Radikal prostatektomi geçiren erkeklerin yaşadığı güçlükler
Kaynaklar
1. Floratos DL, Sonke GS, Rapidou CA, et al. Biofeedback
vs verbal feedback as learning tools for pelvic muscle
exercises in the early management of urinary incontinence after radical prostatectomy. BJU Int 2002; 89:
714-719.
2. Giarelli E, McCorkle R, Monturo C. Caring for a spouse
after prostate surgery: the preparedness needs of wives.
J Fam Nurs 2003; 9: 453-485.
3. Erkeklerde En Çok Görülen On Kanser Türü, 1999.
http://www.saglik.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F
8892433CFF71BE64510F6C8BC92747D9FFFE7A1226,
son erişim tarihi: 29.08.07
4. Petry H, Berry DL, Spichiger E, et al. Responses and experiences after radical prostatectomy: perceptions of
married couples in Switzerland. Int J Nurs Stud 2004;
41: 507-513.
5. Tekdoğan ÜY, Atan A. Prostat damar sinir demetinin
anatomisi ve klinik önemi. Androloji Bülteni 2006; 26:
185-188.Cilt 50 • Sayı 3 Radikal prostatektomide yaşanan güçlükler • 189
6. Kumar V, Toussi H, Marr C, Hough C, Javle P. The benefits of radical prostatectomy beyond cancer control in
symptomatic men with prostate cancer. BJU Int 2004;
93: 507-509.
7. Sorrell- Camp D. Radical prostatectomy: what you need
to know. Clin J Oncol Nurs 2005; 9: 378-380.
8. Kocaçal E, Khorsid L. Radikal prostatektomi sonrası
görülen geç dönem komplikasyonların yönetiminde
hemşirenin rolü. Hemşirelik Forumu 2006; 9:14-19.
9. Namiki S, Tochigi T, Kuwahara M, et al. Recovery of
health related quality of life after radical prostatectomy
in Japanese men: a longitudinal study. Int J Urol 2004;
11: 742-749.
10. Peyromaure M, Ravery V, Boccon-Gibod L. The management of stres urinary incontinence after radical
prostatectomy. BJU Int 2002; 90: 155-161.
11. Moinzadeh A, Shunaigat AN, Libertino JA. Urinary incontinence after radical retropubic prostatectomy: the
outcome of a surgical technique. BJU Int 2003; 92:
355-359.
12. Noguchi M, Shimada A, Yahara J, Suekane S, Noda S.
Early catheter removal 3 days after radical retropubic
prostatectomy. Int J Urol 2004; 11: 983-988.
13. Santis WF, Hoffman MA, Dewolf WC. Early catheter removal in 100 consecutive patients undergoing radical
prostatectomy. BJU Int 2000; 85: 1067-1068.
14. Akbal C, Tınay İ, Türkeri L, Şimşek F. Radikal prostatektomi sonrası görülen erektil işlev bozukluğundan
korunma yöntemleri ve erken rehabilitasyonunun
erektil işlev bozukluğuna etkisi. Türk Üroloji Dergisi
2006; 32: 443-452.
15. Davison B, Moore K, Macmillan H, et al. Patient evaluation of a discharge program following a radical prostatectomy. Urol Nurs 2004; 24: 483-489.
16. Moore KN, Griffiths D, Hughton A. Urinary incontinence after radical prostatectomy: a randomized controlled trial comparing pelvic muscle exercises with or
without electrical stimulation. BJU Int 1999; 83: 57-65.
17. Jacobsson L, Hallberg IR, Loven L. Met and unmet nursing care needs in men with prostate cancer. An explorative study. Part II. Eur J Cancer Care 1997; 6: 117-123.
18. Burt J, Caelli K, Moore K, Anderson M. Radical prostatectomy: men’s experiences and postoperative needs. J
Clin Nurs 2005; 14: 883-890.
19. McGlynn B, Al-Saffar N, Begg H, et al. Management of
urinary incontinence following radical prostatectomy.
Urol Nurs 2004; 24: 475-482.
20. Moore KN, Estey A. The early post-operative concerns
of men after radical prostatectomy. J Adv Nurs 1999;
29: 1121-1129.
21. Dowler K. Radical Prostatectomy, http:// www.dalemed.
com/abpdf/cr-foley-6.pdf son erişim tarihi: 18.08.2007.
22. Saito S, Namiki S, Numahata K, et al. Relevance of postcatheter removal incontinence to postoperative urinary
function after radical prostatectomy. Int J Urol 2006;
13: 1191-1196.
23. Sacco E, Prayer-Galetti T, Pinto F, et al. Urinary incontinence after radical prostatectomy: incidence by definition, risk factors and temporal trend in large series with
a long-term follow-up. BJU Int 2006; 97: 1234-1241.
24. Jakobsson L, Hallberg IR, Loven L. Experiences of daily
life and life quality in men with prostate cancer. An
explorative study. Part I. Eur J Cancer Care 1997; 6:
108-116.
25. Namiki S, Tochigi T, Kuwahara M, et al. Health related
quality of life in Japanese men after radical prostatectomy or radiation therapy for localized prostate cancer.
Int J Urol 2004; 11: 619-627.
26. DiMeo PJ. Psychosocial and relationship issues in men
with erectile dysfunction. Urol Nurs 2006; 26: 442-446.
27. Meyer JP, Gillat DA, Lockyer R, Macdonagh R. The effect of erectile dysfunction on the quality of life after
radical prostatectomy. BJU Int 2003; 92: 929-931.
28. Ficarra V, Novara G, Galfano A, et al. Twelve-month selfreported quality of life after retropubic radical prostatectomy: a prospective study with Rand 36-Item Health
Survey (Short Form–36). BJU Int 2005; 97: 274-278.
29. Arai Y, Okubo K, Aoki Y, et al. Patient-reported quality
of life after radical prostatectomy for prostate cancer.
Int J Urol 1999; 6: 78-86.
Prostat kanseri, günümüzde erkeklerde en sık
görülen kanser türlerinden birisidir (1,2). Sağlık
Bakanlığı’nın 1999 yılı kanser istatistiklerine göre
Türkiye’de prostat kanserinin erkeklerde en çok görü-
len on kanser türü arasında altıncı sırada yer aldığı ve
görülme sıklığının %5.22 olduğu belirtilmektedir. (3).
