Sarkoidozlu hasta sonuçlarımız
Kaynaklar
1. Nunes H, Bouvry D, Soler P, Valeyre D. Sarcoidosis
(review). Orphanet J Rare Dis 2007; 2: 46-53.
2. Kumbasar Ö. Sarkoidoz. Solunum 2008; 10: 9-18.
3. Karalezli A, Ünsal M, Gündoğdu C, Dursun G, Başer
Y. Sarkoidozlu 50 olgunun değerlendirilmesi. Türkiye
Klinikleri Tıp Bilimleri Dergisi 1998; 18: 245-254.
4. Aytemur AZ, Erdinç M, Erdinç E, Ateş H, Akyürekli Ö.
Sarkoidozda evrelere göre klinik özellikler ve tanısal
yaklaşım. Tuberk Toraks 2003; 51: 11-16.
5. Yalnız E, Kömürcülüğü A, Polat EG, Utkaner G, Yüksel
M. Sarkoidozda klinik, radyolojik, laboratuvarla ilgili
parametreler ve tanı. Toraks 2003; 4: 48-52.
6. Tabak L, Kılıçarslan Z, Kıyan E ve ark. 147 Sarkoidoz
hastasının klinik özellikleri. Solunum 2001; 3: 80-85.
7. Çetinkaya E, Yıldız P, Kadakal F, Altın S, Poluman A,
Yılmaz V. Sarkoidozda klinik, laboratuvar, fonksiyonel
parametreler ve prognoz. Solunum 2001; 12: 284-288.
8. Sharma SK, Mohan A, Guleria JS, et al. Clinical
characteristics, pulmonary function abnormalities and
outcome of prednisolone treatment in 106 patients with
sarcoidosis. J Assoc Physicians India 2001; 49: 697-704.
9. Baran A, Özşeker F, Güneylioğlu D ve ark. Sarkoidoz:
yedi yıllık deneyim. Toraks 2004; 5: 160-165.
10. Ocaklı B, Karakurt Z, Sulu E ve ark. Sarkoidozda
transbronşiyal biyopsinin yeri ve önemi. Göztepe Tıp
Dergisi 2005; 20: 168-170.
11. Trisolini R, Tinelli C, Cancellieri A, et al. Transbronchial
needle aspiration in sarcoidosis: yield and predictors of
a positive aspirate. J Thorac Cardiovasc Surg 2008; 135:
837-842.256 • Aralık 2008 • Gülhane Tıp Derg Ertuğrul ve ark.
12. Bilaçeroğlu S, Perim K, Günel O, Cağirici U, Büyükşirin
M. Combining transbronchial aspiration with
endobronchial and transbronchial biopsy in sarcoidosis.
Monaldi Arch Chest Dis 1999; 54: 217-223.
13. Uygun S, Yanardag H, Karter Y, Demirci S. Course and
prognosis of sarcoidosis in a referral setting in Turkey;
analysis of 166 patients. Acta Medica (Hradec Kralove)
2006; 49: 51-57.
14. Loddenkemper R, Kloppenborg A, Schoenfeld N,
Grosser H, Costabel U. Clinical findings in 715 patients
with newly detected pulmonary sarcoidosis-results
of a cooperative study in former West Germany and
Switzerland. WATL Study Group. Sarcoidosis Vasc
Diffuse Lung Dis 1998; 15: 178-182.
15. Rizzato G. Extrapulmonary presentation of sarcoidosis.
Curr Opin Pulm Med 2001; 7: 295-297.
16. Bottaro L, Calderan L, Dibilio D, Mosconi E, Maffessanti
M. Pulmonary sarcoidosis: atypical HRCT features and
differential diagnostic problems. Radiol Med 2004; 107:
273-285.
