha önce ulaşılacağı belirtilmektedir (3).
DSÖ’nün değerlendirme kriterlerine göre tüm TB
olgularının %50’si yayma (+), %15’i yayma (-) ATB,
%35’i de ADTB olmalıdır. Buna göre yayma (+) yeni
olgu/ATB oranı yaklaşık olarak %75 olmalıdır. ATB olgularının %65-80’inin yayma pozitif olması tanıdaki
kalitenin bir ölçütüdür (3). Olgu serimizde %78.4 oranında ATB, %21.6 oranında ADTB saptandı. Olguların
%68.5’i yayma pozitifti. Yayma pozitifliği ve bakteriyolojik tanı ile tedaviye başlama oranımız DSÖ’nün
2006 yılı raporundaki beklentilerle uyumludur.
Yayma, kültür pozitifliği ve histopatolojik tanı birleş-
tirildiğinde toplam kesin tanılı hasta oranının %93.7
olması tanı koymadaki çabaların bir sonucudur.
ADTB oranı çeşitli çalışmalarda farklı oranlarda belirtilmiştir. Ülkemizde plevra ve miliyer tüberkülozu
ADTB olarak almayan çalışmalar ile bunları ADTB olarak alan çalışmalarda belirtilen oranlar %3.2 ile 36.8
arasında değişmektedir (4,30,31). Bizim serimizdeki
%21.6 oranı DSÖ’nün beklentisinden düşük, ülkemizdeki birçok seriye ise yakın düzeydedir (4-7). Son
altı yıllık verilerimize baktığımızda ADTB oranının
Tablo III. Çalışmamızın Türkiye’de yayınlanmış diğer tüberküloz olgu serileri ile karşılaştırılması
Yazarın adı Bu
çalışma
Kaya
(21)
Çiftçi
(20)
Çiftçi
(19)
Çiftçi
(18)
Çiftçi
(17)
Özkara
(4)
Çiçek
(6)
Arpaz
(32)
Öztürk
(7)
Yer Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye Ankara
(tüm)
Nazilli Ümraniye
Yıl 2007 2006 2005 2004 2003 2002 1999 1999-2001 2000-2003 1996-1998
Nüfus 600.000 600.000 600.000 650.000 800.000 845.598 23 milyon 4 milyon 272.000 450.000
Olgu sayısı 168 191 232 236 404 394 9179 1640 254 686
Erkek/kadın oranı Hepsi
erkek
Hepsi
erkek
Hepsi
erkek
Hepsi
erkek
Hepsi
erkek
Hepsi
erkek
2 1.9 3 ?
Yaş (yıl)* 22.2±3.6 21±2 21.7±2.6 21.5±2.7 21.9±2.9 21.5±1.9 15-24 34.3 42.9±19.86 ?
Eski olgu oranı (%) 3.6 7.3 5.6 8.5 5.7 0 8.9 10.0 10.0 ?
Akciğer dışı tüberküloz oranı (%) 21.6 18.1 25.6 16.7 12.6 10.9 22.7 24.1 23 26.6
Yayma (+) olgu/akciğer tüberküloz (%) 68.5 61.4 64.4 66.1 69.4 76.3 52.2 74 67 60.8
Yayma (+) olgularda kür (%) 90.8 89.9 93.3 79.8 78.0 62.9 36.8 78 90.8 72.8
Yeni olgu tedavi başarısı (%) 90.1 94.3 95.0 90.7 90.8 90.6 82.4 ? ? 89.1
Toplam tedavi başarısı (%) 90.1 94.3 92.7 89.8 90.8 90.6 80.9 90.8 95.7 ?
Ölüm oranı (%) - 0.0 0.0 1.3 0.2 0.3 3.1 ? 3.5 0.6
Miliyer tüberküloz oranı (%) - 0.0 0.4 0.4 0.9 0.8 0.4 ? ? ?
Menenjit tüberküloz oranı (%) - 0.0 0.0 0.0 0.2 0.5 0.5 ? ? ?
