Spontan pnömotorakslı olgularımızın klinik özellikleri

Makalenin İngilizce İsmi: 
Clinical characteristics of our patients with spontaneous pneumothorax
Makale İçerik Bilgileri
Makale Dili: 
Türkçe
Anahtar Kelimeler: 
morbidite
mortalite
tedavi
spontan pnömotoraks
Türkçe Özet: 

Bu çalışmada spontan pnömotoraks tanısı konulmuş olgularımızın klinik özelliklerini, yapılan tedavileri ve sonuçlarını değerlendirmeyi amaçladık. Ocak 2004 ile
Aralık 2008 arasında spontan pnömotoraks tanısı ile tedavi edilen 288 olgu yaş,
cinsiyet, etiyoloji, pnömotoraks tipi, uygulanan tedaviler ve sonuçları, morbidite
ve mortalite açısından değerlendirildi. Hastaların 266’sı (%92) erkek, 22’si (%8)
kadın olup, yaş ortalaması 41.4±18.1 yıl idi. Çalışmada 148 (%51) primer spontan pnömotorakslı, 140 (%49) sekonder spontan pnömotorakslı olguların bulguları
karşılaştırıldı. Spontan pnömotoraks 147 (%51) olguda sağ tarafta, 137 (%47) olguda sol tarafta, dört olguda her iki hemitoraksta saptandı. Her iki grupta da en sık
saptanan belirti nefes darlığı idi. Sekonder spontan pnömotorakslı olgularda kronik
obstrüktif akciğer hastalığı en sık saptanan nedendi. Bu seride 49 olguda nüks gelişti. Cerrahi tedavi uygulanan 70 olgudan 67 olguya aksiller torakotomi veya lateral
torakotomi ve 3 olguya video yardımlı torakoskopik cerrahi uygulandı. Dokuz (%3)
olguda morbidite tespit edildi (8 olguda uzamış hava kaçağı ve 1 olguda kanama).
Cerrahi tedavi uygulanan olgularda mortalite izlenmedi. Ortalama hastanede yatış
süresi 9.3±5.3 (1–33) gündü. Spontan pnömotoraksta yaş, klinik durum ve altta
yatan akciğer hastalığı önemlidir. Uygun tanı ve tedavi ile sonuçları oldukça iyi,
morbiditesi ve mortalitesi düşük bir hastalıktır.

Key Words: 
morbidity
mortality
treatment
spontaneous pneumothorax
İngilizce Özet: 

In this study we aimed to evaluate the clinical features, treatment modalities
performed and outcomes of the patients with spontaneous pneumothorax.
Two hundred and eigthy eight patients who were treated with the diagnosis of
spontaneous pneumothorax between January 2004 to December 2008 were
evaluated according to age, gender, etiology, type of pneumothorax, treatments
performed and their consequences, morbidity and mortality. Of the patients, 266
(92%) were male and 22 (8%) were female, and their mean age was 41.4±18.1
years. In the study, findings of 148 (51%) patients with primary spontaneous
pneumothorax and of 140 (49%) patients with secondary spontaneous pneumothorax were compared. A spontaneous pneumothorax was detected in 147
(51%) cases, 137 (47%) cases and 4 (2%) cases in the right side, left side and
bilaterally, respectively. The most common symptom in both groups was dyspnea. Chronic obstructive lung disease was the most common cause detected
in the cases with secondary spontaneous pneumothorax. Recurrence developed
in 49 patients in this series. Of the 70 cases performed surgical treatment, axillary thoracotomy or lateral thoracotomy was performed in 67 patients, and
video assisted thoracoscopic surgery was performed in 3 patients. Morbidity
was detected in 9 (3%) patients (prolonged air leak in 8 cases and hemorrhage
in 1 case). No mortality was observed in cases performed surgical treatment.
The mean hospitalization period was 9.3±5.3 (1-33) days. Age, clinical condition and underlying lung disease are important in spontaneous pneumothorax.
Morbidity and mortality are low and outcomes are pretty good with appropriate
diagnosis and treatment.