Toplumun prostat kanseri ile ilgili bilgisinin artması
ve serum prostat spesifik antijen düzeyi ölçümünün
teşvik edilip yaygınlaşması ile günümüzde geçmiş-
te olduğundan daha çok erken evre, lokalize prostat
kanseri saptanmaktadır ve hastaların yaş ortalaması
eskiye göre daha gençtir (4,5). Prostat kanseri tedavisi
hastanın yaşına, sağlık durumuna, tümörün evresine
ve histolojik sınıflamasına göre değişmekle birlikte,
cerrahi tedavi erken evre ve lokalize prostat kanserlerinde en etkili yaklaşımlardan birisi olarak kabul edilmektedir (6,7). Cerrahi tedavi seçenekleri arasında ise
sıklıkla tercih edilen temel yöntemin retropubik radikal prostatektomi olduğu belirtilmektedir (8,9).
Radikal prostatektomi (RP) sonrası hayatı tehdit
edici komplikasyonlar az gelişmesine rağmen, görülebilen çeşitli komplikasyonlar erkeklerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu komplikasyonlar idrar kaçırma (İK) ve erektil disfonksiyondur (ED)
(8). Yapılan çalışmalarda İK nedeni olarak ameliyat
sırasında mesane boynundaki kas tabakasının hasar
görmesi ile mesane instabilitesi gelişmesi, intrensek
sfinkterin zarar görmesi ya da alınması, fonksiyonel
üretranın kısalması ve idrar kateterizasyonunun 14-
21 gün gibi uzun sürmesi görülmektedir (10-13).
ED’a ise ameliyat sırasında penisin inervasyonunu
ve vaskülarizasyonunu sağlayan damar-sinir paketlerinin hasar görmesi ya da alınması nedeniyle oluşan,
kavernozal hipoksi ve apopitozis sonucu penis atrofisinin neden olduğu düşünülmektedir (5-14). Ayrıca
hastaların, hastane enfeksiyonlarına maruz kalmalarını önlemek ve bağımlı hasta rolünden çıkarmak
amacıyla, Foley kateter ile taburcu edilmelerine bağlı
* GATA Hemşirelik Yüksek Okulu Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Bilim Dalı
**GATF Üroloji Anabilim Dalı
Ayrı basım isteği: Hatice Ayhan, GATA Hemşirelik Yüksek Okulu
Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Bilim Dalı, Etlik–06018, Ankara
E-mail: ayhanhatice@yahoo.com
Makalenin geliş tarihi: 21.11.2007 • Kabul tarihi: 22.09.2008
Bu çalışma, 1. Pelvik Taban Sağlığı ve İşeme Bozuklukları Kongresinde (30 Ekim-3 Kasım
Belek, Antalya) poster bildiri olarak sunulmuşturCilt 50 • Sayı 3 Radikal prostatektomide yaşanan güçlükler • 181
olarak idrar yolu enfeksiyonu, kanama ve idrar retansiyonu gelişebilmektedir (12,13).
RP geçiren erkeklerin yaşam kaliteleri, özellikle İK
ve ED’un sosyal yaşamlarında ve evlilik ilişkilerinde
bozulmalara neden olması ile olumsuz etkilenmekte
(2), aynı zamanda fiziksel ve duygusal sorunlarla baş
etmede zorluk ve anksiyeteye neden olmaktadır (15).
Ameliyat sonrası hastanın normal yaşamına geri dönmesi birkaç ay sürebilmektedir. Özellikle ilk üç ay, erkeklerin ameliyata bağlı gelişen sorunlarla yüz yüze
gelmesi ve bu sorunlarla baş edebilmesi için önemli
bir süredir (4). Moore ve ark. hastaların taburcu edildikten sonra ilk 4 ay içindeki en önemli sorunlarının,
kateter bakımı, ağrı kontrolü, kateterin çekilmesini takiben gelişen İK ve ED olduğunu belirtmişlerdir (16).
Bu süreçte hastaların, komplikasyonların yönetimi ve
yeni yaşamlarına uyum sağlamada fiziksel ve psikolojik desteğe ihtiyacı vardır, bu bağlamda en önemli
destek unsurları, erkeklerin birinci derece yakınları
ve sağlık personelidir. Hastalar, özellikle ameliyatlarına ilişkin problemlerini açıklamak ve açık bir ileti-
şim ortamında yardım almak için sağlık personeline
ihtiyaç duymaktadır. Sağlık ekibinin bir üyesi olarak
hemşireler ise, ameliyat süreci, postoperatif iyileşme
dönemi ve taburculuk sırasında hastalara bilgi vermek, fizyolojik problemler için hasta ile birlikte uygun çözümler bulmak ve güven atmosferi yaratarak
eşler arasında kooperasyonu sağlamada önemli bir
role sahiptir (8-17).
Günümüzde hastaları erken dönemde evlerine taburcu etme yaklaşımı hasta ve ailesinin evde bakım
ihtiyaçları hakkında sağlık personelinden eğitim
alma durumunu sınırlandırmaktadır. Sonuçta hasta
ve ailesi komplikasyonların yönetimi ve evde bakım
ihtiyaçları hakkında bilgi eksikliği ile hastaneden
ayrılmaktadır (2). Tahmin edilen iyileşme süreci ve
evde kendi kendine bakım hakkındaki bilgi eksikliği
sağlıklı postoperatif iyileşmeyi önemli ölçüde olumsuz etkilemektedir (15-18). Sağlık personeli hastaneden ayrılmadan önce yapılan taburculuk eğitiminin önemini bilmektedir, fakat bu ihtiyaç sıklıkla
uygulamada yer almamaktadır. Davidson ve ark.
RP geçiren erkeklere verilen taburculuk eğitiminin
sonuçlarını değerlendirdikleri bir çalışmada, hastaların %94’ünün hemşireler tarafından verilen eğitimden oldukça memnun kaldığını belirtmişlerdir
(15). Petry ve ark. ise, hastaların taburculuk eğitimi
almalarına rağmen komplikasyonlarla baş etme yeteneklerinde eksiklikler olduğunu ifade etmişlerdir
(4). Preoperatif dönemde hastaların yalnızca kanser
olduklarına odaklanmaları (16-19), postoperatif dö-
nemde ise ameliyata bağlı anksiyete, yorgunluk ve
ağrı verilen eğitimlerin etkinliğini azaltmaktadır.
Bu nedenle hastalara taburcu olurken sözel eğitimin yanı sıra, yazılı bir eğitim broşürü verilmesi ve
hastaların hemşireler tarafından, postoperatif erken
dönemde evlerinde ziyaret edilmesi ya da telefonla
takip edilmesi ile hem hastalara destek sağlanabilir,
hem de taburculuk eğitiminin etkinliği artırılabilir
(15).
Hastalar ile sağlık personeli arasındaki iletişimin
artırılması, taburculuk sonrası yaşamlarına ilişkin
sağlık personeli tarafından bilgilendirilmeleri ve desteklenmeleri ile hastaların yaşam kalitesinde artma
olacağı düşünülmektedir (20). Bu çalışmanın amacı,
RP geçiren hastaların yaşadıkları güçlüklerin ve gereksinimlerinin belirlenmesi ve planlı taburculuk eğitimi
ihtiyacının ortaya konmasıdır.