17. Conant EF, Glickstein MF, Mahar P, Miller WT.
Pulmonary sarcoidosis in the older patient: conventional
radiographic features. Radiology 1998; 169: 315-319
18. Grutters JC, van den Bosch JMM. Corticosteroid
treatment in sarcoidosis. Eur Respir J 2006; 28:
627-636.
19. Hunninghake GW, Costabel U, Ando M, et al. ATS/
ERS/WASOG statement on sarcoidosis. American
Thoracic Society/European Respiratory Society/World
Association of Sarcoidosis and other Granulomatous
Disorders. Sarcoidosis Vasc Diffuse Lung Dis 1999; 16:
149-173.
Giriş
Sarkoidoz sebebi bilinmeyen, en sık olarak akciğerler ve intratorasik lenf nodlarını tutan, multisistemik
granülomatöz bir hastalıktır. Genellikle 20-40 yaşları
arasındaki gençlerde görülmektedir. Global insidansı yaş, cinsiyet ve ırk özelliklerine göre değişmekle
beraber, erkeklerde 100 binde 16.5, kadınlarda 100
binde 19 olarak belirtilmektedir. Akciğerler ve lenfatik sistem dışında kardiyak, nörolojik, renal, göz ve
laringeal tutulum ciddi sistemik tutulum yerleridir.
Akciğer grafisi %90 hastada anormaldir. En sık olarak
bilateral simetrik hiler ve mediyastinal lenfadenopati
(LAP) ile sağ paratrakeal LAP tespit edilir. Mortalite
oranı %0.5-5 arasında değişmektedir. Kardiyak tutulum gibi önemli mortalite nedenleri %5 olguda tespit edilmesine rağmen, postmortem çalışmalarda bu
oran %25 olarak bulunmuştur. Zamanında ve uygun
tedavi ile organ hasarı önlenebilmekte, ancak geç kalınırsa geri dönüşümsüz hasarlar ortaya çıkmaktadır
(1,2). Çalışmamızı sarkoidoz nedeni ile takip ettiğimiz hastaların genel özelliklerini belirlemek ve bir
askeri hastanenin sarkoidoz deneyimini gözden ge-
çirmek için planladık.
Gereç ve Yöntem
GATF Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz AD’da 2002
ile 2007 yılları arasında sarkoidoz tanısı alan hastaların dosyaları retrospektif olarak incelendi.
Bulgular
Çalışma süresince sarkoidoz tanısı koyduğumuz 34
hasta mevcuttu. Hastaların 9’u kadın (%26.4), 25’i
erkekti (%73.5). Kadınların ortalama yaşı 40.5±10.9
(29-56) yıl, erkeklerin ortalama yaşı 29.1±6.6 (21-42)
yıl olarak bulundu. On dokuz hasta (%55.8) sigara
içiyordu. En sık şikayetler ise nefes darlığı (%58.8),
öksürük (%47.1) ve göğüs ağrısıydı (%29.4) (Tablo I).
Hastaların 8’i (% 23.5) evre I, 23’ü (%67.6) evre II, 3’ü
(%8.8) evre III olarak değerlendirildi (Tablo II). On
*GATF Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalı
Ayrı basım isteği: Dr. Ahmet Ertuğrul, GATF Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz
Anabilim Dalı, Etlik, 06018, Ankara
E-mail: ahmertugrul@yahoo.com
Makalenin geliş tarihi: 24.04.2008 • Kabul tarihi: 25.11.2008254 • Aralık 2008 • Gülhane Tıp Derg Ertuğrul ve ark.
sekiz hastaya (%52.9) transbronşiyal akciğer biyopsisi (TBAB), 9 hastaya (%26.4) mediyastinoskopi ve
lenf nodu biyopsisi, 4 (%11.7) hastaya transbronşiyal
iğne aspirasyon biyopsisi (TBİAB), 2 (%5.8) hastaya
açık akciğer biyopsisi ve 1 (%2.9) hastaya klinik olarak tanı konmuştu (Tablo III). Hiperkalsemi 1 hastada
(%2.9), hiperkalsiüri 9 hastada (%26.4) tespit edildi.