Yazar Bilgileri
2. Yazar
Yazar Adı: 
Kamil Furtun
Yazar Anabilim Dalı: 
Göğüs Cerrahisi
3. Yazar
Yazar Adı: 
Hasan Demir
Yazar Anabilim Dalı: 
Göğüs Cerrahisi
4. Yazar
Yazar Adı: 
M. Ali Yılmaz
Yazar Anabilim Dalı: 
Göğüs Cerrahisi
Makale Künye Bilgisi
Makalenin Yayımlandığı Dergi: 
Gülhane Tıp Dergisi
Makale Yayın Yılı: 
2009
Cilt/Sayı: 
51
Sayı: 
2
Sayfa Aralığı: 
71-74
Referanslar: 

Kaynaklar
1. Fry WA, Paape K. Pneumothorax. In: Shields TW,
LoCicero III J, Ponn RB, Rusch VW (eds). General
Thoracic Surgery. 6th ed. Philadelphia: Lippincott
Williams & Wilkins, 2005: 794–805.
2. Beauchamp G, Ouellette D. Spontaneous pneumothorax
and pneumomediastinum. In: Pearson FG, Cooper
JD, Deslauriers J (eds). Thoracic Surgery. 2nd ed.
Philadelphia: Churchill Livingstone, 2002: 1195–1213.
3. Henry M, Arnold T, Harvey J. BTS guidelines for the
management of spontaneous pneumothorax. Thorax
2003; 58: ii39–52.
4. Kuzucu A, Soysal Ö, Ulutaş H. Optimal timing for
surgical treatment to prevent recurrence of spontaneous
pneumothorax. Surg Today 2006; 36: 865–868.
5. Schramel FM, Postmus PE, Vanderschueren RG. Current
aspects of spontaneous pneumothorax. Eur Respir J
1997; 10: 1372–1379.
6. Rivo Vazquez JE, Canizares Carretero MA, Garcia
Fontan E, Albort Ventura J, Penalver Pascual R. Surgical
treatment of recurrent spontaneous pneumothorax:
what is the optimal timing? Arch Bronconeumol 2004;
40: 275–278.
7. Çelik B, Nadir A, Şahin E, Kaptanoğlu M, Demir H,
Furtun K. Nüks spontan pnömotorakslı olgularda risk
faktörleri, klinik ve radyolojik değerlendirme. Türk
Göğüs Kalp Damar Cer Derg 2008; 16: 107–112.
8. Laennec RTH. Traite de l’auscultation mediate et des
maladies des poumons et du coeur. Tome Second. Paris,
1819.
9. Melton LJ 3rd, Hepper NG, Offord KP. Incidence of
spontaneous pneumothorax in Olmsted County,
Minnesota: 1950 to 1974. Am Rev Respir Dis 1979; 120:
1379–1382.
10. Gupta D, Hansell A, Nichols T, Duong T, Ayres JG,
Strachan D. Epidemiology of pneumothorax in England.
Thorax 2000; 55: 666–671.
11. Smit HJ, Wienk MA, Schreurs AJ, Schramel FM, Postmus
PE. Do bullae indicate a predisposition to recurrent
pneumothorax? Br J Radiol 2000; 73: 356–359.
12. Ouanes-Besbes L, Golli M, Knani J, et al. Prediction of
recurrent spontaneous pneumothorax: CT scan findings
versus management features. Respir Med 2007; 101:
230–236.
13. Guo Y, Xie C, Rodriquez RM, Light RW. Factors related to
recurrence of spontaneous pneumothorax. Respirology
2005; 10: 378–384.
14. Torresini G, Vaccarili M, Divisi D, Crisci R. Is videoassisted thoracic surgery justified at first spontaneous
pneumothorax? Eur J Cardiothorac Surg 2001; 20:
42–45.
15. Freixinet JL, Canalis E, Julia G, et al. Axillary thoracotomy
versus videothoracoscopy for the treatment of primary
spontaneous pneumothorax. Ann Thorac Surg 2004;
78: 417–420.
16. Horio H, Nomori H, Fuyuno G, Kobayashi R, Suemasu
K. Limited axillary thoracotomy vs video-assisted
thoracoscopic surgery for spontaneous pneumothorax.
Surg Endosc 1998; 12: 1155–1158.
17. Cardillo G, Facciolo F, Giunti R, et al. Videothoracoscopic
treatment of primary spontaneous pneumothorax: a 6-
year experience. Ann Thorac Surg 2000; 69: 357–361.

