Cerrahi yoğun bakım ünitesinde kateter kaynaklı enfeksiyonlar
1. Wishnewski N, Kampf G, Gastmeier P, et al. Prevalence
of primary bloodstream infection in representative
German hospitals and their association with central
and peripheral vascular catheters. Zentralbl Bakteriol
1998; 287: 93-103.
2. O’grady NP, Alexander M, Dellinger EP, et al. Guidelines
for the prevention of intravascular catheter-related
infection. Centers for Disease Control and Prevention.
MMWR Recomm Rep 2002; 51: 1-29.
3. Raad I, Bodey GP. Infectious complications of indwelling
vascular catheters. Clin Infect Dis 1992; 15: 197-208.
4. Lorente L, Henry C, Martin M, Jimenez A, Mora
M. Central venous catheter-related infection in a
prospective and observational study of 2595 catheters.
Crit Care 2005; 9: 631-635.
5. Fraenkel DJ, Rickard C, Lipman J. Can we achieve
consensus on central venous catheter-related infections?
Anaesth Intens Care 2000; 28: 475-490.
6. Dimick JB, Pelz RK, Consunji R, Swoboda SM, Hendrix
CW, Lipsett PA. Increased resource use associates with
catheter related bloodstream infection in surgical
intensive care unit. Arch Surg 2001; 136: 229-234.
7. Maki DG, Ringer M. Risk factors for infusion related
phlebitis with small peripheral venous catheters. A
randomized controlled trial. Ann Intern Med 1991;
114: 845-854.
8. Zürcher M, Tramer M, Walder B. Colonization and
bloodstream infection with single-versus multi-lumen
central venous catheters: a quantitative systematic
review. Anesth Analg 2004; 99: 177-182.
9. Garner JS, Jarvis WR, Emori TG, Hotan TC, Hughes JM.
CDC definitions for nosocomial infections 1988. Am J
Infect Control 1988; 16: 128-140.
10. Pinilla JC, Ross DC, Martin T, Crump H. Study of
the incidence of intravascular catheter infection and
associated septicaemia in critically ill patients. Crit Care
Med 1983; 11: 21-25.
11. Damen J, Verhoef J, Bolton DT, Middleton NG, Van
der Tweer I, Jonge KD. Microbiologic risk of invasive
hemodynamic monitoring in patients undergoing openheart operation. Crit Care Med 1985; 13: 548-555.
12. Merrer J, De Jonghe B, Golliot F, Lefrant JY, Raffy B,
Barre E. Complications of femoral and subclavian
venous catheterization in critically ill patients. JAMA
2001; 286: 700-707.
13. Goetz AM, Wagener MM, Miller JM, Muder RR. Risk of
infection due to central venous catheters: effect of site
of placement and catheter type. Infect Control Hosp
Epidemiol 1988; 19: 842-845.
14. The National Nosocomial Infections Surveillance
System. National nosocomial infection surveillance
(NNIS) system report, data summary from October
1986–April 1998; issued June 1998. Am J Infect Control
1998; 26: 522-533.
15. Moro ML, Vigano EF, Cozzi A. Risk factors for central
venous catheter related infections in surgical and
intensive care units. The Central Venous Catheter
Related Infections Study Group. Infect Control Hosp
Epidemiol 1994; 15: 253-264.
16. Richet H, Hubert B, Nitenberg G, et al. Prospective
multicenter study of vascular-catheter-related
complications and risk factors for positive central
catheter culture in intensive care unit patients. J Clin
Microbiol 1990; 28: 2520-2525.
17. Mermel LA, McCormick RD, Springman SR, Maki DG.
The pathogenesis and epidemiology of catheter-related
infection with pulmonary artery Swan-Ganz catheters:
a prospective study utilizing molecular subtyping. Am J
Med 1991; 91: 197s-205s.
18. Heard SO, Wagle M, Vijayakumar E, et al. Influence
of triple-lumen central venous catheters coated with
clorhexidine and silver sulfadiazine on the incidence
of catheter-related bacteremia. Arch Intern Med 1998;
158: 81-87.