On hastanın (%29.4) solunum fonksiyon testinde
(SFT) restriktif bozukluk, 5 hastanın (%14.7) SFT’inde
obstrüktif bozukluk saptandı, diğer hastaların SFT’leri
normaldi. Rutin laboratuvar bulguları içinde sadece
3 hastada (%8.8) sedimentasyon yüksekliği saptandı.
Ekstrapulmoner tutulum olarak 4 hastada eritema
nodozum (%11.7), 3 hastada nefrolitiyazis (%8.82), 1
hastada karaciğer tutulumu (%2.94) ve 1 hastada göz
tutulumu (%2.94) tespit edildi (Tablo IV). Hastaların
6’sında (%17.6) atipik radyolojik bulgular tespit edildi. Toplam 18 hastada (%52.9) sistemik steroid tedavisi endikasyonu saptandı.
Tartışma
Çalışmamızda sarkoidozlu hastaların %73.5’inin
erkek ve %26.5’inin kadın olduğunu tespit ettik (E/
K=2.77). Bu oran ülkemizde yapılan diğer çalışmalardan farklıydı. Karalezli ve ark.nın çalışmasında
E/K=0.47 (3), Aytemur ve ark.nın çalışmasında 0.42
(4), Yalnız ve ark.nın çalışmasında 0.37 (5), Tabak ve
ark.nın çalışmasında 0.48 olarak (6) tespit edilmiştir.
Genel olarak sarkoidozlu hastalarda kadın sayısında
fazlalık gözükmektedir. Hastanemiz daha çok askeri
personele hitap ettiği için erkek sayısının fazla olması
bunu açıklayabilir. Yine buna uygun olarak çalışmamızda erkek hastaların ortalama yaşları daha düşük
olarak bulundu. Biz en sık semptom olarak nefes darlığı tespit ettik. Bunu öksürük ve göğüs ağrısı izledi.
Çalışmamıza paralel olarak Karalezi ve ark. öksürük ve
nefes darlığını en sık şikayetler olarak tespit ederken
(3), Yalnız ve ark. (5) ile Çetinkaya ve ark. (7) ise öksü-
rüğü ek sık şikayet olarak bulmuşlardır. Sharma ve ark.
nın 156 sarkoidoz hastası üzerinde yaptığı çalışmada
kuru öksürük (%83) ve egzersiz dispnesi (%61) en
sık şikayetler olarak bulunmuştur (8). Hastalarımızın
çoğunluğu evre I ve II olarak tespit edildiler (%23.5
ve %67.6). Ülkemizde yapılan diğer çalışmalarda da
benzer sonuçlar bulunmuştur. Tabak ve ark.nın çalış-
masında %45.5 hasta evre I, %50.5 hasta evre II, %10
hasta evre III olarak bulunmuştur (6). Baran ve ark.
da evre I ve II’yi en sık tespit edilen formlar olarak
bulmuşlardır (9). Sharma ve ark. ise evre I’i %24, evre
II’yi %63 olarak tespit etmişlerdir (8).
Sarkoidozun tanısında evre II ve III’de TBAB’nin,
evre I’de ise mediyastinoskopi ve TBİAB’ın tanı oranının yüksek olduğu bilinmektedir ve yapılan çalış-
malar ile kanıtlanmıştır (1). Biz de literatür bilgilerine
uygun olarak çalışmamızda majör tanı yöntemleri
olarak TBAB ve mediyastinoskopiyi tespit ettik (%52.9
ve %26.4). Baran ve ark. en sık histopatolojik tanıyı
TBAB ile koymuşlardır. Bunu sırasıyla mediyastinoskopi (%18), cilt (%10) ve lenf bezi (%6) biyopsileri
izlemiştir (9). Aytemur ve ark.nın yaptığı çalışmada
77 sarkoidoz olgusunun 48’ine histopatolojik olarak,
geri kalanlarına BAL ve klinik bulgularına dayanarak
tanı konmuştur (4). Hastanemizde BAL incelemesi
tam olarak yapılmadığı için, bizim olgularımızda BAL
ile tanı konan yoktu. Karalezli ve ark.nın yaptığı ve
50 olgunun değerlendirildiği çalışmada %38 olguya
TBAB ile tanı konmuş, bunu %32 ile skalen lenf bezi
biyopsisi takip etmiştir (3). Yalnız ve ark.nın çalışmasında ise en sık tanı skalen lenf bezi biyopsisi (%59)
ile konulmuş, bunu %16.8 ile TBAB izlemiştir (5).