Giriş
Travma olmaksızın plevral boşlukta hava toplanması anlamına gelen spontan pnömotoraks (SP) gö-
ğüs cerrahisi pratiğinde en sık karşılaşılan hastalıklardan birisidir. SP, sağlıklı bireylerde ortaya çıktığında
primer spontan pnömotoraks (PSP), altta yatan akci-
ğer hastalığı olan bireylerde ortaya çıktığında ise, sekonder spontan pnömotoraks (SSP) olarak tanımlanır
(1,2). Uzun boy, düşük vücut ağırlığı, erkek cinsiyet,
sigara, altta yatan bir akciğer hastalığının olması,
SP’da en önemli risk faktörleridir (3–7). SP tedavisinde amaç plevral aralıktaki havayı boşaltarak akciğerin ekspansiyonunu sağlamak ve nüksü önlemektir.
Bu amaçla, gözlem ve oksijen tedavisi, aspirasyon,
perkütan kateter ile drenaj, tüp torakostomi, video
yardımlı torakoskopik cerrahi (VYTC), aksiller veya
lateral torakotomi tedavide uygulanan yöntemlerdir
(3–5).
Çalışmamızda spontan pnömotorakslı olgularımı-
zın klinik özelliklerini, tedavi yöntemlerini ve sonuç-
larını literatür bilgileri ışığında tartışmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem
Kliniğimizde SP tanısıyla Ocak 2004 ile Aralık 2008
tarihleri arasında tedavi edilen 288 olgu geriye dönük
olarak değerlendirildi. Klinik dosyaları incelenerek
yaş, cinsiyet, etiyoloji, pnömotoraks tipi, uygulanan
tedaviler ve sonuçları, morbidite ve mortalite açısından değerlendirildi.
Çalışmaya dahil edilen hastalar PSP ve SSP olarak
iki gruba ayrıldı. Tanı, hastanın hikayesi, fizik muayene ve arka-ön akciğer grafisi ile konuldu. Tanının tam
olarak kesinleştirilemediği ve etiyolojiyi aydınlatmak
amacıyla gerekli olgularda toraks bilgisayarlı tomografi (BT) ve/veya yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı
tomografi (YÇBT) çekildi. Cerrahi tedavi olarak tüp
torakostomi, aksiller torakotomi, lateral torakotomi
veya VYTC uygulandı.
* Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı,
Samsun
** Samsun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Hastanesi, Göğüs Cerrahisi
Kliniği, Samsun
Ayrı basım isteği: Dr. Burçin Çelik, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi
Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, Kurupelit-55139, Samsun
E-mail: cburcin@hotmail.com
Makalenin geliş tarihi: 10.02.2009 • Kabul tarihi: 27.03.200972 • Haziran 2009 • Gülhane Tıp Derg Çelik ve ark.
İstatistiksel analiz: “SPSS for Windows 13.0” paket programı kullanıldı. Gruplara ait parametreler
ortalama±standart sapma olarak verildi. Verilerin
analizinde ki-kare testi kullanıldı. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Bulgular
Çalışma döneminde tedavi edilen SP’lı 288 olgunun 148’ine (%51) PSP, 140’ına (%49) SSP tanısı konuldu. Olguların 266’sı (%92.3) erkek, 22’si (%7.7)
kadın idi, PSP ve SSP grupları arasında cinsiyet açısından anlamlı bir farklılık saptanmadı (p=0.232) (Tablo
I). Yaş ortalaması 41.4±18.1 (15–81) yıl olup, PSP en
sık ikinci dekadda, SSP en sık beşinci ve yedinci dekadda görüldü ve bu da istatistiksel olarak anlamlıydı
(p<0.001) (Şekil 1).
Pnömotoraksın lokalizasyonu incelendiğinde; 147
(%51) olguda sağ, 137 (%47.6) olguda sol, 4 (%1.4)
olguda bilateral pnömotoraks mevcuttu. Çalışmaya
alınan olguların yedisi asemptomatik olup, en sık izlenen bulgular nefes darlığı 163 (%52.1), göğüs ağrısı
65 (%20.8), nefes darlığı+göğüs ağrısı 49 (%15.6), öksürük 29 (%9.3) şeklindeydi. Nefes darlığı, PSP grubunda (60 olgu) ve SSP grubunda (103 olgu) en sık
izlenen bulguydu (Tablo I). SSP grubunda altta yatan
hastalıklara bakıldığında, 62 olgu ile en sık kronik
obstrüktif akciğer hastalığı yer almaktaydı (Tablo II).