19. Mantese VA, German DS, Kaminski DL, Herrmann VM.
Colonization and sepsis from triple-lumen catheters in
critically ill patients. Am J Surg 1987; 154: 597-601.
20. Clark-Christoff N, Watters VA, Sparks W, et al. Use of
triple-lumen subclavian catheters for administration of
total parenteral nutrition. J Parenter Enteral Nutr 1992;
16: 403-407.
21. Farkas JC, Liu N, Bleriot JP, et al. Single-versus triplelumen central catheter-related sepsis: a prospective
randomized study in a critically ill population. Am J
Med 1992; 93: 277-282.
22. Grupta S, Batra YK, Puri GD, et al. Infection rates in
single- and double-lumen central venous catheters
in critically ill patients. Natl Med J India 1995; 8:
114-117.
23. Johnson BH, Rypins EB. Single-lumen vs double-lumen
catheters for total parenteral nutrition. A randomized,
prospective trial. Arch Surg 1990; 123: 990-992.
24. McCarthy Mc, Shives JK, Robison RJ, et al. Prospective
evaluation of single and triple lumen catheters in total
parenteral nutrition. J Parent Enteral Nutr 1987; 11:
259-262.
25. Yeung C, May J, Hughes R. Infection rate for single vs
triple lumen subclavian catheters. Infect Control Hosp
Epidemiol 1998; 9: 154-158.Cilt 50 • Sayı 3 Kateter kaynaklı enfeksiyonlar • 163
26. Dimick JB, Swoboda S, Talamini MA, Pelz RK, Hendrix
CW, Lipsett PA. Risk of colonization of central venous
catheters: catheters for total parenteral nutrition vs
other catheters. Am J Crit Care 2003; 12: 328-335.
27. Brun-Buisson C, Abrouk F, Legrand P, Huet Y, Larabi S,
Rapin M. Diagnosis of central venous catheter-related
sepsis. Critical level of quantitative tip cultures. Arch
Intern Med 1987; 147: 873-877.
28. Cook D, Randolph A, Kernerman P, et al. Central venous
catheter replacement strategies: a systematic review of
the literature. Crit Care Med 1997; 25: 1417-1424.
29. Coob DK, High KP, Sawyer RG, et al. A controlled
trial of scheduled replacement of central venous and
pulmonary-artery catheters. N Engl J Med 1992; 327:
1062-1068.
30. Uldall PR, Merchant N, Woods F, Yarworski U, Vas S.
Changing subclavian haemodialysis cannulas to reduce
infection. Lancet 1981; 1: 1373.
31. Charalambous C, Swoboda SM, Dick J, Perl T, Lipsett
PA. Risk factors and clinical impact of central line
infections in the surgical intensive care unit. Arch Surg
1998; 133: 1241-1246.
32. Sherertz RJ, Raad II, Belani A, et al. Three-year experience
with sonicated vascular catheter cultures in a clinical
microbiology laboratory. J Clin Microbiol 1990; 28:
76-82.
33. Zürcher M, Tramèr MR, Walder B. Colonization and
bloodstream infection with single-versus multi-lumen
central venous catheters: a quantitative systematic
review. Anesth Analg 2004; 99: 177-182.
Giriş
Santral venöz kateter kullanımı yaygın bir uygulamadır ve hastaneye yatan hastaların %6’sında
kullanım gereksinimi olmaktadır (1). Santral venöz
kateterizasyon (SVK), durumu kritik hastalarda sıvı
tedavisinde, tıbbi ilaç uygulamalarında, kan–total parenteral nütrisyon (TPN) verilmesinde ve hemodinamik durumun monitörizasyonunda kullanılmaktadır
(2,3). SVK’un birçok klinik durumda önemli avantajları varken, enfeksiyon, hemoraji ve tromboz gibi
farklı komplikasyonlara da yol açabilmektedir (4).
