Nuck kanal kisti: iki olgu sunumu
Kaynaklar
1. Wei BP, Castles L, Stewart KA. Hydrocele of the canal of
Nuck. ANZ J Surg 2002; 72: 603-605.
2. Hoşgör M, Karaca İ, Ozer E, et al. The role of smooth
muscle cell differention in the mechanism of
obliteration of processus vaginalis. J Pediatr Surg 2004;
39: 1018-1023.
3. Tanyel FC, Erdem S, Büyükpamukçu N, Tan E. Smooth
muscle within incomplete obliterations of processus
vaginalis lacks apoptotic nuclei. Urol Int 2002; 69:
42-45.
4. Yuksel KZ, Senoglu M, Yuksel M, Ozkan KU. Hydrocele of
the canal of Nuck as a result of a rare ventriculoperitoneal
shunt complication. Pediatr Neurosurg 2006; 42:
193-196.
5. Demirbağ S, Öztürk H, Sürer İ ve ark. Nuck kanal kisti.
Türkiye Klinikleri Pediatri Dergisi 2004; 13: 235-237.
6. Dawam D, Kanu P. Giant hydrocele of the canal of
Nuck. Br J Urol 1998; 81: 636.
7. Park SJ, Lee HK, Hong HS, et al. Hydrocele of the canal
of Nuck in a girl: ultrasound and MR appearance. Br J
Radiol 2004; 77: 243-244.
8. Miklos JR, Karam MM, Silver E, Reid R. Ultrasound
and hoowire needle placement for localization of a
hydrocele of the canal of Nuck. Obstet Gynecol 1995;
85: 884-886.
9. Huang CS, Lua CC, Chao HC, et al. The presentation
of asymptomatic palpable movable mass in female
inguinal hernia. Eur J Pediatr 2003; 162: 493-495.
10. Yen CF, Wang CJ, Lin SL, Chang PC, Lee CL, Soong
YK. Concominant closure of patent canal of Nuck
during laparoscopic surgery. Human Reprod 2001; 16:
357-359.
11. Meulder FD, Wojciechowski, Hubens G, Ramet J.
Female hydrocele of the canal of Nuck: a case report.
Eur J Peditr 2006; 165: 193-194.
Giriş
Nuck kanal kisti ilk kez 1650 yılında Anton Nuck tarafından tanımlanmıştır. Bu anatomik yapı, kızlarda
inguinal kanal içinde uzanan ve açık kalan “processus
vaginalis” (PV) olarak tanımlanabilir. Kanalın kapanma anomalileri, indirekt inguinal herni, Nuck kanal
hidroseli ve kisti gibi patolojilere yol açabilmektedir
(1). PV’nin kapanmamasının nedenleri halen tartış-
malıdır. Klinik olarak çok nadir olmamasına rağmen,
medikal literatürde yeterli düzeyde yer almaması,
Nuck kanalına ait patolojilerin ayırıcı tanıda göz ardı
edilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada
Nuck kanalı kisti saptanan 2 olguya yer verilmiştir.
Olguların Sunumu
Olgu 1
Beş yaşında kız olgu ailesi tarafından sağ kasıkta son
6 aydan beri belirginleşen kitle nedeni ile polikliniğimize getirildi. Fizik muayenede, sağ inguinal bölgede
3x3 cm boyutlarında redükte edilemeyen mobil kitle
tespit edildi, olgu “sliding” herni ön tanısı ile operasyona alındı. Operasyonda inguinal kanal içinde
internal inguinal ring yolu ile batın içine bağlantı-
lı kistik yapı saptandı (Şekil 1,2). Kistin beraberinde
herni kesesi mevcuttu. Kistik kitle, herni uzantısıyla
birlikte internal ring seviyesinde bağlanarak çıkarıldı.
Histopatolojik incelemede kist duvarının düz kas lifleriyle basık, küboidal yer yer çok katlı uniform epitel
ile döşeli olduğu rapor edildi (Şekil 3). Aynı gün cerrahi şifa ile taburcu edilen olguda, postoperatif dönemde bir problem izlenmedi.
Olgu 2
Üç yaşında kız olgu son 2 aydan beri ayakta durmakla sağ kasıkta beliren kitle şikayeti ile polikliniğimize başvurdu. Fizik muayenede, sağ inguinal kanal
üzerinde, batına redükte edilemeyen, düzgün yüzeyli,
mobil, yaklaşık 3x2 cm boyutunda kitle palpe edildi.
Olgu, “sliding” inguinal herni ön tanısıyla operas-
*Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, Diyarbakır
Ayrı basım isteği: Dr. Tamer Sekmenli, Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Çocuk
Cerrahisi Kliniği, Diyarbakır
E-mail: dr_sekmenli@hotmail.com
Makalenin geliş tarihi: 14.06.2007 • Kabul tarihi: 18.01.2008Cilt 50 • Sayı 4 Nuck kanal kisti • 283
yona alındı. Eksplorasyonda inguinal kanal dışında,
inguinal ring yolu ile batın içine bağlantılı kist izlendi, beraberinde herni kesesi de mevcuttu. Kist, herni
kesesi ile birlikte internal inguinal ring seviyesinde
bağlanıp, tamamen eksize edildi. Aynı gün taburcu edilen olguda postoperatif dönemde bir problem
saptanmadı.