Nakil (%) 9.9 5.5 4.7 5.9 6.7 6.6 5.5 ? 0 3.5
*: Ortalama yaş belirtilmeyen çalışmalarda en fazla olgu bulunan yaş aralığı alınmıştır84 • Haziran 2009 • Gülhane Tıp Derg Kaya ve ark.
arttığı görülmektedir (Tablo III) (17-21). ADTB oranı-
nın artması düşen TB insidansının yansıması olarak
yorumlanabilir. Diğer taraftan ADTB olgularımızın
%97.8’inin plevra TB olması düşündürücüdür (Tablo
I, II). Birçok TB yazarına göre plevra TB, primer TB ile
eş değer tutulmakta ve dolayısıyla bulaşın bir göstergesi olmaktadır. Bulaştırıcı bir hasta ile aynı odada 8
saatten fazla kalmak bulaş için anlamlıdır. Hasta öncelikle aynı yaşam ortamını paylaştığı insanları enfekte eder. Askerler, birliklerinde aynı koğuş, yemekhane
ve çalışma alanı gibi kapalı ortamları paylaşmaktadırlar. Kliniğimiz tarafından iki yıl önce askeri birliklerde yapılan tüberküloz temaslı çalışmasında hasta
başına 47 temaslı saptanmış olup, bu oran Türkiye
ortalamasının 10 katından fazladır. Bu nedenle askeri birlikler TB bulaşı açısından bir risk grubu olarak
kabul edilmektedir. Bu gruptaki aktif bulaş oranını
saptamak amacıyla yapmakta olduğumuz moleküler
epidemiyolojik çalışma ön sonuçlarımıza göre hastalarımızdan izole edilen Mycobacterium tuberculosis gen
aileleri arasında kümelenme oranı %55 olarak saptanmıştır. Bu oran birlik içi aktif bulaşın düşünülenin aksine düşük olduğunu göstermektedir (34).
Bu çalışmada, BCG aşılılık oranına da baktık. BCG
aşılılık oranı %68.4 gibi oldukça yüksek bir değer, bunun beklenen bir sonucu olarak koruyuculuk oranı
da %26.9 gibi düşük bir oran çıkmıştır. Bu oran son 6
yılda bulduğumuz oranlarla benzerlik göstermektedir
(%21.5-24.7) (17-21). Bu şaşırtıcı sonuç, ülkemizdeki
BCG aşılamasının toplumsal yararları konusunda tekrar düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.
Çalışmamızda saptanan yayma (+) olgulardaki
%90.8’lik kür oranı Türkiye genelini içeren çalışmalardan daha yüksektir (4,7,32). Kendi serilerimizle karşılaştırdığımızda ise kür oranımız son 3 yılda
%90’ın üzerine çıkmıştır. Bunun nedeni şimdiye kadar tedavisini tamamlayan, klinik ve radyolojik olarak iyileşmiş hastalardan bakteriyolojik muayene için
örnek alma konusuda kararlı davranılmazken, son 3
yıldır tedavisini tamamlayan tüm hastalardan balgam, çıkaramayanlardan ise açlık mide suyu almaya
başlamış olmamızdır.
Bu çalışmada tedavi süresince ölen hastamız olmadı. Bu durum hem önceki verilerimiz (%0.2-1.3), hem
de diğer serilerden (%0.6-3.1) daha iyi bulunmuştur
(Tablo III) (4-7,14,17-20).
Nakil oranımız (%9.9) diğer olgu serileri ve kendi
serilerimizdeki nakil oranlarıyla karşılaştırıldı (%2.6-
4.8) ve daha yüksek olarak bulundu (Tablo III) (4-8,15).
Bu farkın nedenini hasta dağılımımızın Türkiye’nin
değişik bölgelerinden olmasına ve askerliğinin son
günlerinde TB tanısıyla hastanemizde kayıt ve tedavi
altına alınan bazı hastaların idame tedavisi için evlerine gönderildiklerinde, birlikleri ve askerlik şubeleri
tarafından gıyaplarında tezkere edilmeleri sonucunda
tedavi bitiminde bize başvurmamalarına bağlıyoruz.
Bu gruptaki hastalar memleketlerinde araştırıldıklarında hemen hepsinin VSD kaydı olduğu ve tedavilerine buralarda devam ettikleri saptandı.
Yayma (+) olgularımızda aylık kümülatif bakteriyolojik konversiyon oranları 1. ay sonunda %77.2, 2. ay
sonunda %98, 3. ay sonunda %100’dür. Yayma (+)
olgularımızda bakteriyolojik konversiyon süresi ortalama 24.4 gün, tüm TB olgularımızda hastanede ilk
yatış süresi 28.4±12.7 gün olarak bulundu.
Hastanemizde kesin tanı ile tedaviye başlama ve
DGT uygulamasındaki kararlılığımız sayesinde yıllar
içinde TB serilerimizde hemen hemen tüm belirteç-
lerde düzelmeler gözlenmiştir. Serilerimizin tüm ülke
genç erkek nüfusunu temsil ettiği düşünüldüğünde,
sonuçlar ümit vericidir. Tüm merkezlerde aynı titizlik
gösterildiği takdirde ülke genelinde TB savaşında ba-
şarı elde edilecektir.

Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.