Artan sıklıkta kullanım nozokomiyal enfeksiyonlarda
ve kateter kaynaklı sepsiste artışla sonuçlanmaktadır
(5,6). Birçok faktör kateter kaynaklı sepsise katkıda
bulunabilir (7). Kateter kaynaklı enfeksiyon, yoğun
bakım ünitelerinde görülen nozokomiyal enfeksiyonun ikinci en önemli nedenidir ve hastane masraflarını artırır. Kateter kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonlarının %90’ı santral kateterden köken alır (8). Sık
rastlanan bir problem olmasına karşın, epidemiyolojisi, patofizyolojisi, risk faktörleri ve tanı yöntemleri
tam anlamıyla ortaya konulamamıştır.
Bu çalışmada ameliyat sonrası cerrahi yoğun bakım
ünitesinde takip edilen hastalardaki farklı kateter giriş
yerleri ve TPN kullanımı açısından kateter kaynaklı
lokal enfeksiyon ve bakteriyemi sıklığı araştırılmıştır.
Gereç ve Yöntem
Prospektif olarak Mayıs 2005 ile Şubat 2006 arasında 14 yataklı yoğun bakım ünitesinde ameliyat sonrası santral venöz kateterizasyon uygulanan hastalar çalışmaya dahil edildi. Kullanılan kateterler radyoopak
poliüretan olup tünelsiz, bir ve birden çok lümenli
kateterleri içermektedir. Tüm kateterler ameliyat
öncesi veya ameliyat başlangıcında aseptik teknikle
deneyimli anestezist ve cerrah tarafından perkütan
olarak Seldinger tekniğiyle yerleştirildi. Kateter yerleştirilmesi sonrası kateteri çevreleyen alan povidon
iyodlu gazlı bez ile temizlendi ve alanın üstü kuru
* GATF Genel Cerrahi Anabilim Dalı
** GATF Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı
*** GATF Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
Ayrı basım isteği: Dr. Öner Menteş, GATF Genel Cerrahi Anabilim Dalı,
Etlik-06018, Ankara
E-mail: onermentes@yahoo.com
Makalenin geliş tarihi: 25.02.2008 • Kabul tarihi: 02.07.2008Cilt 50 • Sayı 3 Kateter kaynaklı enfeksiyonlar • 159
steril gaz ve drape ile kapatıldı. Perkütan giriş yeri
her 24 saatte bir lokal enfeksiyon açısından kontrol
edildi ve günlük pansumanı değiştirildi. İntravenöz
bağlantı hatları her 48 saate bir değiştirildi. Kateter
çıkarılma kararı hastaların doktorları tarafından verildi. Kateterlere ihtiyaç kalmadığında veya sistemik ve
lokal komplikasyonlar saptandığında çıkarıldı. Uzun
süreli kullanım gerektiğinde santral venöz kateterler
14 günde bir rutin olarak değiştirildi. Bazı çalışmalarda 5–7 günden daha fazla kalan santral kateterlerin
artmış enfeksiyonla ilişkili olduğu gösterilmiş ve di-
ğer birçok çalışmada her 7-14 gün süresince değiştirilmiştir. Kateterleri yenisiyle değiştirme tel eşliğinde
yapıldı fakat kateter enfeksiyonu şüphesi olduğunda
farklı bir giriş yeri kullanıldı. Tüm kateter uçları kültüre edildi. Kateter uçlarının 5 cm’lik distal parçası
steril makas ile kesildi, taşıma tüplerine konuldu ve
yarı kantitatif maki yöntemi ile kültüre edildi. Kan
kültürü gereksinimi olduğunda 10 ml venöz kan, kateter ve periferal venlerden alındı. Yaş, cinsiyet, tanı,
APACHE II ve SOFA skoru, yoğun bakım kalış süresi,
kateter giriş yerleri, kateter çekilme süreleri, çekilme
nedeni, TPN süresi, kateter lümeni, lokal enfeksiyonkateter ile ilişkili sepsis bilgileri toplandı.
Kateter ilişkili enfeksiyon “Centers for Disease
Control” (CDC) kriterlerine göre belirlendi (9).