Olgularımızın hepsine sistemik muayene yapılması-
na rağmen periferik LAP tespit edilmemiştir. Bu yüzden periferik lenf nodu biyopsisi ile tanı konan hastaTablo I. Sarkoidozlu hastalarda semptom sıklığı
Semptom Sıklık (%)
Nefes darlığı 58.8
Öksürük 47.1
Göğüs ağrısı 29.4
Eklem ağrısı 17.6
Gece terlemesi 14.7
Halsizlik 14.7
Ateş 11.7
Cilt lezyonları 11.7
Balgam 5.8
Kilo kaybı 2.9
Tablo II. Sarkoidoz hastalarının evrelere göre dağılımı
Evre n (%)
Evre I 8 (23.5)
Evre II 23 (67.6)
Evre III 3 (8.8)
Tablo III. Sarkoidozda tanı yöntemlerimiz
Tanı yöntemi %
Transbronşiyal akciğer biyopsisi 52.9
Mediyastinoskopi 26.4
Transbronşiyal iğne aspirasyon biyopsisi 11.7
Açık akciğer biyopsisi 5.8
Klinik olarak 2.9
Tablo IV. Ekstrapulmoner tutulum oranları
Tutulum yeri n (%)
Cilt 4 (11.7)
Nefrolitiyazis 3 (8.82)
Karaciğer 1 (2.94)
Göz 1 (2.94)Cilt 50 • Sayı 4 Sarkoidozlu hasta sonuçlarımız • 255
mız yoktu. Ocaklı ve ark. TBAB’sini özellikle evre II ve
III’de etkili ve güvenli bir metod olarak tespit etmişler
ve literatür bilgileri ile uyumlu olduğunu bulmuşlardır (10). Bizim sadece 4 olgumuza (%11.7) TBİAB ile
tanı konmuştu. Bunun bir nedeni deneyimli sitopatolog eksikliği olabilir. Trisolini ve ark. ise TBİAB’ın
sarkoidozun tüm evrelerinde yeterli lenf nodu örneklemesi ve tanı sağladığını tespit etmişler, mediyastinoskopiyi de TBİAB ile tanı konamayan olgularda
önermişlerdir (11). Her ne kadar TBİAB oranımız dü-
şük olsa da, klinik pratikte henüz uygulamaya konan
endobronşiyal ultrasonografi ile mediyastinoskopiye
olan ihtiyacın eskiye göre çok azalacağını tahmin ediyoruz. Ülkemizde Bilaçeroğlu ve ark., bizim çalışmamıza uygun olarak evre I-III sarkoidozda TBİAB, TBAB
ve endobronşiyal biyopsinin güvenli, ucuz ve yüksek
tanı oranına sahip olduğunu tespit etmişlerdir (12).
Hastalarımızın 9’unda (%26) ekstrapulmoner tutuluma rastlandı. Bunların arasında en sık olanlar ise
eritema nodozum (%11.7) ve nefrolitiyazisdi (%8.82).