İlk atakta olguların tümüne tüp torakostomi uygulandı (beş olguda başta oksijen+gözlem tedavisi uyTablo I. Olguların demografik özellikleri
Primer spontan pnömotoraks
(n=148)
Sekonder spontan pnömotoraks
(n=140)
Toplam
(n=288)
Cinsiyet*
Erkek
Kadın
134 (46.5)
14 (4.9 )
132 (45.8)
8 (2.8)
266 (92.3)
22 (7.7)
Yaş (yıl)** 27.9±7.8 56.1±14.2 41.4±18.1
Belirtiler*
Nefes darlığı+Göğüs ağrısı
Nefes darlığı
Göğüs ağrısı
Öksürük
Asemptomatik
36 (11.5)
60 (19.2)
45 (14.4)
16 (5.1)
4 (1.3)
13 (4.1)
103 (32.9)
20 (6.4)
13 (4.2)
3 (0.9)
49 (15.6)
163 (52.1)
65 (20.8)
29 (9.3)
7 (2.2)
Hemitoraks (Sağ: sol: bilateral) 75:71:2 72:66:2 147:137:4
Nüks oranı 27/148 (18.2) 22/140 (15.7) 49/288 (17)
Ataklar arası süre (ay)** 5.7±6.4 7±8.7 6.3±7.4
Yatış süresi (gün)** 8.8±4.8 9.8±5.7 9.3±5.3
*: Değerler n (%) olarak verilmiştir
**: Değerler ortalama±standart sapma olarak verilmiştir
Şekil 1. Olguların yaş dağılımı
Tablo II. Sekonder spontan pnömotorakslı olgularda altta yatan
nedenler
Hastalık n %
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı 62 81.6
Tüberküloz 8 10.5
İnterstisiyel akciğer hastalığı 3 4
Akciğer kanseri 2 2.6
Langerhans hücreli histiyositoz 1 1.3
Toplam* 76 100
*: Toplam sekonder spontan pnömotoraks sayısı 140 olup, altta yatan
etiyolojinin saptanabildiği 76 olgu tabloda verilmiştirCilt 51 • Sayı 2 Spontan pnömotoraks • 73
gulandı, ancak pnömotoraks miktarının artması üzerine tüp torakostomi gerekti). Serimizdeki olguların
27’si PSP grubunda, 22’si SSP grubunda olmak üzere,
49 olguda ilk tedavileri sonrası nüks izlendi. Altı olguda karşı hemitoraksta SP gelişti. Her iki pnömotoraks atağı arasındaki süre ortalama 6.3±7.4 aydı (15
gün–36.6 ay). PSP’da bu süre 5.7±6.4 ay, SSP’da ise
7±8.7 aydı (Tablo I). Gruplar arasında nüks gelişimi
açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p=0.519).
İlk tedavilerinde tüp torakostomi uygulanan olguların 15’ine ek olarak kimyasal plörodezis uygulandı,
bu olguların sadece birisinde nüks izlendi. Serimizdeki
olguların 70’ine cerrahi tedavi gerekti. Beş olguda
ilk tedavileri sonrası uzamış hava kaçağı nedeniyle,
40 olguda nüks nedeniyle ve 25 olguda parankimal
hastalık nedeniyle cerrahi tedavi uygulandı. Cerrahi
tedavi olarak olguların çoğunda aksiller torakotomi
veya lateral mini torakotomi uygulanırken, 3 olguda
VYTC tercih edildi. Karşı hemitoraksta SP gelişen 6
olguya aksiller veya lateral mini torakotomi ile mü-
dahale edildi.