Kateter uç kolonizasyonu kateter ucundan >15
CFU’den fazla mikroorganizma üretilmesi halinde kabul edildi. Kateter kaynaklı lokal enfeksiyon için lokal
bulgular (endürasyon, ödem, ısı artışı, pürülan mayi
gelmesi) ve kateter uç kültüründe mikroorganizma
üremesidir.
Kateter kaynaklı kan dolaşım enfeksiyonu; periferik
venlerden pozitif kan kültürü ve sistemik enfeksiyon
belirtileri olması, kateterden başka bakteriyemi kaynağı olmaması ve kateter uç kolonizasyonunda aynı
mikroorganizma bulunması olarak kabul edildi.
Sonuçlar yüzde olarak verilmiştir. Gruplar arasında kateter çıkış yeri enfeksiyonu dansitesini ve kateter kökenli kan dolaşım enfeksiyonu dansitesini
karşılaştırmada Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır.
İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 kabul edilmiştir.
İstatistiksel analiz SPSS 10.0 istatistiksel paket programı (SPSS Inc., Chicago, Illinois, USA) ile yapılmıştır.
Bulgular
Çalışmaya 88 hasta dahil edilmiştir. Hastaların 32’si
(%36.3) kadın, 56’sı (%63.7) erkekti. Kırk altı hasta
(%52.2) kanser nedeniyle, 9 hasta (%10.3) travma ve
9 hasta (%10.3) ileus nedeniyle, 24 hasta (%27.2) benign cerrahi durumlar nedeniyle ameliyat edilmişti.
Yaş ortalaması 51±21.1, yoğun bakımda kalış süresi
6.8±5.8 gün, kateterizasyon süresi 8.6±7.7 gün, TPN
kullanım süresi 8.3±9.5 gün, APACHE skoru 10.8±5.3,
SOFA skoru 7.2±1.7 olarak saptandı. Kırk beş hastada (%51.1) kateter 7 gün veya daha az, 43 hastada
(%48.9) 7 günden fazla takılı kalmıştı. Seksen sekiz
hastanın 13‘ünde enfeksiyon, kateterin defonksiyone
olması ve kateter süresinin >14 günü geçmesi nedeniyle ikinci kez kateter takılma gereği duyulmuştur.
Yetmiş sekiz hastaya ameliyathane şartlarında ameliyat öncesi kateter yerleştirilmiştir. Tek lümenli kateter sayısı 17 (%16.8), birden çok lümenli kateter sayısı
84 (%83.2)’dür.
Toplam kateterizasyon sayısı 101 ve toplam kateterizasyon süresi 849 gündür. Yetmiş dokuz jügüler
kateter (%81.8) için kateter kalış süresi 542 gün , 21
subklavyen kateter (%17) için 293 gün ve 1 periferden yerleştirilmiş santral periferik kateter (%1.2) için
ise 14 gündür (Tablo I).
Yirmi altı kateterde (%25.7) kateter ucu kültürlerinde kolonizasyon tespit edildi. Seksen sekiz hastanın
5’inde (%5.7) kateter kaynaklı çıkış yeri enfeksiyonu
ve 6’sında (%6.1) kateter kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonu geliştiği gözlendi (Tablo I). Seksen dört çok
lümenli kateterin 23’inde (%27.3), tek lümenli 17 kateterin 3’ünde (%17.6) kolonizasyon tespit edilmiştir.
Tek lümenli kateterlerde bakteriyemi gözlenmezken,
çok lümenli kateterlerde kolonizasyon oranı %27.3
ve enfeksiyon oranı ise %7.1‘dir.