Uygun ve ark.nın çalışmasında ekstrapulmoner tutulum %38 hastada tespit edilmiş ve en sık olarak da cilt
tutulumu bildirilmiştir (13). Loddenkemper ve ark.nın
yaptığı çalışmada %16 (14), Rizzato’nun yaptığı çalış-
mada %16.6 oranında ekstrapulmoner tutulum izlenmiştir (15). Bu çalışmalarda asemptomatik olguların
da göz önünde tutulması ile bu oranların çok daha
yüksek olacağı belirtilmiştir (14,15). Bizim bulduğumuz oran genel ortalamaya yakındır. Çalışmamızda 6
olguda (%17.6) atipik radyolojik bulgular tespit ettik.
Genel olarak sarkoidozda atipik radyolojik bulgular
%25 oranında tespit edilmektedir. Bottaro ve ark.
nın yaptığı ve 31 sarkoidoz hastasının değerlendirildiği bir çalışmada %48 olguda atipik bulgular tespit
edilmiştir. Bunlar içinde en sık periferal psödo-plak
opasiteler ve ince retiküler görünümün eşlik etti-
ği buzlu cam tarzı infiltrasyonlar saptanmıştır (16).
Bizim çalışmamızda ise en sık alveolar sarkoidoz formu tespit edildi. Ülkemizde Baran ve ark.nın yaptığı
çalışmada da alveolar ve kaviter sarkoidoz formları
belirtilmiştir (9). Yaşlı hastalarda ise atipik bulgular
daha fazla olabilmektedir. Conant ve ark.nın yaptığı
ve 50 yaş üstü sarkoidozlu hastaların incelendiği bir
çalışmada atipik bulgular %59 olarak tespit edilmiştir
(17). Çalışmamızda 26 hastamız (%76.4) evre II ve III
olarak tespit edilmişti. Bunların arasında da 18 hastada (%52.9) sistemik steroid endikasyonu tespit ettik. Sarkoidozda hastaların yaklaşık 2/3’ünde spontan
remisyonlar olabilmesine rağmen, geri dönüşümsüz
organ hasarı olanlarda uygulanan tedaviler daha az
etkili olmaktadır (1,2). Bu yüzden tüm olgular tanı
konduktan sonra sistemik tedavi endikasyonu yö-
nünden detaylı olarak değerlendirilmelidir. Tedavi
endikasyonu olarak tüm hastalarda SFT’yi bozmuş,
semptomatik, yaygın parankim hastalığını tespit ettik. Yine yapılan çalışmalar bu hastaların 6-24 aylık
sistemik steroid tedavisinden fayda gördüğünü ispatlamıştır (18).
Sarkiodozda tanı sırasında hastaların %20-30 kadarında SFT’de restriktif bozukluk, %14 olguda ise obstrüktif bozukluk saptanmaktadır (19). Çalışmamızda
biz de %26.4 hastada restriktif, %14.7 hastada da
obstrüktif defekt saptadık. Sarkoidoz olgularında hiperkalsiüri (%20-25) genel olarak hiperkalsemiden
(%2-10) daha sık görülmektedir (19). Bu klasik bilgiye
uygun olarak hastalarımızın %2.9’unda hiperkalsemi,
%26.4’ünde de hiperkalsiüri tespit ettik. Ülkemizde
Aytemur ve ark.nın çalışmasında hiperkalsemi %1.4
olarak (4), Baran ve ark.nın yaptığı çalışmada ise %7
olarak bulunmuş (9), hiperkalsüri hakkında bilgi
verilmemiştir.
Sonuç olarak sarkoidozlu hastalarımızın özellikleri
literatür bilgileri ile uyumlu bulunmuştur. Hastalığın
tanısında TBAB ve mediyastinoskopi en faydalı yöntemlerdir. Genelde tipik radyolojik bulguları olması-
na rağmen, literatürde büyük taklitçi olarak da bilinen sarkoidozda atipik bulgular sık olarak ortaya çıkmaktadır. Hastaların önemli bir kısmında da sistemik
tedavi endikasyonu tespit edilebilmektedir.
Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.