Gereç ve Yöntem
Tanımlayıcı tipte olan bu çalışma, GATA Üroloji
AD’da Ocak 2006 ile Nisan 2007 tarihleri arasında RP
geçiren ve ameliyat tarihinden itibaren en az üç, en
fazla on iki ay süre geçen araştırmaya katılmaya istekli 36 hastayla yapılmıştır.
Verilerin toplanmasında incelenen literatür bilgisi
doğrultusunda araştırmacılar tarafından hazırlanan
veri toplama formu kullanılmıştır.
Veri toplama formu
• Demografik verileri ve ameliyata ilişkin bilgileri
içeren “kişisel bilgiler bölümü” (8 soru)
• Foley kateter ile ilgili sorunları içeren “evde idrar
kateteri bölümü” (6 soru)
• İdrar kaçırmayı içeren “idrar kaçırma sorunu
bölümü” (14 soru)
• Erektil disfonksiyonu içeren “cinsel fonksiyon
sorunu bölümü” (9 soru)
• Taburculuk eğitimine ilişkin hastaların
görüşlerini içeren “öneri bölümü” (6 soru)
olmak üzere 5 bölüm ve 45 sorudan oluşmaktadır. Araştırmaya başlamadan önce GATA Üroloji AD
Başkanlığı’ndan izin ve GATA Etik Kurulu’ndan etik
kurul onayı alınmıştır. Veri toplama formunun anlaşılabilirliğini değerlendirmek amacıyla 4 hasta ile
ön uygulama yapılmış ve bunun sonucunda forma
son şekli verilmiştir. Ön uygulama yapılan hastalar
örnekleme dahil edilmemiştir.
Veriler araştırmacılar tarafından veri toplama formu kullanılarak, hastalar ile daha önceden planlanan
rutin kontrollerine geldiklerinde, üroloji polikliniğinde yüz yüze görüşülerek, kontrollerine şehir dışında
bir hastanede devam eden hastalardan ise telefonla
görüşülerek elde edilmiştir. Görüşmeler yaklaşık 20-
30 dk sürmüştür. Elde edilen veriler, hastaların subjektif ifadeleridir.182 • Eylül 2008 • Gülhane Tıp Derg Ayhan ve ark.
Veriler SPSS 13.0 (Chicago, IL) paket programında
değerlendirilmiş, verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik olarak aritmetik ortalama, standart sapma ve
yüzdelik, istatistiksel olarak önemlilik değerlendirmesinde ise ki-kare testi kullanılmıştır. İstatistiksel
önemlilik için p<0.05 kabul edilmiştir.
Bulgular
Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması
63.19±7.98 yıl olup, bazı tanımlayıcı özellikleri Tablo
I’de özetlenmiştir. Hastaların çoğunluğunun yüksek
okul ve üzerinde eğitim aldığı (%52.8), evli (%94.4)
ve emekli olduğu (%75) saptanmıştır. Çalışmaya katı-
lan hastaların benzer oranlarda belirlenen postoperatif sürelerde dağılım gösterdiği görülmektedir.
Çalışmaya katılan hastaların preoperatif dönemde
ameliyata ve olası komplikasyonlara ilişkin bilgi durumlarına bakıldığında (Tablo II), %19.4’ü geçireceği
ameliyat hakkında hiç bilgisinin olmadığını, %25’i bu
ameliyat sonrasında İK olabileceğini, %30.6’sı ise ED
olabileceğini bilmediğini ifade etmişlerdir. Ameliyat
hakkında bilgi sahibi olan 29, İK olabileceğini bilen 27,
ED olabileceğini bilen 25 hastanın çoğunluğunun yalnızca doktorundan ya da doktorunun yanı sıra kendi
araştırmaları sonucu bilgi sahibi olduğu belirlenmiştir.
Hastaların İK ve ED için tedavi yöntemleri hakkında bilgi durumlarına bakıldığında, %55.6’sının İK,
%61’inin ED’a ilişkin tedavi yöntemlerini bilmedikleri, İK tedavi yöntemleri hakkında bilgisi olan 16, ED
tedavi yöntemleri hakkında bilgisi olan 14 hastanın
çoğunluğunun bu bilgiyi doktorundan edindiği saptanmıştır (Tablo II).
Hastaların idrar kateteri ile taburcu olma durumlarına ilişkin özellikler Tablo III’de görülmektedir.
Tablo I. Hastaların tanımlayıcı özellikleri
n %
Yaş
<65 yaş
>65 yaş ve üzeri
20
16
55.6
44.4
Medeni durum
Evli
Bekar
34
2
94.4
5.6
Çalışma durumu
Emekli
Çalışıyor
27
9
75.0
25.0
Eğitim durumu
Okur-yazar değil
İlköğretim
Lise
Yüksek okul ve üzeri
1
5
11
19
2.8
11.1
30.6
52.8
Postoperatif süreç
3 ay
4–6 ay
7–12 ay
14
11
11
38.9
30.6
30.6
Toplam 36 100.0
Tablo II. Hastaların preoperatif dönemde ameliyata ve olası komplikasyonlara ilişkin bilgi durumları
Ameliyat İdrar kaçırma Erektil disfonksiyon
n % n % n %
Duruma ilişkin bilgi durumu
Var
Yok
Toplam
29
7
36
80.6
19.4
100.0
27
9
36
75.0
25.0
100.0
25
11
36
69.4
30.6
100.0
Bilgiyi edinme kaynağı
Doktor
Doktor+kendisi araştırdı
Doktor+hasta onam belgesi
Hasta onam belgesi
Diğer hastaneler
Kendisi araştırdı
Toplam
10
13
2
1
2
1
29
34.5
44.8
6.9
3.4
6.9
3.4
100.0
13
7
1
2
3
1
27
48.1
25.9
3.7
7.4
11.1
3.7
100.0
13
5
1
1
2
3
25
52.0
20.0
4.0
4.0
8.0
12.0
100.0
Tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi durumu
Var
Yok
Toplam
16
20
36
44.4
55.6
100.0
14
22
36
38.9
61.1
100.0
Bilgi edinme kaynağı
Doktor
Doktor+kendisi araştırdı
Kendisi araştırdı
Toplam
13
1
2
16
81.3
6.3
12.5
100.0
9
2
3
14
64.3
14.3
21.4
100.0Cilt 50 • Sayı 3 Radikal prostatektomide yaşanan güçlükler • 183
Hastaların %69.4’ünün idrar kateteri ile evine taburcu olduğu, bu hastalardan %28’inin evde kateter bakımına ilişkin bilgi aldığı belirlenmiştir. Evde kateter
bakımı hakkında bilgi aldığını söyleyen 7 hastadan
6’sının doktorundan bilgi aldığı ve bu hastalardan
%71.4’ünün verilen bilgiyi yeterli bulduğu saptanmıştır. Eve idrar kateteri ile taburcu olan 25 hastadan
6’sı katetere ilişkin sorun yaşadığını ifade etmiştir. Bu
sorunlardan büyük çoğunluğu kanama ve enfeksiyon
olarak belirtilmiştir.