Tablo I. Farklı giriş yeri açısından kateter çıkış yeri ve kan dolaşımı enfeksiyonu
Hasta
sayısı
Kateter
sayısı
Kateter
günü
KÇYE
sayısı
KÇYE
yüzdesi
KÇYE insidans
dansitesi*
KDE
sayısı
KDE
yüzdesi
KDE insidans
dansitesi
Kolonizasyon
yüzdesi
Subklavyen 15 21 293 1 4.8 3.4 1 4.8 3.4 7
Jügüler 72 79 542 4 5.1 7.4 5 6.3 9.2 18
Periferal 1 1 14 0 0 0 0 0 0 1
Total 88 101 849 5 4.9 5.8 6 5.9 7.1 26 -100
KÇYE: Kateter çıkış yeri enfeksiyonu; KDE: Kan dolaşım enfeksiyonu
*: İnsidans dansitesi: 1000 kateter günü için enfeksiyon yüzdesi160 • Eylül 2008 • Gülhane Tıp Derg Menteş ve ark.
Kateter çıkış yeri enfeksiyonu ve bakteriyemi gelişen hastalarda 1000 kateter günü için enfeksiyon
insidansı sırasıyla; jügüler kateter için 7.4–9.2 gün,
subklavyen kateter için 3.4–3.4 gün olarak bulundu
(Tablo II).
Tablo II. Kateter çıkış yeri enfeksiyonu dansitesi
karşılaştırılması
İnsidans dansitesi* p değeri
Subklavyen/jügüler 3.4/7.4 <0.003
*: İnsidans dansitesi: 1000 kateter günü için enfeksiyon yüzdesi
Kateter çıkış yeri enfeksiyon (KÇYE) insidans dansitesi jügüler kateterde subklavyen ve periferale göre istatistiksel olarak yüksektir (3.4-7.4) (Tablo II). Kateter
kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonu (KKKDE) insidans
dansitesi jügüler kateterde subklavyen ve periferale
göre istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur (3.4-9.2)
(Tablo III). KKKDE gelişen 6 hastada kateterizasyon
süresi >8 gün idi.
Tablo III. Kateter kökenli kan dolaşım enfeksiyonu dansitesi
karşılaştırılması
İnsidans dansitesi* p değeri
Subklavyen / jügüler 3.4 /9.2 <0.001
*: İnsidans dansitesi: 1000 kateter günü için enfeksiyon yüzdesi
TPN kullanılan 43 (%48.9) hastanın 16’sında
(%37.2) kateter kolonizasyonu geliştiği tespit edildi.
Kateter kaynaklı bakteriyemi gelişen 6 hastanın hepsi
de TPN kullanmaktaydı. Bu hastaların kateterizasyon
süresi 22±7.4 ve TPN kullanma süresi 15±6.9 gündü.
TPN kullanan 5 hastada tek lümenli kateter mevcut
olup, TPN süresi <7 gündü ve 3 hastada kolonizasyon
geliştiği ve hiçbirinde kateter kaynaklı bakteriyemi
gelişmediği tespit edildi.
Kateter ucu kültürlerinden en sık izole edilen mikroorganizma 14 hastada koagülaz negatif stafilokok,
7 hastada Staphylococcus aureus, 2 hastada Escherichia
coli, birer hastada Enterococcus spp., Acinetobacter spp.
ve Candida albicans idi (Tablo IV). Kateterlerden izole
edilen S. aureus’ların hepsinin metisiline dirençli oldukları tespit edildi.
Tartışma
Literatüre göre santral kateterlerin %4-22’sinde kateter çıkış yeri enfeksiyonu geliştiği ve lokal enfeksiyon sıklığının 5-12/1000 gün olduğu belirtilmektedir.
(10-13). Santral kateterlerin %1-13’ünde ise kateter
kaynaklı kan enfeksiyonu gelişmekte ve kan dolaşımı
enfeksiyonu insidansı 2-4.5/1000 gün olarak bildirilmektedir. (14). Bizim çalışmamızda kateter kaynaklı
kateter çıkış yeri enfeksiyonu ve bakteriyemi yüzdesi
literatür verilerine göre alt sınırlarda olup, kateterizasyon sayısı literatür verilerine göre daha az oldu-
ğundan yüzde olarak normal sınırlarda saptanmıştır.