Serimizdeki olgularda ilk tedavilerinde tüp torakostomi uygulanan 2’si akciğer kanseri, 2’si tüberküloz,
birisi interstisiyel akciğer hastalığı, diğer 3’ü ileri evre
kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanısı alan toplam 8
(%2.7) olgu kaybedildi. Mortalite gelişen olguların tamamı SSP grubundaydı ve bu olguların yaş ortalaması
65.5±11.5 yıldı. Cerrahi tedavi uygulanan olguların
hiçbirisinde nüks izlenmedi ve postoperatif mortalite görülmedi. Postoperatif major morbidite 4 (%5.7)
olguda izlendi, bu üç olguda uzamış hava kaçağı, bir
olguda postoperatif kanama şeklindeydi. Yatış süresi
ortalama 9.3±5.3 (1–33) gün olarak tespit edilirken,
primer ve sekonder SP’lı olgular arasında yatış süresi
açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptandı (p=0.012) (Tablo I).
Tartışma
Pnömotoraks ilk olarak 1803’te Itard tarafından bildirilmiş, klinik özellikleri Laennec tarafından 1819’da
tanımlanmıştır (8). SP klinikte oldukça sık karşılaşıla-
şılan ve önemli derecede iş ve güç kaybına neden olan
bir hastalıktır. Erkeklerdeki sıklığı 13–24/100000, kadınlarda ise 3.2–9.8/100000’dir. PSP sıklığı erkeklerde
7.4–18/100000, kadınlarda 1.2–6/100000, SSP sıklığı
erkeklerde 6.3/100000, kadınlarda 2/100000 olarak
bildirilmiştir (9,10). PSP genellikle subplevral yerle-
şimli küçük “bleb”lerin patlaması ile oluşur ve genç
erkeklerde görülürken, SSP ise altta yatan akciğer
hastalığına bağlı gelişir (Kronik akciğer hastalığı ve
tüberküloz en sık nedenlerdir) ve orta-ileri yaş grubunda görülmektedir (4). Serimizde PSP en sık ikinci
dekadda izlenirken, SSP en sık beşinci ve yedinci dekadda izlendi. SSP grubunda en sık altta yatan neden
olarak kronik akciğer hastalığı tespit edildi.
Tanı hastanın hikayesi, fizik muayene ve radyolojik
değerlendirme ile konulur. Başlıca klinik bulgular, ani
başlayan göğüs ağrısı ve/veya nefes darlığı, taşikardi,
terleme, hipotansiyon, solukluk ve siyanozdur (1,2).
Çalışmamızda PSP ve SSP grubunda en sık izlenen belirti nefes darlığı idi. Nefes darlığı SSP grubunda PSP
grubuna göre daha sık izlendi, bu durum altta yatan
akciğer hastalığına bağlıdır.
Toraks BT ve YÇBT SP’ın etiyolojisini araştırmak
için en sık başvurulan tanı yöntemleridir. Smit ve
ark. SP’lı olguların %56’sında, nüks SP’lı olguların
ise %64’ünde BT’de “bleb” ve/veya bül saptamışlar,
olguların %41’inde herhangi bir patolojiye rastlamamışlardır (11). Ouanes-Besbes ve ark. PSP’lı 80 hastanın 58’inde (%72.5) BT’de direkt akciğer grafisinde
izlenemeyen “bleb” ve/veya bül tespit etmişler ve bu
lezyonların çoğunun apekslerde bulunduğunu, %66
olguda ise bilateral olduğunu göstermişlerdir (12).
Tedavide amaç kliniğin düzelmesi, pnömotoraksın boşaltılarak akciğerin tekrar ekspansiyonunun
sağlanması ve pnömotoraksın tekrarının önlenmesidir. SP’da başlıca tedavi yöntemleri gözlem, oksijen
desteği, basit aspirasyon, tüp torakostomi, tüp torakostomi ile plörodezis, VYTC ve torakotomidir (1,2).
Gerek kliniğimizde, gerekse ülkemizdeki diğer kliniklerde SP’ın tedavisinde ilk basamak genellikle tüp torakostomidir. Tüp torakostomiye cevap vermeyen ya
da ciddi hava kaçağının devam ettiği hastalarda ise
VYTC ya da torakotomi ile cerrahi girişim gerekebilmektedir (3–5).