Çalışmamızda farklı postoperatif sürelerde, hastaların İK durumlarına ilişkin özellikleri belirlenmiş-
tir (Tablo IV). Hastaların %91.7’si üriner kateterin
çekilmesinden sonra idrar kaçırdığını ifade etmiştir.
Postoperatif İK’sı olan toplam 33 hastanın çoğunluğu (%72.7) öksürürken, hapşırırken ya da günlük
aktiviteler sırasında (stres tip) idrar kaçırdıklarını
belirtmişlerdir.
Hastaların çoğunluğu (%45.5) İK durumunun azalarak devam ettiğini ifade etmişlerdir. İK şikayeti devam eden 27 hastadan %60’ı günlük 1-2 pet gereksinimi olduğunu belirtmişlerdir.
Çalışmamızda, postoperatif 4.-6. ayda bulunan ve
İK sorunu halen devam eden hastaların çoğunluğu
(%80) İK sorunlarını büyük bir problem olarak tanımlamış ve İK’ları nedeni ile sosyal yaşamlarının çok etkilendiğini ifade etmişlerdir. Hastaların %85.2’sinin
İK sorunu için tedavi aldığı saptanmıştır.
Hastaların İK için tedavi almasına sosyal yaşamın
etkilenme düzeyinin etkisi Tablo V’de görülmektedir.
Hastaların İK için tedavi alma durumları ile sosyal ya-
şamlarının İK nedeni ile etkilenmesi arasındaki ilişki
istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05).
Farklı postoperatif sürelerde bulunan hastaların ED
durumlarına ilişkin özellikler Tablo VI’da görülmektedir. Buna göre hastaların %97.2’si RP sonrası cinsel
fonksiyonunda azalma olduğunu ifade etmiştir. Bu
hastalardan %88.9’u ereksiyon yeteneğini zayıf olarak tanımlarken, %54.2’sinin ED sorunu nedeni ile
cinsel yaşamlarının çok etkilendiğini ifade ettikleri
saptanmıştır. ED sorunu yaşayan 35 hastadan, yalnızca %34.3’ünün tedavi aldığı belirlenmiştir.
Hastaların ED için tedavi alma durumlarına, cinsel
yaşamlarının etkilenme düzeyinin etkisi Tablo VII’de
görülmektedir. Hastaların ED için tedavi alma durumları ile cinsel yaşamlarının etkilenmesi arasında
istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktur (p>0.05).
Tablo VIII’de hastaların ameliyat olmayı ikinci kez
tercih etme durumlarına komplikasyonların etkisi gö-
rülmektedir. Buna göre hastaların İK ve ED sorunları-
nın olması ile ameliyat olmayı tekrar tercih etmeleri
arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0.05).
Hastaların hastanede kaldıkları süre içerisinde hem-
şirelerden danışmanlık alma durumlarına bakıldığında %91.7’sinin hemşirelerden danışmanlık almadığı
belirlenmiştir (Tablo IX).
RP geçiren toplam 36 hastanın taburculuğa ilişkin
görüşleri alındığında; %94.4’ünün planlı taburculuk
eğitimi verilmesini, %97.2’sinin eğitim broşürü verilmesini, %88.9’nun telefonla takip yapılmasını istedikleri belirlenmiştir (Tablo X).
Tartışma
Çalışma kapsamındaki erkeklerin genel yaş ortalamaları 63.19±7.98 olup, çoğunlukla yaşlılık sınırı
olarak kabul edilen 65 yaş altında olduğu tespit edilmiştir (Tablo I). Günümüzde çoğunlukla küratif tedavi için oldukça uygun, erken evre, lokalize prostat
kanseri tespit edilmekte, bu hastaların çoğunluğunu
nispeten daha genç, sosyal ve cinsel aktif erkekler
oluşturmaktadır (1).
Bilgi durumları: Çalışmamızda hastaların %19.4’ü
ameliyat hakkında bilgisinin olmadığını, %25’i bu
ameliyat sonrasında İK, %30.6’sı ise ED olabileceğini
Tablo III. Hastaların eve idrar kateteri ile taburcu olmalarına
ilişkin özellikler
n %
İdrar kateteri ile taburcu olma durumu
Evet
Hayır
Toplam
25
11
36
69.4
30.6
100.0
Evde kateter bakımına ilişkin bilgi alma durumu
Alan
Almayan
Toplam
7
18
25
28
72
100.0
Bilgi edinme kaynağı
Doktor
Doktor+hemşire
Toplam
6
1
7
85.7
14.3
100.0
Verilen bilgiyi yeterli bulma durumu
Yeterli
Kısmen yeterli
Toplam
5
2
7
71.4
28.6
100.0
Evde katetere ilişkin sorun yaşama durumu
Sorun yaşamayan
Sorun yaşayan
Toplam
19
6
25
76
24
100.0
Yaşanan sorun
Kanama
Enfeksiyon
Meatusta yara
Sıkıntı hissi
Toplam
2
3
1
1
6
33.3
33.3
16.7
16.7
100.0184 • Eylül 2008 • Gülhane Tıp Derg Ayhan ve ark.
bilmediğini ifade etmiştir (Tablo II). Moore ve ark.nın
postoperatif 3. ayda 63 hastada yaptığı bir çalışmada
hastaların, “ameliyat sonrası için kendilerini yeterince hazır hissetmemeleri sebebiyle, üriner kateterin
çekilmesinden sonra, idrar kaçırdıklarında şok olduklarını” ifade ettikleri ve bu süreci kateter bakımı,
ağrı, İK, ED gibi taburculuk sonrası yaşam hakkında
bilgilerinin olmaması nedeni ile stres dolu ve moral
bozucu olarak tanımladıkları belirtilmiştir (20).