Kateter kaynaklı lokal enfeksiyon ve kateter kaynaklı
bakteriyemi insidans dansitesi jügüler kateterizasyonda subklavyen kateterizasyona göre sırasıyla 2 ve 2.5
kat daha fazla bulunmuştur (3.4’e 9.2). Genel toplamda kateter kaynaklı bakteriyemi insidansı 7.1/1000
kateter günü’dür.
Hangi kateterizasyon yerinin daha yüksek enfeksiyon riski taşıdığı hala tartışmalıdır. Bazı çalışmalarda
femoral (12,13) ve bazı çalışmalarda da jügüler giriş
yeri olarak belirtilmektedir (15,16). Bir çalışmada sadece jügüler–subklavyen karşılaştırıldığında jügüler
kateterizasyonda daha yüksek enfeksiyon riski oldu-
ğu belirtilmiştir (10). Bizim çalışmamızda subklavyen
kateterizasyonun diğer yerlere göre daha az enfeksiyon insidansı ile ilişkili olduğu ve kateter kaynaklı
bakteriyemi açısından jügülere göre 2.5 kat daha az
enfeksiyon riski taşıdığı saptanmıştır.
Subklavyen ile karşılaştırıldığında jügüler giriş yerinde yüksek kateter kaynaklı lokal enfeksiyon ve kan
enfeksiyon dansiteleri muhtemelen cilt kolonizasyonunu kolaylaştıran 3 faktöre dayanmaktadır. Giriş yerinin ağza ve orofaringeal sekresyonlara yakın olması,
daha yüksek lokal cilt ısısı nedeniyle oluşan yüksek
lokal cilt florasının yoğunluğu ve kapalı pansuman
ihtiyacını gidermedeki zorluklardır (15,17,18).
Her 48-72 ve 73-120 saat aralığında santral kateterlerin değiştirildiği durumu kritik hastalarda yapılan
bir kolonizasyon ve sepsis çalışmasında, Mantese ve
ark. tüm kateterlerde %35 pozitif kateter uç kolonizasTablo IV. Kateter ucundan ve kateter kaynaklı enfeksiyonlardan
izole edilen mikroorganizmalar
Mikroorganizma
Kateter ucundan
kültüre edilen
mikroorganizma
n (%)
Kateter kökenli
sepsisten izole edilen
mikroorganizma
n (%)
Gram (+) kok 21 (81) 4 (66.7)
S.aureus 7 2
Koagülaz (-) stafilakok 14 2
Gram (-) basil 4 (15.4) 2 (33.3)
E.coli 2 1
Acinetobacter spp 1 1
Enterobakter spp 1 -
Candida spp 1 (3.8) -Cilt 50 • Sayı 3 Kateter kaynaklı enfeksiyonlar • 161
yonu olduğunu tespit etmişlerdir. Bunlardan %39’u
48-72 saatlik grupta ve %29’u 73-120 saatlik gruptaydı. Sonuçta gruplar arasında farklılık saptanmamıştır
(19). Çalışmamızda kolonizasyon oranı %25.7’dir.
Kateter kolonizasyonu ile lümen sayısı arasındaki iliş-
ki incelendiğinde çok lümenli kateterlerin %13.1’inde,
tek kümenli kateterlerin ise ise %14.7’sinde kolonizasyon geliştiği bildirilmektedir ve aralarında istatistiksel
olarak farklılık yoktur (20-24). Kateter kaynaklı enfeksiyon gelişimi ile lümen sayısı arasındaki ilişki incelendiğinde bazı çalışmalarda tek lümenli kateterlerin
daha az enfeksiyon gelişimiyle ilişkili olduğu (20,24),
bazılarında ise tek veya çok lümenli kateterler arasında
enfeksiyon gelişmesi açısından fark olmadığı belirtilmektedir (21,22). Yapılan bu çalışmaların metaanalizinde çok lümenli kateterlerin %8.4’ünde, tek lümenli
kateterin ise %3.1’inde kateter kaynaklı bakteriyemi
geliştiği tespit edilmiştir (20-24). İstatistiksel olarak
aradaki farklılık anlamlı bulunmuştur. Tek lümenli kateterde kateter kaynaklı kan enfeksiyon oranı daha azdır. Bizim çalışmamızda tek lümenli kateterlerde %17.6
kolonizasyon oranı tespit edilmiştir ve bu grupta bakteriyemi gözlenmemiştir. Çalışmamızda çok lümenli
kateterlerde kolonizasyon oranı %27.3 olup, literatüre
göre yüksektir, ancak bakteriyemi oranı %7.1’dir. Tek
lümenli kateter kullanımıyla kolonizasyonun belirgin
derecede azalmış olduğu, dolayısıyla kateter kaynaklı
lokal enfeksiyon ve bakteriyemi insidansının da azalmış olduğu gözlendi.