Literatürde ilk atak sonrası yapılan tedavinin şekline göre %16–52 oranında nüks izlendiği, nükslerin
genellikle ilk 6–24 ay arasında görüldüğü ve ilk 4 yıl
içerisindeki nüks oranının %54 olduğu belirtilmektedir. PSP’da nüks oranı ilk atak sonrası %20–30 iken,
ikinci atak sonrası %50, üçüncü atak sonrası %80’in
üzerindedir (3–5,13). Karşı hemitoraksta SP gelişme
oranı ise %5-15’dir (12). Nükslerin azaltılması amacıyla ilk ataktan sonra ya da nüks görüldüğünde kimyasal plörodezis uygulanmaktadır. Ancak plörodezis
uygulanan hastalarda da nüks oranı %20 civarındadır. Literatürde SSP’lı olgularda nüks oranının PSP’lı
olgulardan daha yüksek olduğunu bildiren çalışmalar olduğu gibi, bunun tersini bildiren çalışmalar da
mevcuttur (7,13). Çalışmamızda genel nüks oranı
%17 olup, PSP olgularında bu oran %18.2, SSP olgularında ise %15.7 olarak bulundu. Karşı hemitoraksta nüks oranı ise %2.1 idi. SSP’lı olguların daha az
oranda nüks etmesini altta yatan akciğer hastalığına
bağlı plevral yapışıklıkların daha fazla olmasına, PSP 74 • Haziran 2009 • Gülhane Tıp Derg Çelik ve ark.
grubunda nüks oranının daha fazla olmasını plevral
yapışıklıkların daha az oranda olmasına bağlıyoruz.
Uzamış hava kaçağı ve nüks, SP’da en sık cerrahi tedavi endikasyonlarıdır. Literatürde olguların
%50’sine bu nedenle cerrahi uygulandığı görülmektedir (4). Cerrahi tedavi olarak VYTC, sınırlı torakotomi veya aksiller torakotomi cerrahi şartlara ve hastanın durumuna göre tercih edilmektedir (5,6). Bazı
yayınlarda ilk atak sonrası düşük morbidite, mortalite
ve nüks oranı nedeniyle VYTC uygulanmaktadır (14).
Literatürde SP’lı olgularda VYTC ile açık cerrahi arasında postoperatif komplikasyon ve uzun dönem sonuçlar açısından bir farklılık bulunmamıştır (15,16).
İkinci atak ve daha sonrasında cerrahi tedavi olarak
VYTC uygulanan olguların %16-40’ında teknik zorluklar (plevropulmoner yapışıklıklar, v.b.) nedeniyle
torakotomiye geçilmiştir (6). Freixinet ve ark. aksiller
torakotomi ve VYTC’yi karşılaştırdıkları çalışmada
iki yöntem arasında cerrahi süre, postoperatif ağrı ve
komplikasyon, hastanede yatış süresi açısından bir
farklılık saptamamışlar, hatta VYTC uygulanan iki
hastada nüks bildirmişlerdir (15). Çalışmamızda olgularımızın tümüne ilk atakta tüp torakostomi uygulandı. Beş olgumuzda uzamış hava kaçağı nedeniyle
cerrahi tedavi gerekti. Cerrahi tedavide daha çok aksiller ve lateral torakotomi tercih edildi ve postoperatif
hiçbir olgumuzda nüks gelişmedi. Cerrahi tedavi sonrası nüks oranı mini torakotomi veya aksiller torakotomi uygulananlarda %0–6.8, VYTC uygulananlarda
%3–13 olarak bildirilmiştir (15–17). Burada VYTC’de
nüks oranının yüksek olması bu yöntemde daha az
doku travması olması ve plevral yapışıklıkların daha
az oluşmasına bağlanmaktadır. VYTC uygulanan olgularda ilave olarak plevral abrazyonun da yapılması
gerektiğini düşünmekteyiz.
Sonuç olarak, SP yaş, klinik durum ve altta yatan
nedenlere göre tedavi edilen, gençlerde görüldüğünde sıklıkla “benign”, ileri yaşta ve pulmoner rezervi
kısıtlı hastalarda acil müdahale edilmediğinde yaşamı
tehdit eden klinik bir antitedir. Zamanında tanı ve
uygun tedavi ile oluşabilecek mortalite ve morbidite
engellenebilir. Nüks SP’ın tedavisinde cerrahi tedavi
yöntemleri oldukça başarılı olmaktadır.

Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.