Çalışmamızda bilgi alan hastaların büyük çoğunlu-
ğunun doktorundan ya da çeşitli kaynaklardan araş-
tırma sonucu bilgi edindiği saptanmıştır. Moore ve
ark.nın yaptığı bir çalışmada hastalar, hem ürologları, hem de hemşirelerinden preoperatif dönemde
bilgi almalarına rağmen, “kanser” ifadesine odaklanTablo IV. Farklı postoperatif sürelerde bulunan hastaların idrar kontinansı durumlarına ilişkin özellikler
Özellikler
Postoperatif süre
3 ay 4–6 ay 7–12 ay Toplam
n % n % n % n %
İdrar kaçırma durumu
Evet
Hayır
Toplam
13
1
14
92.9
7.1
100.0
11
-
11
100
-
100.0
9
2
11
81.9
18.2
100.0
33
3
36
91.7
8.3
100.0
İdrar kaçırma tipi
Total idrar kontinansı
Stres tip
Miks tip
Toplam
-
12
1
13
-
92.9
7.1
100.0
-
6
5
11
-
54.5
45.5
100.0
-
6
3
9
-
66.7
33.3
100.0
-
24
9
33
-
72.7
27.7
100.0
İdrar kaçırma süresi
1-2 hafta
1-2 ay
Azalarak devam ediyor
Devam ediyor
Toplam
-
2
7
4
13
-
15.4
53.8
30.8
100.0
-
1
7
3
11
-
9.1
63.6
27.3
100.0
1
2
1
5
9
11.1
22.2
11.1
55.6
100.0
1
5
15
12
33
2.9
15.2
45.5
36.4
100.0
Pet kullanma durumu
Kullanan
Kullanmayan
Toplam
11
-
11
100
-
100.0
9
1
10
90.0
10.0
100.0
5
1
6
83.3
16.7
100.0
25
2
27
92.6
7.4
100.0
Günlük pet gereksinimi
1-2 adet
3 ve daha fazla
Toplam
7
4
11
63.6
36.4
100.0
5
4
9
55.6
44.4
100.0
3
2
5
60.0
40.0
100.0
15
10
27
60.0
40.0
100.0
İdrar kaçırma problemini değerlendirme durumu
Küçük bir problem
Orta bir problem
Büyük bir problem
Toplam
1
2
8
11
9.1
18.2
72.7
100.0
1
1
8
10
10.0
10.0
80.0
100.0
-
2
4
6
-
33.3
66.7
100.0
2
5
20
27
7.4
18.5
74.1
100.0
İdrar kaçırmanın sosyal yaşamı etkileme durumu
Biraz etkiledi
Orta derecede etkiledi
Çok etkiledi
Toplam
1
3
7
11
9.1
27.3
63.6
100.0
2
-
8
10
20.0
-
80.0
100.0
2
-
4
6
33.3
-
66.7
100.0
5
3
19
27
18.5
11.1
70.4
100.0
İdrar kaçırma için tedavi alma durumu
Evet
Hayır
Toplam
8
3
11
72.7
27.3
100.0
9
1
10
90.0
10.0
100.0
6
-
6
100
-
100.0
23
4
27
85.2
14.8
100.0
Tablo V. Hastaların idrar kontinansı için tedavi alma durumuna
sosyal yaşamlarının etkilenme düzeyinin etkisi
İdrar kaçırma için tedavi alma durumu
Sosyal yaşamın
etkilenme durumu
Evet
n %
Hayır
n %
p
Biraz
Orta
Çok
Toplam
4 80.0
1 33.3
18 94.7
23 85.2
1 20.0
2 66.7
1 5.3
4 14.8
0.02Cilt 50 • Sayı 3 Radikal prostatektomide yaşanan güçlükler • 185
dıklarını belirtmişlerdir. Bir hasta doktorunun uzun
bir zaman ayırarak, tüm sorularını yanıtlamasına rağ-
men, duyduğu tek şeyin “kanser olması” olduğunu
ifade etmiştir (16). Bu nedenle hastaları, RP ve sonrası
hakkında bilgilendirmenin önemli olduğu kadar, zamanlamanın da önemli olduğu düşünülmektedir.
Evde idrar kateteri: Literatürde RP sonrası tipik olarak üretral kateterin 10-21 gün kaldığı ve hastaların
evlerine üretral kateterle taburcu edildiği belirtilmektedir. Kateterin açıklığının sürdürülmesi, oluşabilecek
blokların, enfeksiyon, üriner retansiyon, mesane distansiyonu ve ağrılı spazmlara yol açması nedeni ile
önemlidir. Bu nedenle taburculuk eğitimi mutlaka
kateter bakımını da içermelidir (21). Çalışmamızda
hastaların çoğunluğunun (%69.4) idrar kateteri ile
evine taburcu edildiği belirlenmiştir. Evine kateter ile
taburcu edilen hastaların yalnızca %28’inin evde kateter bakımına ilişkin bilgi aldığı, bilgi verenlerin tamamına yakınının doktor olduğu görülmüştür (Tablo
III). Moore ve ark.nın çalışmasında ise, hastaların ço-
ğunluğu kateter bakımı hakkında yazılı bilgi almalarına rağmen, ne kateterin verdiği rahatsızlık, ne de
kateter bakımı ve drenaj torbasının değiştirilmesi
hakkında hazırlıklı olmadıklarını belirtmişlerdir (20).
Bu nedenle sağlık personeli için rutin bir uygulama
olan fakat hastaların ilk defa deneyimledikleri bir konuda planlı, sözel ve görsel eğitimin önemli olduğu
düşünülmektedir.
İdrar kaçırma: RP sonrası, İK yaygın olarak görülen
ve hastaların yaşam kalitesini en çok etkileyen semptomdur (19). İK multifaktöriyel bir sonuçtur ve yaş,
Tablo VII. Hastaların erektil disfonksiyon için tedavi alma
durumlarına cinsel yaşamlarının etkilenme düzeyinin etkisi
Erektil disfonksiyon için tedavi
alma durumu
Cinsel yaşamın
etkilenme durumu
Evet
n %
Hayır
n %
p
Biraz 2 25 6 75.0
0.537
Orta 4 50.0 4 50.0
Çok 6 31.6 13 68.4
Toplam 12 34.3 23 65.7
Tablo VIII. Hastaların ameliyat olmayı ikinci kez tercih etme
durumlarına komplikasyonların etkisi
Ameliyat olmayı ikinci kez tercih
etme şansı olsa
Ameliyat olurum Kanserle yaşarım
n % n % p
Postoperatif kontinans durumu
İdrar kaçıran 26 89.7 7 100
0.374
İdrar kaçırmayan 3 10.3 - -
Postoperatif cinsel fonksiyon durumu
İmpotent 28 96.6 7 100
0.618
Potent 1 3.4 - -
Tablo VI. Farklı postoperatif sürelerde bulunan hastaların ED durumlarına ilişkin özellikler
Özellikler
Postoperatif süre
3 ay 4-6 ay 7–12 ay Toplam
n % n % n % n %
Cinsel fonksiyonunda azalma durumu
Evet
Hayır
Toplam
14
-
14
100
-
100.0
11
-
11
100
-
100.0
10
1
11
90.9
9.1
100.0
35
1
36
97.2
2.8
100.0
Ereksiyon yeteneğini değerlendirme durumu
Zayıf
Orta-iyi
Toplam
12
2
14
85.7
14.3
100.0
11
-
11
100
-
100.0
9
2
11
81.8
18.2
100.0
32
4
36
889
11.1
100.0
Erektil disfonksiyonun cinsel yaşamı etkileme durumu
Biraz etkiledi
Orta derecede etkiledi
Çok etkiledi
Toplam
-
5
9
14
-
35.7
64.3
100.0
1
3
7
11
9.1
27.7
63.6
100.0
7
-
3
10
70.0
-
30.0
100.0
8
8
19
35
22.9
22.9
54.2
100.0
Erektil disfonksiyon için tedavi alma durumu
Evet
Hayır
Toplam
5
9
14
35.7
64.3
100.0
2
9
11
18.2
81.8
100.0
5
5
10
50.0
40.0
100.0
12
23
35
34.3
65.7
100.0186 • Eylül 2008 • Gülhane Tıp Derg Ayhan ve ark.