Lümen sayısına bağlı olarak çok lümenli santral
kateterler 2-3 kat daha fazla internal yüzey alanına
sahiptir. Bu artmış alan bakterilerin büyümesine ve
sonuçta kateter kaynaklı kan enfeksiyonu riskinde artışa neden olur. Tek lümenli kateterde azalmış kontaminasyon riski vardır, ancak kolonizasyon açısından
fark yoktur (33).
Birçok çalışmada TPN kullanılan kateterlerde enfeksiyon riskinin daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
Richet ve ark. TPN için kullanılan kateterlerde diğer
amaçla kullanılan kateterlere göre kolonizasyonun
daha çok olduğunu bulmuşlardır (%28-%17 p<0.05)
(16). Moro ve ark. ise yine benzer oranda TPN kateterlerinde daha yüksek kateter kaynaklı kan enfeksiyon oranı bulmuşlardır (%13.9-%7.7 p=0.03) (15).
Çalışmamızda hastaların %48.9’una TPN uygulanmış, bunlardan %37’sinde kateter kolonizasyonu gelişimi tespit edilmiştir. Kateter kaynaklı bakteriyemi
gelişen toplam 6 hastanın hepsi de TPN kullanmaktaydı. Bu hastaların kateterizasyon süresi 22±7.4 ve
TPN kullanma süresi 15±6.9 gündü. Çalışmamızda da
uzun süreli TPN kullanımı ile kolonizasyon artmakta
ve kateter kaynaklı enfeksiyon gelişme riskinde artış
saptanmaktadır.
Young ve ark. hastaları tek veya çok lümenli kateterden TPN alacak şekilde randomize etmişler ve tek
lümenli kateterden sadece TPN verilmesiyle enfeksiyon oranlarında dramatik bir düşüş izlemişlerdir (25).
Dimick ve ark. ise subklavyen, tek lümenli, sadece
TPN amaçlı kateter kullanıldığında kolonizasyonun 5
kat daha azaldığını belirtmişlerdir (26).
Çalışmamızda kateterin 8 günden daha fazla takılı
kaldığı hastalarda (43 hasta) kateter kaynaklı enfeksiyon oranı 7 günden daha az kalan hastalara göre
daha yüksek bulunmuştur. Sekiz günden daha fazla
kateter takılı kalan hastalarda enfeksiyon gelişme riski 2 kat daha fazladır ve kateter kaynaklı bakteriyemi
gelişen toplam 6 hastanın kateterizasyon süreleri de
>8 gündür.
CDC 2002 önerilerinde kateter kaynaklı enfeksiyonları önlemede santral kateterlerin rutin olarak
değiştirilmesiyle ilgili öneri olmasa da, çalışmaya dahil olan hastalarımızın her 14 günde bir kateterleri
değiştirilmiştir. Çünkü kateterizasyon süresi 5-7 günü
geçtiğinde kateter kaynaklı enfeksiyonlarda artış olmaktadır (15,16,18). Ayrıca bazı çalışmalarda santral
kateterler her 7–10 günde bir değiştirilmiştir (11,27).