Tartışma
Nuck kanalına ilişkin ilk bilgi MS. 6. yy’a ait olmasına rağmen, ayrıntılı bilgilere ulaşmak oldukça güç-
tür. Wei ve ark. taranabilir dijital ortamda yaptıkları
çalışmalarında 2002 yılında, o güne kadar bildirilen
tüm olguların yaklaşık 400 civarında olduğunu göstermişlerdir (1). Nuck kanalına ait patolojilerin, PV’in
kapanmasındaki yetersizlik sonucu oluştuğu bilinmesine rağmen, bu yetersizliğin nedeni halen tartışmalıdır. Ancak son yıllarda en fazla kabul gören sebep,
PV duvarındaki düz kas hücrelerinin apopitozisindeki yetersizliktir (1). Fıtık keselerinden yapılan immünohistokimyasal incelemelerde kese duvarındaki
vasküler ve mezotelyal yapılarda apopitotik nükleuslar izlenirken, düz kas hücrelerinde bu nükleusların
izlenmemesi bu görüşü desteklemektedir (2,3).
Yüksel ve ark. Nuck kanal kistinin, ventriküloperitoneal şantın nadir bir komplikasyonu sonucu da
oluşabileceğini bildirmektedirler (4).
Nuck kanalı kisti terimi patolojinin kendisini tariften ziyade, bölge anatomisini ilk tarif eden kişiye ait
olup, tarihsel bir anlama sahiptir. PV’in kapanma defektine yönelik yapılacak ileri çalışmaların bu tanımı
değiştireceğini düşünmekteyiz.
Nuck kanal kisti, kasıkta, genellikle ağrısız, sert, batın içine redükte edilemeyen kitle şeklinde bulgu vermektedir. Bu sebeple “sliding” ya da entrangüle herni
ile sıkça karıştırılmaktadır. Üzerinde eksternal oblik
kas fasiyasının bulunuşu, kistin sıklıkla transillüminasyon vermesini engelleyebilmektedir. Tanıda diğer
bölge patolojileri de göz önüne alınarak fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi oldukça önemlidir
(1,5,6). Olgularımızın her ikisinde de benzer muayene bulguları ile operasyon öncesi klinik ön tanıları-
mızın “sliding” herni lehine olması bu görüşü doğrular görünmektedir.
Tanıda ultrasonografi (US) gibi modern görüntü-
leme tekniklerinden faydalanılabilir. Park ve ark. sonografik incelemede, inguinal kanala yönelen virgül
şeklinde kuyruk tanımlamaktadırlar (7). Miklos ve
ark. ise, Nuck kanalında multikistik hidrosel olarak
tanımlamışlardır (8). Ancak rutin pelvik incelemelerde kullanılan 3-4 mHz sektör problar çoğu kez yetersiz olabileceğinden, 5 mHz ve üzerindeki lineer probların kullanılması önerilmektedir (9). Küçük kistlerde
operasyon öncesi US eşliğinde bir kılavuz tel ile kistin
yerinin işaretlenmesini öneren araştırmacılar da mevcuttur (9). Bizim olgularımızda operasyon öncesi US
incelemesi yapılamamıştı. Ancak ayırıcı tanıda US incelemesinin faydalı olacağını düşünmekteyiz.
Şekil 1. Herni kesesiyle birlikte Nuck kanal kisti
Şekil 2. Nuck kanal kistinin makroskobik görüntüsü
Şekil 3. Kist duvarında düz kas lifleriyle basık küboidal ve yer yer
çok katlı uniform epitel ile döşeli Nuck kanal kistine ait histopatolojik
görünüm (HE X 40)284 • Aralık 2008 • Gülhane Tıp Derg Sekmenli
Patolojik incelemede Nuck kanal kisti, açık renkli
sıvı ile dolu, duvarlarında yer yer düz kas dokuları
bulunan, mezotelyal karakterde tek katlı küboidal
hücrelerle döşeli bir kist olarak tanımlanır (1). Her iki
olgumuzda da kist duvarının histopatolojik incelemesinde benzer bulgular tespit edilmiştir.
Nuck kanalı hidroselinin tedavisi genellikle açık
cerrahi ile kistin rezeksiyonudur. Nuck kanalı kistleri
rutin kız fıtıkları ameliyatlarına benzer olarak alt kasık kanalı çizgilerine uyan kesiyle fıtık kesesinin ve
kistin çevre dokulardan serbesleştirilip, fıtık kesesinin
kapatılmasıyla gerçekleştirilir. Literatürde kistlerin
laparoskopik olarak da çıkarılabileceği bildirilmiştir
(10). Kist aspirasyonu ve içine sklerozan madde enjeksiyonunun tedavide yeri yoktur (1).
Ayırıcı tanıda kasıkta şişlik yapan lipom ve leiyomiyom gibi tümoral oluşumlar, lenfadenopati, apse ve
“sliding” herni ihtimalleri göz önünde bulundurulmalıdır (11).
Sonuç olarak Nuck kanalı kisti, literatürde belirtilen
düzeyden daha sık ortaya çıkmakta, ancak konunun
detaylarının bilinmemesi sonucu gerçek sıklık net
olarak ortaya konamamaktadır. Literatürdeki mevcut
yayınlarda, erişkin hastalar ön planda olup, konjenital bir durum olan bu patolojinin çocuklarda biraz
daha fazla dikkate alınması gerektiğini düşünmekteyiz. Konunun teorik düzeyde yeterince bilinmesi,
klinik bulguların literatüre daha fazla kazandırılması,
hastalığın gerçek sıklığının ortaya konması ve etkili
bir tanı prosedürünün oluşturulması açısından yararlı olacaktır.
Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.