fonksiyonel üretranın uzunluğu, kateterizasyon süresi, cerrahi teknik ve kavernozal sinirlerin korunması-
nın bu sonuçta etkili olduğu düşünülmekle birlikte,
bu faktörlerin hiçbirisi inkontinansı tamamıyla elimine etmede başarılı olamamıştır (11-22).
Çalışmamızda üriner kateterin çekilmesinden sonra
hastaların %81.9’unun idrar kaçırma sorununun devam ettiği, bunların çoğunluğunun (%72.7) stres tip
İK olduğu belirlenmiştir. Kumar ve ark.nın 50 hasta ile
yaptığı bir çalışmada İK oranının postoperatif 3. ayda
%24, 6. ayda %22 olduğu ve İK’nın hastaların tamamında stres tipte görüldüğü belirtilmektedir (6). Sacco
ve ark. tarafından 985 hasta ile yapılan bir çalışmada
ise postoperatif 24. ayda hastaların %63.3’ünde total
üriner kontrol, %36.7’sinde stres tip İK saptanmıştır
(23). Literatürde RP sonrası İK görülme oranı %2-87
arasındadır (7-18). Yapılan çalışmalarda, İK oranının
bu kadar geniş bir aralıkta dağılmasının nedeni olarak
İK’nın tanımı, hasta sayısı, veri toplama zamanı, metodu, verilerin kim tarafından toplandığı ve hastaların
bilinçsiz olarak, memnuniyetlerini bildirmek adına sonuçları minimize etmesi gösterilmektedir (10).
Çalışmamızda İK’sı olan 27 hastanın %92.6’sının
önlem olarak pet kullandığı saptanmıştır. Petry ve
ark.nın 10 çiftle yaptıkları bir çalışmada hastaların
özellikle sosyal aktiviteler öncesi tedbir almak amacıyla pet kullandıkları, bu şekilde kendilerini güvende
ve rahat hissettikleri belirtilmiştir (4). Bizim çalışmamızda da hastaların %60’ının günde yalnızca 1–2 pet
gereksinimi olduğu belirlenmiştir.
Çalışmamızda hastaların %74.1’inin İK sorununu
büyük bir problem olarak tanımladığı saptanmıştır
(Tablo IV). Benzer şekilde, Moore ve ark. tarafından
yapılan bir çalışmada 3. ayda hastaların %84’ü, 6.
ayda %61’i İK’yı büyük bir problem olarak tanımlamışlardır (16). Saito ve ark. tarafından, RP geçiren 33
erkeğin yaşam kalitesinin, prostata özgü yaşam kalitesi ölçeği ile değerlendirildiği bir çalışmada ise 24
saatte 1-99 gr idrar kaçağı olan hastaların yaşam kalitesinin üriner sorun alanına ilişkin puanlarının, 3.
ayda preoperatif döneme göre düşük olduğu, 6. ve 12.
aylar arasında giderek arttığı, 100 gr ve üzerinde idrar
kaçağı olan hastaların ise, üriner soruna ilişkin yaşam
kalitesi puanlarının 3. ayda preoperatif döneme göre
çok düşük olduğu, 6-12. aylar arasında gelişme gösterdiği, fakat preoperatif dönemdeki değerine ulaşamadığı, hastaların zamanla daha iyi olmasına rağmen,
üriner fonksiyonlarını problem olarak gördükleri ve
yaşam kalitelerinin bundan etkilendiği belirtilmiştir
(22). Çalışmamızda en çok, postoperatif 4.-6. aylar
arasında bulunan hastaların (%80) idrar kaçırma sorunlarını büyük problem olarak tanımladıkları gö-
rülmektedir. Bu durumun, hastaların idrar kaçırma
sorunlarının büyük oranda (%90.9) devam etmesi ile
ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Hastalar başlangıçta yaşadıkları İK’nın yaşamlarına olan etkisini, hayatı tehdit edici bir hastalıktan kurtulmanın verdiği
rahatlıkla az olarak görmekte, süreç ilerlediğinde ise,
inkontinansa ilişkin düşünceleri değişmektedir (16).
Jakobsson ve ark.nın RP sonrası 11 erkekle yaptıkları
niteliksel bir çalışmada bir hasta, İK sorunu nedeniyle
dışarı çıkma planlarını tuvalet bulabileceği bir yerlere
gitme şeklinde değiştirdiğini, bu durumun sosyalliğini sınırlandırdığını belirtmiştir (24). Çalışmamızda
İK sorunu halen devam eden 27 hastadan %70.4’ü
idrar kaçırmaları nedeni ile sosyal yaşamlarının çok
etkilendiğini ifade etmiştir (Tablo IV). Benzer şekilde Moore ve ark. tarafından yapılan bir çalışmada
3. ayda hastaların %72’sinin yaşamlarının İK nedeTablo IX. Hastaların hastanede kaldıkları süre içerisinde
hemşirelerden danışmanlık alma durumları
n %
Hemşirelerden danışmanlık alma durumu
Alan 3 8.3
Almayan 33 91.7
Toplam 36 100.0
Danışmanlık almama nedenleri
Hemşirelerin böyle bir yaklaşımda
bulunmaması
17 51.5
Primer doktorunu tercih etme 9 27.3
Hemşirelerin bu konuda yeterli
bilgilerinin olmadığını düşünme
4 12.1
Hemşirelerin çok meşgul olmaları 2 6.1
Hemşirelerin bayan olması 1 3.0
Toplam 33 100.0
Tablo X. Hastaların taburculuğa ilişkin görüşleri
Planlı
taburculuk
eğitimi
verilmesi
Eğitim
broşürü
verilmesi
Telefonla
takip
yapılması
Gerekli görme durumu n % n % n %
Olmalı 34 94.4 35 97.2 32 88.8
Olabilir 2 5.6 1 2.8 2 5.6
Gerekli değil - - - - 2 5.6
Toplam 36 100.0 36 100.0 36 100.0Cilt 50 • Sayı 3 Radikal prostatektomide yaşanan güçlükler • 187
ni ile çok etkilendiği, 6. ayda bulunan hastaların ise
%25’inin yaşamlarının orta ve çok etkilendiği belirtilmiştir (16). Namiki ve ark.nın RP sonrası genel yaşam
kalitesi ölçeği ile hastaların yaşam kalitesini değerlendirdikleri bir çalışmada; yaşam kalitesinin sosyal
fonksiyon alanında, postoperatif 3. ayda bulunan
hastaların puan ortalamaları 84.3, 4.-6. ayda bulunan
hastaların puan ortalamaları 84.7, 7.-12. ayda bulunan hastaların puan ortalamaları 89.9 olarak belirtilmiştir (25). Her iki çalışma da değerlendirildiğinde çalışmamızda hastaların sosyal yaşamlarının daha çok
etkilendiği görülmektedir, bunun bir nedeni olarak
da, hastaların idrar kaçırdıklarını ifade etme oranının
daha yüksek olması düşünülmektedir.