Ancak Cook ve ark. planlı kateter değiştirilmesinin
klinik endikasyonla değiştirilmesine karşı bir avantajı
olmadığını belirtmektedirler (28). Diğer çalışmalardaki sonuçlar planlı değiştirmenin enfeksiyonu azaltmada bir etkisi olmadığı yönündedir (29,30). Ancak
kateter uç kolonizasyonu ve kan enfeksiyonu kateterizasyon süresiyle artmakta olduğundan, planlı değiş-
tirmeyle ilgili tartışmalar devam etmektedir.
Birçok yazar santral kateter kullanımıyla ilişkili enfeksiyon açısından ilave risk faktörleri tanımlamışlardır. Moro ve ark. kateterizasyon süresinin artmış enfeksiyon riski ile beraber olduğunu bildirmişler, 7-14
gün arasında 4 kat, 14 gün sonrasında 5 kat artmış
enfeksiyon riski olduğunu belirtmişlerdir (15). Richet
ve ark. kateterizasyon süresi, semipermaabl pansuman ve jügüler ven kullanımını bağımsız risk faktörü
olarak belirtmişlerdir (16). Dimick ve ark. ise sadece
internal jügüler ven kateterizasyonunu risk faktörü
olarak bildirmişlerdir (31). Çalışmamızda kateterin
8 gün veya daha fazla takılı kaldığı hastalarda çok
lümenli jügüler kateter kullanımıyla ve uzun süreli
TPN kullanılmasıyla enfeksiyon riskinin belirgin olarak arttığı görülmektedir. Genel cerrahi kliniklerinde
kateter kullanılacak hastalarda kateter giriş yeri seçimi ve kateter bakımı, TPN infüzyonu kullanıldığında
personelin eğitimli olması kateter enfeksiyonlarının
önlenmesinde gereklidir.
Kateter kaynaklı enfeksiyonlar mikrobiyolojik açı-
dan incelendiğinde Staphylococcus epidermidis’in en
sık ajan olduğu, bunu sırasıyla P.aeruginosa, mantar-162 • Eylül 2008 • Gülhane Tıp Derg Menteş ve ark.
lar, enterokoklar, S.aureus ve Enterobacteriaceae ailesi
üyesi mikroorganizmaların takip ettiği görülmüş-
tür (32). Bizim çalışmamızda kolonizasyonda en sık
S.epidermidis, kan enfeksiyonunda ise yine gram pozitif koklar tespit edilmiştir. Stafilokokların kateter uçlarından üreyen en sık ajan olması bu organizmanın ya
hastanın cilt florasından veya medikal personelden ya
da hub kolonizasyonunda olduğu görüşünü desteklemektedir. Gram pozitif kok/gram negatif basil oranı
ise kan enfeksiyonlu hastalarda 2 kat artmaktadır.
Kateterizasyon giriş yeri ve süresi, TPN kullanım ve
süresi, lümen sayısı kateter kaynaklı enfeksiyonlarda
önemli bir risk faktörüdür. Kateter kaynaklı enfeksiyonları en aza indirmek için subklavyen kateter diğer
kateter giriş yerlerine göre öncelikle tercih edilmeli,
mümkünse tek lümenli kateter kullanılmalı ve ameliyat sonrası dönemde enfeksiyonların azaltılmasında hastalar yakından takip edilerek önleyici tedbirler
mutlaka alınmalıdır.
- 3
- 2008
- 50
- Abdullah Kılıç
- Ali Harlak
- Arzu Balkan
- Cerrahi yoğun bakım
- Genel Cerrahi
- Göğüs Hastalıkları
- Gülhane Tıp Dergisi
- İsmail Arslan
- kateter giriş yeri
- kateter kaynaklı enfeksiyon
- Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji
- Müjdat Balkan
- Öner Menteş
- Orhan Kozak
- Rahman Şenocak
- Taner Yiğit
- Turgut Tufan
- Türkçe
Türkiye’nin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bir ilke daha imza atmaya hazırlanıyor. Arastirmax.com "1. Liselerarası İşletme ve Ekonomi Proje Yarışması"nın sponsorlarından biri olmaktan gurur duymakta.