Çalışmamızda hastaların %85.2’sinin İK nedeniyle
ilaç tedavisi aldığı belirlenmiştir (Tablo IV). İK’nın
sosyal yaşamı olumsuz etkileme durumu ile hastaların tedavi alması arasındaki ilişki istatistiksel olarak
anlamlı bulunmuştur (Tablo V, p<0.05).
İK’sı olan hastaların en çok önemsediği sorunlar
ıslaklığın görünmesi ve idrar kokusudur. İK kişinin
fiziksel ve psikososyal olarak iyi olmasını önemli öl-
çüde etkilemekte, anksiyete, konfüzyon, öfke, depresyon, düşük beden algısı, yorgunluk ve uykusuzluğa
neden olabilmektedir (19). Bu nedenle sosyal yaşamları etkilenen hastalar kontrolü yeniden kazanmaya
odaklanmaktadır (4).
Erektil disfonksiyon: Ereksiyonu fiziksel olarak başarmak ve sürdürmek bir erkeklik hissidir. Seksüel fonksiyon yetersizliği erkekler için tüm dünyada önemlidir.
ED da RP sonrası sık rastlanan ve erkeklerin stresle
birlikte yaşamlarında memnuniyetsizlik hissetmelerine neden olan bir sorundur (26). Çalışmamızda
hastaların %97.2’si, RP sonrası cinsel fonksiyonunda
azalma olduğunu ifade etmektedir. Meyer ve ark.nın
yaptığı bir çalışmada 4 yıllık bir sürede RP geçiren 89
hastanın, %76’sının impotent olduğu saptanmıştır
(27). Ficerra ve ark.nın yaptığı bir çalışmada ise postoperatif 12. ayda hastaların %85.3’ünün impotent
olduğu belirtilmektedir (28). Uygulanan cerrahi tekniğe bağlı olarak değişmekle birlikte, RP sonrası ED
görülme oranı yüksektir.
Çalışmamızda hastaların çoğunluğu (%88.9) ereksiyon yeteneğini zayıf olarak tanımlamaktadır (Tablo
VI). Namiki ve ark. tarafından 72 hastanın prostata
özgü yaşam kalitesi ölçeği ile yaşam kaliteleri değerlendirilmiş, hastaların postoperatif 3. ayda yaşam
kalitesinin seksüel fonksiyon alanına ilişkin puan ortalamaları 6.0, 6. ayda 9.9, 12. ayda 10.6 olarak belirlenmiştir (9).
Hastaların ED nedeni ile cinsel yaşamlarının etkilenme durumunu değerlendirdiğimiz çalışmamızda,
hastaların yarısı (%54.2) cinsel yaşamlarının çok etkilendiğini ifade etmiştir. Hastaların çoğunluğunda
ED’nin devam etmesine rağmen cinsel yaşamlarının
etkilendiğini ifade edenlerin oranının düşük olduğu
belirlenmiştir. Jakobsson ve ark.nın yaptığı bir çalış-
mada hastaların eşleri için seksüel hislerden çok, arkadaşlık hissettikleri ve evlilik ilişkilerinde seksüel ilişkiden daha farklı konuların ön planda olduğu belirtilmektedir (24). Petry ve ark.nın 10 çift ile yaptıkları bir
çalışmada ise RP geçiren erkeklerin eşlerinin, yalnızca
onların hayatta ve yanlarında olmasına odaklandıkları, bunun karşılığında her türlü sorunla baş etmeye
hazır oldukları belirtilmiştir (4). Burt ve ark.nın yaptığı bir çalışmada ise erkeklerin ED hakkında sıkıntı
yaşamalarına ve üzülmelerine rağmen, seksüel konularda konuşamadıkları belirlenmiştir (18).
Çalışmamızda ED için tedavi alma oranı %34.3 olarak belirlenmiştir. Bu oranın İK için tedavi alma oranından düşük olduğu görülmektedir. ED için tedavi
alma durumu ile cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesi
arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (Tablo VII,
p>0.05). Petry ve ark.nın yaptığı bir çalışmada erkeklerin önceliklerinin İK olduğu ve bu sorun devam ettiği sürece cinsel ilişkide bulunmak istemedikleri, ED
sorunları ile mücadele etmeyi daha sonraya bıraktıkları belirtilmiştir (4). Erkeklerin seksüel yaşamı kapalı
bir kutu olmaya devam etmektedir ve çoğu erkek için
ED nedeniyle profesyonel yardım aramak büyük bir
adımdır. Erkeklerin çoğunluğunun, destek eksikliği,
ED sorunlarını inkar etmeleri ya da utanmaları ve
kendilerine koydukları çeşitli bariyerler nedeni ile bu
konuda yardım alamadığı düşünülmektedir (26).
Diğer bir açıdan bakıldığında ise tedavi almak istemelerine ve ürologlarının bu konuda yardım edebileceğini düşünmelerine rağmen, çoğunluğunun
yardım almak için soru sormaya çekindiği, bu sonuca uygun olarak küratif kanser tedavisinin mantıksal
memnuniyeti ile tedavi almadıkları düşünülmektedir
(16). Çalışmamızda da postoperatif 3. ayda kontrole gelen hastalardan bazıları, belirtilen nedenlerden
dolayı doktorlarına sorunlarını iletemediklerini ifade
etmişlerdir. Ayrıca hastaların %61’i ED için nasıl bir
tedavi yapılabileceğini bilmediklerini belirtmişlerdir
(Tablo II).
İkinci kez ameliyatı tercih etme: Çalışmamızda hastaların %80.6’sının, yeniden tercih etme şansı olsa
tüm güçlüklerine rağmen ameliyat olmayı tercih edeceği belirlenmiştir. Hastaların ameliyatı tekrar tercih
etmelerinde, İK ve ED sorunlarının etkili olmadığı
görülmüştür (Tablo VIII, p>0.05). Arai ve ark.nın 60
hasta ile yaptığı bir çalışmada benzer şekilde hastaların %81’inin tekrar ameliyat olmayı tercih ettiği,
bunda İK ve ED sorunlarının etkili olmadığı belirtilmektedir (29). Moore ve ark.nın yaptığı bir çalışmada 188 • Eylül 2008 • Gülhane Tıp Derg Ayhan ve ark.
ise 63 hastanın tamamının, tekrar ameliyat olmayı
tercih edecekleri, bunda İK ve ED’un belirleyici bir
faktör olmadığı belirtilmiştir (16). Frydenberg tarafından yapılan metaanaliz çalışmasında İK ve ED dü-
zeyinin yüksek olmasına rağmen, hastaların çoğunluğunun tedaviden memnun olduğu ve tekrar ameliyat olmayı tercih edecekleri tespit edilmiştir (19). Bu
sonuçlar hastaların tedavinin yan etkilerinden çok,
kanserden tamamıyla kurtulmayı önemsediklerini
düşündürmektedir.
Hemşirelerle iletişim: Çalışmamızda hastaların
%91.7’sinin hastanede kaldığı süre içerisinde, hemşirelerden danışmanlık almadıklarını, danışmanlık almama nedenlerini ise hemşirelerin böyle bir yaklaşı-
mının olmaması (%51.5), genellikle primer doktorlarını tercih etmeleri (%27.3) ve hemşirelerin bu konuda yeterli bilgilerinin olmadığını düşünmeleri (%12.1)
olarak ifade etmişlerdir (Tablo IX). Jakobsson ve ark.
tarafından yapılan çalışmada, hemşireler tarafından
hastaların fizyolojik gereksinimlerinin karşılandığı,
subjektif ihtiyaçlarının ise genellikle karşılanmadı-
ğı belirtilmiştir. Hastalar aktif ve pasif bakım alanlar
olarak ikiye ayrılmış, pasif alıcıların çoğunlukla memnuniyetlerini bildirdikleri, karşılanmayan gereksinimlerini ise dolaylı olarak ifade etmeye çalıştıkları saptanmıştır. Hemşirelerin hastaların aktif çabalarını ve
sessiz ifadelerini görmek için, farkındalık düzeylerini
artırmaya ve seçici olmaya ihtiyacı olduğu belirtilmiş-
tir (17). Burt ve ark. tarafından 17 hastayla, niteliksel
olarak yapılan çalışmada, benzer şekilde hemşirelerin
hastaların sorularına yanıt vermek ve sözel olmayan
ifadelerini fark etmek için, hastaların psikolojik ve fizyolojik gereksinimlerini içeren, eğitimsel bir hazırlığa
ihtiyacı olduğu ifade edilmiştir (23).
Hastaların önerileri: Çalışmamızda RP geçiren hastaların tamamına yakını, planlı taburculuk eğitimi
verilmesini istediklerini belirtmişlerdir (Tablo X).
Davidson ve ark.nın yaptığı bir çalışmada, hastaların
%94’ünün hemşireler tarafından verilen eğitimden
memnun oldukları, %87’sinin kendilerine verilen
eğitim broşürünün tamamını okudukları, %83’ünün
ise, ilk 48 saatte telefonla takibi yararlı buldukları belirtilmiştir (14). McGlynn ve ark. tarafından yapılan
bir araştırmada, onkolojik üroloji hemşiresi, kontinans hemşiresi ve fizyoterapistten oluşan bir ekip
tarafından verilen eğitimin etkinliği değerlendirilmiş,
prostat kanseri şüphesi ile tetkik yaptıran hastaların
%99’unun, tanının hemşire tarafından söylenmesinden ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verilmesinden memnun olduğu belirtilmiştir. Bu hasta grubundan 47 hasta çalışma grubuna alınmış, planlı eğitimler verilmiştir, kontrol grubunu ise rutin klinik prosedürü uygulanan, kalabalık bir ortam olması nedeni
ile doktorların hastalarına az zaman ayırabildiği 25
hasta oluşturmuştur. Kontrol grubundaki hastaların
%68’inin, çalışma grubundaki hastaların ise %97’sinin, verilen eğitimlerden memnun olduğu belirlenmiştir (19). Burt ve ark.nın, RP sonrası hastaların
deneyimleri ve postoperatif ihtiyaçlarını belirlemek
üzere, telefonla görüşerek veri topladıkları bir çalış-
mada, hastaların preoperatif dönemde yazılı ve sözlü
bilgi almalarına rağmen komplikasyonların yönetiminde yeterince etkin olamadıkları, veri toplamak
amacıyla da olsa, hastaların telefonla aranmasının,
cerrahi sonrası yanıtsız kalan sorular ve yan etkiler
nedeniyle oluşan anksiyetelerini rahatlattığını belirtmişlerdir (18). Hastalarla iletişimin artırılması, sorunlarını paylaşmak konusunda cesaretlendirilmeleri,
hekim ve hemşireler tarafından bilgilendirilmeleri ve
desteklenmeleri ile postoperatif iyileşmenin önemli
ölçüde, olumlu etkileneceği, buna bağlı olarak da ya-
şam kalitelerinin artacağı düşünülmektedir (15).
Sonuç olarak RP sonrası İK ve ED, hastaların sosyal
ve cinsel yaşamlarını önemli ölçüde etkileyen ve baş
etmekte zorlandıkları iki önemli sorun olarak karşı-
mıza çıkmaktadır. Ayrıca hastaların hemşirelerden
danışmanlık alamadığı görülmektedir. Bu nedenle
sağlık ekibinin bir üyesi olan hemşirelerin ürologlarla
koordineli olarak, RP geçiren hastaları ameliyat süreci hakkında bilgilendirmeleri, ameliyat sonrası olası
sorunlar ve bunlara yönelik baş etme yöntemleri hakkında planlı taburculuk eğitimi vermeleri ve özellikle
hastaları sorularını, korku ve endişelerini ifade etme
konusunda cesaretlendirmeleri gerekmektedir. Sağlık
personeli olarak, prostat kanserinin tedavisinde amacımız, Litwin ve ark.nın dediği gibi “yalnızca yaşama
yıllar eklemek değil, aynı zamanda yıllara yaşam eklemek olmalıdır” (29).
Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.

